KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/14419 E., 2010/12091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Sahtecilik
- Hüküm
- Sanığın sahtecilik suçundan, 765 S.TCK'nun 342/1, 80, 59/2. maddeleri gereği 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Dolandırıcılık suçundan beraatine dair.
O yer C.Savcısının 11.11.2005 tarihinde yüzüne karşı tefhim olunan hükmü aynı günlü müddeti muhafaza dilekçesiyle temyiz ettiği ve temyiz dilekçesinde hakim havalesi yoksa da, mahkemesince düzenlenen 13.05.2010 tarihli tutanak ile ekindeki temyiz defteri fotokopisinden de anlaşılacağı üzere süresinde temyiz defterinin 2005/140-141 esaslarına kaydının yapıldığı anlaşıldığından, O Yer C.Savcısının temyizinin süresinde ve geçerli olduğu kabul edilmekle tebliğnamedeki temyizin reddini isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
I- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9.maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 07.12.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış,
o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK.nun 102/4.maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
II- Sanık müdafiinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince: 1- Sanığın aşamalarda şikayetçi ... ile eskiye dayalı ticari alışverişlerinin bulunduğuna dair savunması, bu savunmayı doğrulayan ve suça konu çeklerinde içinde bulunduğu çek karnesinin sahibi ve aynı zamanda sanığın eski eşi olan Fadimeana Keskinkılıç'ın şikayetçinin çeklerin kendisine ait olduğunu bilerek kabul ettiğine, şikayetçi ile sürekli alışverişlerinin olduğuna ve suça konu çeklerdeki keşideci imzalarının şikayetçinin
huzurunda eşi olan sanık tarafından atıldığına dair mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanı ile şikayetçi vekilinin 17.08.2005 tarihli dilekçesinde suça konu çeklerin sanık tarafından haricen ödenmesi nedeniyle şikayetten feragat ettiğini belirtmesi karşısında; sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesi bakımından; şikayetçi ... duruşmaya celp olunarak suça konu çeklerin sanık tarafından huzurunda düzenlenip düzenlenmediği sorulup, sanık tarafından şikayetçi ile olan ticari alışverişleri nedeniyle aynı çek koçanından benzer şekilde çek/çekler keşide edilip edilmediği araştırılarak tüm deliller toplandıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmek suretiyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması ve suça konu çeklerin aynı anda düzenlenip verildiğinin anlaşılması karşısında; olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre kararın gerekçe bölümünde.
5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden 765 sayılı TCK.nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/14419, K. 2010/12091, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama