KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2010/15283 E., 2011/1671 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Vergi Usul Kanununa muhalefet
- Hüküm
- Temyiz isteminin reddi
Karar Metni
799 kelime·4 dk okuma
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 10.10.2008 gün ve 106/47 sayılı, sanık ...’ın eski hale getirme ve temyiz talebinin reddi kararı kaldırılıp, katılan vekilinin, 04.04.2008 havale tarihli dilekçesiyle T.C. Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün 24.03.2008 gün ve 9444 sayılı oluru ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından, adı geçen sanığın temyizine hasren yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Yokluğunda verilen hükmün sanık ...’a tebliğ edildiği tarihte yürürlükte bulunan 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Kazai Tebligat” faslının, “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.
Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan Yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur.
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese aynı Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir.
Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma, belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı adli mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkinci ihtimal ise; daha önce adli mercilerce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslere de tebligat yapılabilmesidir.
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, adli mercii tarafından tespit edilen, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde veya söz konusu kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine bildirilen en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan Yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak,
tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
Ayrıca bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
Buna göre; adli mercilerce daha önce kendisine tebligat yapılmamış olması, sanık ...’ın,sorgusunda bildirdiği en son adresin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında sayılan adreslerden olmaması, ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca adı geçen sanığa sonradan yapılan tebliğ geçersiz olduğundan, sanık ...’ın, eski hale getirme talebi ile 18.09.2008 havale tarihli vaki temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanık ...’a yüklenen 2001 takvim yılında “sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en aleyhe kabulle suçun işlendiği 31.12.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/15283, K. 2011/1671, 24 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama