İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Ceza Dairesi

YARGITAY · 11. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/12104 K.2010/828

Hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçundan sanık ... ve ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 600 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı…

Esas2009/12104Karar2010/828Tarih12 Şubat 2010Okuma4 dk · 814 kelime

KÜNYE

11. Ceza Dairesi 2009/12104 E., 2010/828 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Şubat 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

814 kelime·4 dk okuma

Hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçundan sanık ... ve ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 600 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi uyarınca 2.190 yeni Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca doğrudan hükmedilen adli para cezası ile hapisten çevrilen adli para cezasının toplanarak ayrı ayrı 2.790 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2007 tarihli ve 2004/897 esas, 2007/235 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;

Gerekçeli karar başlığında karar tarihinin 11/04/2007 yerine 04/06/2005 olarak hatalı yazılmasının mahallinde düzeltilebileceği nazara alınarak yapılan incelemede,

1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olduğundan bahisle sanıklar hakkında hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçundan anılan Kanun'un 155/2. maddesi uyarınca 30 gün karşılığı 600 yeni Türk lirası ile birlikte verilen 1 yıl hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi uyarınca günlüğü 6 yeni Türk lirası üzerinden paraya çevrilerek toplam 2.790 yeni Türk lirası adli para cezasına karar verilmiş ise de, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun 9. maddesinin üçüncü fıkrasında.

"Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklinde düzenleme uyarınca sanığın 16/04/2002 tarihinde işlemiş bulunduğu suçu sebebiyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 647 sayılı Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu belirlenen ceza ile 5237 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle belirlenen cezanın karşılaştırılması gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun lehe kabul edilip uygulama yapıldıktan sonra, 765 sayılı Kanun'un 72, 647 sayılı Kanun'un hükümlerinin uygulanmasında,

2-5237 Sayılı Kanunda cezaların içtimasına yer verilmemiş olup 5275 Sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca her bir cezanın diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı ayrı koruduğu gözetilmeden cezaların içtimasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17.04.2009 gün ve 2009/4601-23009 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 20.05.2009 gün ve KYB.2009/107073 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına incelenmesi olanaksızdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında da açıklandığı üzere, yokluklarında verilen hüküm ile atanan zorunlu müdafiinin temyiz dilekçesinin, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa usulüne uygun olarak tebliğ olunması gerekmektedir.

Öte yandan, Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 tarihli 4709 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.

Bu hükme koşut olarak 5271 sayılı CMK’nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir” biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun’un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” hükümleri öngörülmüştür.

5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinde, kanun yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir”, ikinci fıkrasına göre de “Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır” hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile kanun yoluna başvurmaya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları nedeniyle yasa yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde yasa yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi nedeniyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.

İncelenen dosya içeriğine göre, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanık ...’a, yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğ edilmediği gibi, vaki temyiz istemi mahkemece red edilen sanık ...’a anılan red kararına karşı başvurabileceği kanun yolu, süresi, mercii ve yöntemi açıklanmadan, CMK’nın 232. maddesine aykırı biçimde verilen 25.09.2008 gün ve 2004/897 esas, 2007/235 sayılı ek kararının da tebliğ edilmediği anlaşılmakla, sanıkların anılan kararlara karşı başvuru hakları ortadan kalkmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2007 gün ve 2004/897 esas, 2007/235 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, anılan tebligatların usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/12104, K. 2010/828, 12 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/12104
Karar No
2010/828
Tarih
12 Şubat 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/12104 K.2010/2833
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2009/12105 K.2010/3064
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/12105 K.2010/2458
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/12105 K.2010/2843
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/12106 K.2010/1503
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/12106 K.2010/2841

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.