KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2017/13938 E., 2017/6430 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2017
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2017 gün ve 2017/5994 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.06.2017 gün ve KYB. 2017/39929 sayılı ihbarnamesi ile;
Kimliği hakkında yalan beyanda bulunma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın mahkumiyetine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 6. Çocuk Mahkemesinin 24/02/2009 tarihli ve 2006/363 esas, 2009/60 sayılı kararını müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-b, 206/1, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca 6.000,00 ve 100,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 1. Çocuk Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2013/530 esas,
2014/258 sayılı kararının "Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilamında da belirtildiği üzere.
5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, somut olayımızda sanık hakkında İstanbul 6. Çocuk Mahkemesinin 24/02/2009 tarihli ve 2006/363 esas, 2009/60 sayılı ilamına konu ilk kararın itiraz edilmeksizin 16/03/2009 tarihinde kesinleştiği ve suçun işlendiği 18/10/2004 tarihinden itibaren 4 yıl 4 ay 26 günlük zamanaşımı süresinin geçtiği,
Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2013 tarihli ve 2010/225 esas, 2013/551 sayılı kararına konu 2. suçun ise 01/03/2010 tarihinde işlendiği ve söz konusu bu kararın 10/06/2013 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuk hakkında duran zamanaşımı süresinin ikinci suçun işlenme tarihi olan 01/03/2010 tarihinde yeniden işlemeye başladığı,
suç tarihi olan 18/10/2004 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkumiyet kararının verildiği 01/04/2014 tarihleri arasında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden" bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; suça sürüklenen çocuğa yüklenen “kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak” suçunun suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 206/1. maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu, aynı Kanunun 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, durma süresi de dikkate alınarak yapılan incelemede suçun işlendiği 18.10.2004 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla;
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2017/13938, K. 2017/6430, 9 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama