KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2008/13788 E., 2010/14801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memur Olmayanın Resmi Belgede Sahteciliği, Dolandırıcılık, Hırsızlık
- Hüküm
- 1)765 sayılı TCK.nun 64/1 ve 349/2 maddeleri delaletiyle aynı Kanunun 342/1 maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası,
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
2)5237 sayılı TCK.nun 157/1, 52, 53/1-2-3 maddeleri gereğince 8 ay hapis ve 3.000,00 YTL adli para cezası, 3)Beraat (Hırsızlık suçu yönünden),
C.Savcısının temyiz dilekçesinin içeriğinin mahkumiyet hükükmlerini kapsadığı kabul edilerek yapılan incelemede: Sanık ...'e yüklenen resmi belgede sahtecilik suçu yönünden mahkemenin 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanması halinde anılan sayılı yasanın 204/1.maddesinin aleyhe olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemesi karşısında tebliğnamenin bu husustaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve 5252 Sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesi uyarınca bozma yapılmamıştır. 1-)C.Savcısı ile sanıklar müdafiilerinin dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizine gelince;
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının tür ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve C.Savcısı ile sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 Sayılı CMUK.nun 321 maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık(lar) hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-C.Savcısı ile sanıklar müdafiilerinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a)Şikayetçi ... tarafından çalındığı ihbar edilen suça konu çeki sanık ...'in borcu karşılığı getirdiğini,şikayetçi ... 'ın yanında çalışan ... adlı kişiden aldığını söyleyip düzenlenmiş halde ciro edip verdiğini,kendisinin de şikayetçi ...'e ciro ettiğini beyan eden sanık ... savunmasına karşın sanık ...'in, babası ... tarafından sanık ...'a hatır çeki olarak verilip onun da şikayetçi ...'e verdiği çekleri geri almak için Sanık ...'ın elinde düzenlenmiş halde bulunan çeki vermek üzere birlikte gittiklerini, çeki şikayetçi ...'in isteği üzerine,garanti vermek amacıyla imzaladığını,
babasının çeklerinden bir tanesini geri alabildiklerini diğerini vermediğini, suça konu çeki Sanık ... tarafından ödenmemesi üzerine takibe konulduğunda sahte olduğunu öğrendiğini savunması, şikayetçi ...'in ise Sanık ...'i hiç tanımadığını, çeki sanık ...'ın getirdiğini beyan etmesi karşısında,sanık ...'in babası ...'in adresinin araştırılıp tespiti halinde tanık sıfatıyla çağrılması,şikayetçi ...'in de yeniden dinlenerek her iki tanıktan da sanık ...'in savunmasında belirtilen hususlar hakkında bilgi alınması,hatır çekleri ile ilgili olarak ellerinde bir belge varsa ibrazının taraflardan istenmesi,her ne kadar tanık ...
Eker ifadesinde çekle ilgisi olmadığını beyan etmişse de tanığın yazı,rakkam ve imza örneklerinin alınıp,resmi dairelerden de temin edilecek örneklerle suça konu çekin karşılaştırılması, sanık ...'in diğer sanıkla fikir ve eylem birliği içinde hareket edip etmediğinin kesin olarak saptanması bakımından tüm delillerin değerlendirilip sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/13788, K. 2010/14801, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama