KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/2709 E., 2024/1729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/817 E., 2016/77 K.
- Suçlar
- Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Kısmi Onama, kısmi bozma
Karar Metni
1.225 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2016 tarihli ve 2015/817 Esas ve 2016/77 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan aynı Kanun'un 206 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hükümlerin lehe bozulup mağduriyetinin giderilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde emniyet görevlilerinin yaptıkları yol kontrolünde sanığın kullandığı 35 EF 335 plakalı kamyonunu durdurdukları, sanığın arkadaşı ... adına düzenlenmiş aldatma kabiliyetini haiz kendi fotoğrafının yapışık olduğu sürücü belgesi Şoförler ve Otomobilciler Psikoteknik Değerlendirme Eğitim ve Araştırma Merkezi Belgesi ve Mesleki Yeterlilik Belgesini görevlilere ibraz ettiği ayrıca daha sonra kendi nüfus cüzdanının da görevlilere verdiği, nüfus cüzdanı ile diğer belgelerdeki fotoğraflarını karşılaştırılmasında fotoğrafların aynı kimlik bilgilerinin farklı olduğunun tespit edildiği iddia ve kabul olunarak temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
III. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dosya kapsamından suça konu belgelerin farklı tarihte düzenlendiğine dair delil bulunmadığı ve aynı anda kullanıldıklarının anlaşılması karşısında, suça konu belge sayısı da nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nin 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2016 tarihli ve 2015/817 Esas, 2016/77 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
a) Tekerrüre esas alınan İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 2008/158 Esas 2008/339 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 6 yıl 8 ay hapis cezasının taksirli suça ilişkin olduğu ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması,
b) Adli Emanetin 2015/8887 sırasında kayıtlı, "1 Adet İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce gönderilen delil poşeti içerisinde, ... adına düzenlenmiş, Seri:AB - 512936 Numaralı E Sınıfı Sürücü Belgesi, ... adına düzenlenmiş, Şoförler ve Otomobilciler Psikoteknik Değerlendirme Eğitim ve Araştırma Merkezi yazılı, kart şeklinde başarı belgesi, ... adına düzenlenmiş, kart şeklinde Ulaştırma Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Belgesinin" dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi,
c) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir.
Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır.
Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır.
Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde Kabahatler Kanunu'nun 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın kolluk görevlilerince yapılan kimlik kontrolünde ... adına düzenlenen belgeleri ibraz ettiği olayda, sanığın yalan beyanı ile ... adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yazı İşl.Md.Y. ÖK.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/2709, K. 2024/1729, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama