KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/5476 E., 2013/3085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Memurun resmi evrakta sahteciliği
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Uludere İlçe Seçim Kurulu Başkanlığında hizmetli olarak görev yapan ve Uludere Cumhuriyet savcılığınca “adliye mutemedi” olarak görevlendirilen sanığın, 1995 yılı Ekim ayından 1998 Temmuz ayına kadar düzenlediği adliye personeli maaş bordrolarında, bazen “genel toplam” bölümüne, bazen de “adalet hizmetleri tazminatları” bölümlerinin genel toplamlarına eklemeler yaptığı, bu suretle düzenlenen bordrolar ile bu bordrolara göre düzenlediği tahakkuk müzekkeresi ve verile emirlerini, tahakkuk memuru olarak adliye yazı işleri müdürü, ita amiri olarak Cumhuriyet savcısı imzaladıktan sonra mal müdürlüğüne verdiği,
gerek tahakkuk memuru ile ita amirinin, gerekse mal müdürlüğü görevlilerinin, kendisine itimat ederek, "dikey sütun toplamlarını" ve gerekli incelemeleri yapmadan imzalamalarından yararlanarak, anılan yıllar içerisindeki değişik bordrolarla 1.730 lirayı (1.730.000.000 TL) zincirleme biçimde kendisine mal ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına uygun olarak kabul edilen bu oluşa göre, sanığın sözü edilen parayı edinmesinin, düzenlediği belgelerin aldatıcı nitelikte olmalarından ileri gelmeyip, tahakkuk memuru, ita amiri ve mal müdürlüğü görevlilerinin bordrolardaki dikey toplamları kontrol etmemelerinden kaynaklandığı,
sanık tarafından yapılan sahte işlemlerin, belgelerde imzaları bulunan görevlilerce yapılacak olağan ve basit bir kontrolle, kolayca ve kesin bir biçimde meydana çıkacağından, suça konu maaş bordrolarında aldatıcılık yeteneği bulunmadığından sanığın eyleminin, zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun en son işlendiği Temmuz 1998 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, “...evrakın gideceği merciye yönelik olarak geleneksel bir biçimde iğfal kabiliyetine sahip olduğundan” bahisle yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/5476, K. 2013/3085, 26 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama