KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/19342 E., 2010/4982 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2010
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Dolandırıcılık suçundan sanık ın 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 503/1, 80, 522/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay 12 gün hapis ve 106.485.288 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/1992 tarihli ve 1991/310 esas, 1992/91 sayılı ilâmını içeren adlî sicil arşiv kaydının adlî sicilden çıkartılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 30/05/2009 tarihli ve 2009/98 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinin, suç tarihi itibarıyla aynı Kanun'un yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşulları düzenlemiş olduğundan, adı geçenin mahkumiyetine konu kaydın da bu kapsamda olduğu, dolayısıyla mülga 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen şartlar oluştuğunda, silinmesi mümkün suçlara ilişkin adli sicil kayıtlarının mahkemelerce verilen silme kararlarına istinaden veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından adli sicil kaydından çıkartıldığı,
madde metinlerinde "affa uğramış olsalar bile" ibaresi bulunan, başta Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda (2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nun 11. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi vb. gibi) sayılan suç ve cezaların ise 5352 sayılı Kanun'un 10. maddesine istinaden, istenildiğinde verilmek üzere arşiv kaydına alındığı, aynı Kanun'un 12. maddesinde sayılan şartlar dışında silinmesine yasal olanak bulunmadığı, bu bağlamda;
adı geçenin silmeye konu suçunun, Anayasa'nın 76. maddesinde sayılan suçlardan olması sebebiyle bahse konu kaydın mevzuat gereği adli sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alındığı ve arşiv kaydının da silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 16.09.2009 gün ve 2009/11289/52976 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.
Başsavcılığının 09.10.2009 gün ve KYB.2009/225115 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/19342, K. 2010/4982, 30 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama