KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/24912 E., 2025/11806 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/41 E. 2016/97 K.
- Suç
- Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65. maddesinin ikinci fıkrasında, “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde,
aynı Kanun'un 66. maddesi “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiş, aynı Kanun'un 37. maddesinin dördüncü bendinde ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançlarının bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir.
Yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; emlakçılık işiyle uğraşan sanığın serbest meslek sahibi kişilerden olmadığı ve 18.05.2011 tarihli sözleşme gereği katılandan kapora bedelini almasına rağmen taahhüt ettiği gayrimenkulleri katılana devretmemesi şeklinde iddia olunan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı belirlenerek yapılan incelemede;
Değişen suç vasfı itibarıyla sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 18.05.2011 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/24912, K. 2025/11806, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama