KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2013/16637 E., 2015/28266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Eylül 2015
- Tebliğname No
- 11 - 2011/224148
- Mahkemesi
- Tavşanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi
- Tarihi
- 17/03/2011
- Numarası
- 2010/413 (E) ve 2011/162 (K
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
I- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında ve 25/05/2004 tarih, 2004/6-93 E., 2004/126 K.nolu içtihadında da belirtildiği üzere; gerek öğretide, gerekse yerleşmiş yargısal kararlarda, belgelerde sahtecilik suçlarında
kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan veya onun yerine imza atan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimse de suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın zarar görenin rızasıyla suça konu belgelere imza atıp atmadığının tespiti açısından, sanığın savunmaları ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak, öncelikle suça konu senetlerin verildiği şahısların yeniden dinlenerek senet karşılığı olan malları katılanların marketlerine teslim edip etmediklerinin, daha önce de sanığın imzasını taşıyan senetlerin kendilerine verilip verilmediğinin, ayrıca sanığın soruşturma ve yargılama aşamasındaki ifadelerinde adları geçen diğer tanıkların da dinlenerek sanık ile katılanların babası olan ve yargılama sırasında vefat eden R..
B.. ile aralarındaki ilişkinin ne olduğunun, katılanın kaşesi üzerine sanığın imza atıp atmadığının, atıyor ise bu durumun ölen R.. B.. tarafından bilinip bilinmediğinin tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
II- Kabule göre de
1- TCK'nun 62. maddesinin uygulanması sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yıl 2 ay 20 gün yerine 1 yıl 14 ay 20 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
2- 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suçhükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle, suça konu senetlerin aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı imzalandığının sanık ve tanıklara sorularak tespit edilmesi, farklı zamanda yapılmış ise sanığın kastının tartışılması,
aynı zamanda yapılmış veya tespit edilememesi halinde tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte senedin düzenlenmesi ve kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde, sahtecilik suçunun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile temel cezanın TCK'nun 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/16637, K. 2015/28266, 7 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama