İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2021/17366 Karar: 2025/3855 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/17366 K.2025/3855

11. Ceza Dairesi 2021/17366 E. , 2025/3855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kur

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2021/17366 E. , 2025/3855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kur

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2021/17366 E. , 2025/3855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığı, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama ve Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçları Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden; kovuşturma aşamasında yazılı savunma yapacağını beyan ederek dosyaya 19.11.2014 tarihli yazılı savunma dilekçesini sunan sanığın kendi beyanına göre, Londra’daki sulh sözleşmesi nedeniyle hakkında bir ceza davası açılmadığı, Londra Mahkemesince verilen kararın, ceza davasına ilişkin değil, daha çok zararın tazminine ilişkin bir sulh protokolü olduğu, katılan vekilinin bu protokol uyarınca İngiltere savcılığına müracaat ederek sanık hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçtiklerini beyan etmeleri neticesinde sanık hakkında ceza davası açılmadığı ve dava dosyasında bulunan yabancı mahkeme kararlarının, yurt dışı istinabe yöntemi izlenerek T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla getirtilip edilerek nihai hükmün 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi kapsamında hüküm niteliğini haiz olup olmadığının tespiti amacıyla celp olunmadığı, katılan vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu evrak ve tercümesiyle yetinildiği gözetildiğinde, 5237 sayılı TCK'nın 11/1. maddesinde yer verilen; "Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında yabancı mahkemece verilen kararların 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca hüküm niteliği taşımasında zorunluluk bulunması, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların hüküm vasfında olmadıkları dikkate alınarak söz konusu eksikliğin giderilmesi suretiyle, 5237 sayılı TCK'nın 11/1. maddesi uyarınca Türkiye'de yargılamanın yapılabilmesi için yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerektiği, hüküm verilmiş olması durumunda kovuşturma koşulu gerçekleşmemiş olacağından sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşmesine kararı verilmesi yerine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 2. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu yönünden; sanığın, yurt dışında suç yoluyla edindiği geliri yurt içine getirerek muvazaalı bono tanzim etmek ve gayrimenkul satın almak suretiyle akladığı iddiası üzerine Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Başkanlığının 27.01.2011 tarihli ve 2011/DR-71/1 sayılı değerlendirme raporu ile tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın, 07.07.2009 tarihli gayrimenkul ediniminin suç geliri ile elde edildiğinin belirtilmesi ve arkadaşları olan tanıklar ... ve ... ile muzavaalı şekilde tanzim edip kendisinin de kefil olarak imza attığı 190.000,00 TL bedelli bononun takibe konulması ve borcun ödenmemesi suretiyle taşınmazları üzerinde senet borcu için haciz işlemi uygulanması nedeniyle Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/80 esası üzerinde görülen, katılana ait şirketin davacı olduğu muvazaa nedeniyle bononun iptaline ilişkin davanın, "Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2010/3122 esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu kefil ... aleyhine yapılan icra takibine konu 10/06/2008 keşide tarihli ve 05/01/2009 vade tarihli 190.000,00 TL bedelli bono senedi muvazaalı olması sebebiyle icra takibinin İPTALİNE" karar verilmesi karşısında sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından yargılanmış; ilk derece mahkemesi güveni kötüye kullanmadan ceza verilmesine yer olmadığına, aklamadan beraatine karar vermiştir. Katılan vekili, Londra'daki sulh protokolü ve MASAK değerlendirme raporu ile muvazaalı bono/gayrimenkul olgularına dayanarak temyiz etmiştir.

Hukuki İlke: TCK'nın 11/1. maddesi uyarınca Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suçtan Türkiye'de yargılanabilmesi için o ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar CMK'nın 223. maddesi anlamında hüküm niteliği taşımadığından, yabancı mahkeme kararının hüküm vasfında olup olmadığı istinabe yoluyla getirtilerek tespit edilmeden karar verilemez. Aklama yönünden ise muvazaalı bononun icra takibinin iptali ve MASAK raporu suç gelirinin gizlenmesini ortaya koyar.

Uygulama Sonucu: BOZMA; yabancı mahkeme kararının hüküm niteliği araştırılmadan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi (düşme kararı gerekirken) ve muvazaa/MASAK delilleri karşısında aklama suçundan mahkumiyet yerine beraat verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.

Dava Strateji Notu: Yurt dışı boyutlu güveni kötüye kullanma dosyalarında yabancı 'karar'ın gerçekten CMK 223 anlamında hüküm mü yoksa kovuşturmama/sulh mü olduğu istinabeyle netleştirilmeli; aklama iddiasında ise muvazaa tespitine dair hukuk mahkemesi kararı ve MASAK raporu mahkumiyet için güçlü dayanaktır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla