KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/22514 E., 2011/934 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Sahtecilik-Dolandırıcılık
- Hüküm
- ... : Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraat,
Karar Metni
677 kelime·3 dk okuma
: Dolandırıcılık beraat, Sahtecilik 765 sayılı TCK.nun 350/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 2.700.- YTL Adli Para Cezası ile cezalandırılması,
1-Şikâyetçi Türk Telekomünikasyon AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanıklar hakkında sahte olarak düzenledikleri kimliklerle bir çok bankadan kredi kartı alıp bu suretle elde ettikleri kartlarla harcama yaptıkları iddiasıyla zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık ve nüfus cüzdanında sahtecilik suçlarından kamu davası açılmış olup şikayetçi Türk Telekomünikasyon AŞ.’ye karşı işlenilmiş bir suçtan açılmış bir dava ve kurulmuş bir hüküm bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin kamu davasına katılma isteminin reddine ilişkin kararında da bir isabetsizlik görülmediğinden, şikayetçi adına vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz itirazlarına gelince:
İddianamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 163/2 (5271 sayılı CMK.nun 170). maddesi uyarınca iddianamede “sanığın açık kimliği, isnat olunan suçun neden ibaret olduğu, suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken kanun maddeleri, deliller ve duruşmanın yapılacağı mahkeme” gösterilmesi zorunludur. Aynı Kanunun 150 (5271 sayılı CMK.nun 225). maddesinde “tahkikat ve hüküm yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir” hükmü yer almakta olup 257 (5271 sayılı CMK.nun 225). maddesine göre de, “Hükmün mevzuu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.”
Bu hükümlerde belirtildiği gibi, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiildir. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Bu bakımdan iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; sorgusundan önce iddianame okunduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. Yüklenen suç açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.
İncelenen dosyada, Kartal C.
Başsavcılığı’nın 28.06.2003 gün ve 24528/5717/427 sayılı iddianamesi ile sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde sahte olarak düzenledikleri kimliklerle bir çok bankadan kredi kartı alıp bu suretle elde ettikleri kartlarla harcama yaptıkları isnat edilerek zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık ve nüfus cüzdanında sahtecilik suçlarından 765 sayılı TCK.nun 504/1, 80, 350/1-3, 80, 31 ve 33. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.
İddianamede, suça konu sahte belgelerin neler olduğu, hangi tarihte hangi sahte belge kullanılarak hangi bankadan hangi kredi kartının alındığı, bu kartların ne zaman ve ne şekilde kullanıldığı açıklanmamış, ilgili banka adları dahi gösterilmemiştir. İddianamede suçun adı ve temas ettiği kanun maddelerinin yazılması yeterli olmayıp, olayın ve eylemin/eylemlerin suçun kanuni unsurlarını da içerecek biçimde açıklanması gerekir.
Bu nedenle mevcut iddianın suç ve iddia tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 163. maddesine uygun bulunduğundan söz etmeye olanak yoktur. İddianamede sanığa yüklenen suç anlatılmayarak savunma hakkı kısıtlandığı gibi aynı Kanunun 150 ve 257. maddelerine aykırı olarak hükmün konusu olan olay da belirtilmemiştir.
Her ne kadar mahkemece bilahare şikâyetçi bankaların adlarının iddianameye eklenmesi sağlanılmış ise de tümü ile aynı anlatımla düzenlenen 15.09.2006 gün ve aynı sayılı iddianame ile belirtilen eksiklikler giderilmediği gibi sanıkların sorgu ve
ek savunmaları da ilk iddianame uyarınca yapılmıştır.
Bu nedenlerle, iddia tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 163/2. maddesine aykırı biçimde düzenlenmiş iddianamedeki, sanıklara yüklenen suçların kanuni unsurlarını da içerecek biçimde açıklattırılması sağlanılmadan ve buna göre sanıkların savunmalarının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Belgede sahtecilik suçlarında, aldatma niteliğinin takdiri hâkime ait olup suça konu sahte belgeler getirtilip duruşmada incelenerek özelliklerinin tutanağa geçirilmesi ve gerekçeli kararda aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
4-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince sanık ... hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/22514, K. 2011/934, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama