KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/16969 E., 2010/6964 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Sanıklar , S: Beraat
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Sanık ...; 765 S.Y.nın 504/7, 80, 522, 59/2.maddelerine göre 2 yıl 5 ay 5 gün hapis ve 21797 YTL APC ile cezalandırılmasına
I)Sanık ...’ın “nitelikli dolandırıcılık” suçundan beraatine dair hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ... yönünden, 05.09.1996 tarihinde evlendiğini gizleyerek daha önce verilmiş sağlık karnesini, hak etmediği halde 04.01.2002 tarihine kadar kullanmaktan ibaret eylemi nedeniyle dava açıldığı, yetim aylığının bu sanık yönünden iddianameye konu edilmediği dikkate alınarak suç tarihinin sağlık karnesinden en son yararlanılan 04.01.2002 olduğu kabul edilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında;
sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabii olduğu, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği en son 04.01.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
II)Sanık ... ’un “nitelikli dolandırıcılık” suçundan beraatine dair hükme yönelik katılan vekilinin, sanık ...’in aynı suçtan mahkumiyetine dair hükme yönelik ise müdafiinin temyiz itirazlarına gelince;
sanıkların haksız yere Emekli Sandığından yetim aylığı almaları ve sağlık yardımından faydalanmalarından ibaret eylemlerinin kül halinde aynı mağdura yönelik zincirleme suç olması nedeniyle, yönünden 31.12.2003,yönünden 30.06.2004, yönünden ise, 30.03.2004 tarihinin teselsülün sona erdiği suç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinden tebliğnamede yer verilen, sanık ... hakkında sağlık karnesini başkalarına kullandırarak dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiğine yönelen düşünceye iştirak olunmamıştır.
1)Sanık ...’in kızları, venin evlenmeleri nedeniyle yetim aylığı hak etmediklerini bilerek ve bu durumu gizleyerek, ilgili bankalardan kızlarının aylıklarını vekaleten bizzat çekmekten ibaret eylemlerinin, her bir kızı yönünden kendi içinde zincirleme şekilde bağımsız suç oluşturacağı ve lehe yasanın belirlenmesi için uygulamalı karşılaştırma yapılırken, 5237 sayılı TCK’nun 158/1-son maddesinde 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki işlenen suçlar yönünden 2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası öngörüldüğü, alt sınırın farklı olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karşılaştırmada yapılan hata sonucu 765 sayılı TCK’nun lehe olduğu kabul edilerek sanığa fazla ceza tayini yasaya aykırı,
2)Sanıklardan ), babasıın vefatı üzerine annesi olan diğer sanık ...’ye vekalet verdiği Nisan 1991 tarihinde yetişkin ve evli olmasına rağmen nüfus idareleri arasındaki iletişimsizlikten faydalanarak temin ettiği bekar olduğuna ilişkin nüfus kaydı ile bunu doğrulayan kimlik araştırma belgesi sayesinde yetim aylığı aldığının ve sağlık yardımından faydalandığının iddia olunması, sanığın bundan haberdar olmadığını savunması,
annesi olan sanık ...’nin ise aksini iddia etmesi ve katılan kurum tarafından da sağlık karnesinin sonradan yenilendiğinin ileri sürülmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya neden olmayacak şekilde belirlenmesi açısından, yetim aylığı ve sağlık yardımı başvurusunda bulunup, bekar olduğuna ilişkin nüfus kaydıyla, kimlik araştırma belgesini ibraz eden ve sonradan sağlık karnesinin yenilenmesi talebinde bulunup, karneyi teslim alan kişinin kimliği belirlenip,
başvuru belgeleri temin edilerek ve gerektiğinde imza incelemesi yaptırılmak suretiyle olayın açıklığa kavuşturulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/16969, K. 2010/6964, 9 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama