KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2016/631 E., 2017/925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Mühür bozma
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.10.2009 gün, 2009/89-243 sayılı kararında açıklandığı üzere, ceza yargılamasında mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesinin, dosya kapsamında toplanan kanıtlara göre mahkumiyet dışında bir hüküm kurulması gerektiğinin anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulama yerinin mevcut olduğu cihetle, sanığın sorgusu yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Mühür bozma suçundan açılan davaların mükerrer olduğunun kabul edilebilmesi için aynı tutanak nedeniyle iki ayrı dava açılmış olmasının gerekeceği, farklı tarihlerde düzenlenen mühür bozma tutanaklarının, iddianame tarihlerine göre, zincirleme suç ya da ayrı suçları oluşturacağı, zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, bu kapsamda mükerrer kabul edilen Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/122 Esas, 2013/343 Karar sayılı davasının konusunun,
13.02.2013 tarihli iddianame ile açılan 07.04.2012 tarihli tutanakla tespit edilen mühür bozma eylemi olduğu, her iki suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin gerçekleşmemiş olduğu, bu dava dosyası ile sanık hakkındaki Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/122 Esas, 2013/343 Karar sayılı kesinleşen dava dosyasına konu mühür bozma eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu oluşturduğu gözetilerek,
zincirleme şekilde mühür bozma eylemi nedeniyle tayin edilecek cezadan, kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2016/631, K. 2017/925, 13 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama