KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2019/10502 E., 2020/1029 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2020
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25.11.2019 tarih ve 2019/15751 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.12.2019 tarih ve KYB-2019/118198 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/05/2019 tarihli ve 2019/20579 soruşturma, 2019/13582 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kayseri 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/07/2019 tarihli ve 2019/3145 değişik iş sayılı kararının "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı,
ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Şüpheliler hakkında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından yürütülen soruşturma sırasında, evrakın özel belgede sahtecilik suçu yönünden tefrik edilerek Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20579 soruşturma sırasına kaydedilmesini müteakip, anılan suçtan yapılan soruşturma sonunda, sahteliği iddia edilen belgelerin ele geçirilemediği, bu sebeple üzerilerinde sahteliğine/iğfal kabiliyeti olup olmadığına dair rapor aldırılamadığı, iş bu sebeple müsnet suçun yasal unsurları oluşmadığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin İnta Seyahat Taş. Turizm Ltd.
Şti.'nin ortağı ve yetkilisi olarak, müşteki şirket ile aralarında acente sözleşmesi imzalamalarını müteakip, anılan sözleşme gereği müşteki şirket adına hareket eden yetkili acente konumuna sahip olduktan sonra, olay tarihinde gerçekte müşteki şirket adına seyahat turu satmadıkları hâlde, müşteki şirket adına sattıklarını belirttikleri seyahat turlarına dair müşteki şirketin bilişim sisteminden alınması gereken rezervasyon belgelerini sahte olarak düzenleyip, seyahat turu sattıklarını söyledikleri kişilere vermek suretiyle tahsilat yaptıkları ve yapılan tahsilatları müşteki şirkete vermediklerinin iddia edildiği somut olayda,
öncelikli olarak şüphelilerin ifadesinin alınmasını takiben, aynı olaya ilişkin şüpheliler hakkında müşteki Engin Özevci'nin şikâyeti üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/46017 soruşturma sayılı dosyasının bulunduğu gözetilerek, anılan dosya kapsamında sahtecilik yapıldığı iddia edilen rezervasyon belgesi aslının bulunup bulunmadığının belirlenmesi için söz konusu dosyanın getirtilerek incelenmesi ile birlikte, müştekinin şikayet dilekçesinde şüphelilerin eylemlerine dair birçok şikayet geldiğini belirtmesi karşısında, müşteki taraftan şikayet edenlerin kimlik bilgilerinin mümkünse temin edilerek,
anılan kişilerden sahteliği iddia olunan rezervasyon belge asıllarının bulunup bulunmadığının sorularak, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden"
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/10502, K. 2020/1029, 10 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama