KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2016/10371 E., 2018/7481 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez.
Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir.
Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, suça konu çekte keşideci görünen Mehmet Celal İpek'ten alınmış bir yetki belgesi ya da vekaletname olmadan çeki onun adına imzalayıp beraber iş yaptıkları mağdur ...'e verip kullanmak suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunması; sanığın, Mehmet Celal İpek'in kardeşi olduğunu, onun kendisine çek düzenleme konusunda yetki verdiğini, kardeşinin o sırada yurt dışında olduğunu, mağdurla olan ticari ilişkinin aksamaması için çeki imzalamak zorunda kaldığını savunması.
Mehmet Celal İpek'in, suça konu çekteki imzanın ağabeyi ...'e ait olduğunu, ona çek imzalamak üzere yetki verdiğini, bir ara işleri kötü gittiği için süresinde çeki ödeyemediklerini, ancak sonradan çek bedelini ödediklerini ve mağdurun şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi; mağdur ...'in, çek bedelinin ödenmesi nedeniyle soruşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmesi; aşamalarda dinlenen mağdur, diğer sanık ve tanık beyanlarından mağdurla ticari ilişki içinde olan ve asıl işleri idare edenin sanık olduğunun anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
benzer şekilde sanığın suç tarihinden önce kardeşi Mehmet Celal İpek adına düzenlediği ve ödenmiş çekler ve bonolar olup olmadığının mağdur ...'den sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş olması,
.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2016/10371, K. 2018/7481, 2 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama