KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/9981 E., 2025/16513 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/192 E., 2023/344 K.
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak 20.000 TL maddi tazminatın tespit tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, birleşen dava dosyasının 24.04.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin talep hakkını saklı tutarak 180.823,62 TL maddi ve 190.000 TL manevi tazminatın tespit tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, birleşen ikinci dava dosyasının 20.02.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle 77.465,43 TL maddi tazminatın tespit tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili bozmadan sonra ,birleşen üçüncü dava dosyasının 13.11.2023 tarihli dilekçesi ile 416.853,54 TL maddi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2003 - 2006 yılları arasında müvekkili şirkette çalıştığını, davacıdaki sağlık sorunlarının davacının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonraki süre içerisinde ortaya çıkmasının kuvvetli bir ihtimal olduğunu, davacının davalı şirkette çalıştıktan 5 yıl sonra İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesine başvurduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli 2018/85 E.-2019/163 K. sayılı kararıyla; “Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 208.722,31 TL maddi tazminatın gelir başlangıç tarihi 01.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 69.566,74 TL maddi tazminatın meslekte kazanma kaybı oranının %19'a çıktığı 21.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 35.000 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit edildiği 01.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli 2019/1868 E.-2020/511 K. tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, ".. mahkemece yapılacak iş, davacının davalı işyerinde çalışması sona erdikten sonra, çalışmasının devam ettiği dava harici işyerlerindeki çalışmaları dikkate alınarak, bu işyerlerindeki çalışmalarının niteliği, her bir işveren nezdinde çalışma süresince maruz kaldığı mesleki bedensel yıpranma da gözetilerek,
çalışmanın geçtiği alanlarda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı mühendis bilirkişiler ile davacıda tespit edilen meslek hastalığı konusunda uzman nörolog hekimden oluşturulacak bilirkişi kurulundan her bir işveren nezdinde çalışmasının mevcut meslek hastalığının gelişmesi üzerindeki etkisi tartışılarak ayrı ayrı işverenlerin kusur oranlarının belirlenmesi sağlanmalıdır.
Alınacak raporla beraber dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek, davalı işverenin sadece kendi kusurundan sorumlu olduğu diğer işverenlerin kusurundan müteselsilen sorumlu olmayacağı hususu gözetilerek, belirlenen davalı kusur oranı, usuli kazanılmış haklara göre hükme dayanak alınan 04.02.2019 tarihli hesap raporuna uygulanmalı, bu raporda işlemiş devre tarihi ileri çekilmemeli,
mevcut hesap raporundaki verilere riayet edilerek davacının maddi tazminat alacağı belirlenmeli ve hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata karar verilmelidir... yargılama giderinin paylaştırılmasında tüm taleplerin kabul ve reddolan kısmına göre tarafların haklılık oranı belirlenip taraflar arasında buna göre paylaştırma yapılması gerekirken; yazılı şekilde haklılık oranının tespitinde maddi tazminatın kabul ve reddolan miktarının gözetilip, manevi tazminatın kabul ve ret oranının gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile 208.722,31 TL maddi tazminatın gelir başlangıç tarihi 01.04.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 69.566,74 TL maddi tazminatın meslekte kazanma kaybı oranının % 19'a çıktığı 21.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit edildiği 01.03.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabının davacı aleyhine olacak şekilde hatalı yapıldığını, kararla hükmedilen manevi tazminatın, hukuki ve fiili gerçeklik, meslek hastalığının davacının ruhi ve bedeni vücut bütünlüğünde ortaya çıkardığı zararlar, davacının yaşı, davalının sorumlu olduğu kusurun ağırlığı karşısında düşük kaldığını, güncel asgari ücret verilerine göre hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı değerlendirildiğini belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili, temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava ve birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davalı işyerinde işe girmeden önce ve sonrasında sigortalı olarak birçok farklı işyerinde çalıştığını, meslek hastalığının davalı işyerinden kaynaklandığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının çalışma hayatının üçte birlik kısmında davalı işyerinde çalıştığının göz önüne alınmadığını, davalı işverenin işçiyi gözetme borcunu harfiyen yerine getirdiğini, dosyaya sundukları bilgi ve belgeler göz ardı edilmek suretiyle soyut ve genel ifadelerle davalı işyerine %100 kusur verildiğini, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A) Taraf vekillerinin hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacı lehine hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9981, K. 2025/16513, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama