KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/8480 E., 2013/12399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Her iki suçtan mahkumiyet
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
1- Müdafiinin sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik’ suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde,
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe yasanın sanığın eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddeleri ile uygulama yapılarak ortaya çıkan somut sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden ve lehe yasanın tespiti yönünden herhangi bir karşılaştırma da yapılmadan, doğrudan 5237 sayılı TCK uyarınca uygulama yapılmış ise de, 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup,
5237 sayılı TCK. nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde sanık lehine düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK. nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 5237 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 5 yıla kadar olan ceza içinden 2 yıl 6 ay hapis cezasının tercih edildiği,
765 sayılı Yasada ise üst sınırın 8 yıl olması ve bu üst sınır nazara alındığında teşdit oranının daha fazla olması gerektiğinden 765 sayılı Yasa sanığın aleyhine olduğu cihetle, yazılı şekilde lehe yasa karşılaştırması yapılmadan hüküm kurulması isabetsizliği sonucu etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış olup bu nedenle tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Verilen ceza miktarı itibariyle 5728 sayılı Yasayla değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında, toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2- Müdafiinin sanık hakkında "dolandırıcılık" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu,
suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/8480, K. 2013/12399, 5 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama