KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/28300 E., 2025/15968 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/156 E., 2015/244 K.
- Suçlar
- Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, 5809 sayılı Kanun'a muhalefet
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Düşme, bozma
Karar Metni
719 kelime·4 dk okuma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanık Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükmün Temyizi Yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren ve sanık hakkında mahkumiyet hükmü kuran Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve yine hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “...denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın suça konu 0 2...3 numaralı hatta ilişkin telefon sözleşme formunu 24.02.2006 tarihinde, ... hatta ilişkin sözleşmeyi ise, İl ... Müdürlüğünün 11.04.2008 tarihli yazısı gözetildiğinde, 27.02.2006 tarihinde imzalaması karşısında, somut olayda aynı suç işleme kararı kapsamında, farklı tarihlerde, Kanun'un aynı hükmünün birden fazla ihlal edildiği ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 26.05.2015 tarihli ve 2015/18074 Esas, 2015/1898 Karar sayılı bozma ilamından önce ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.04.2010 tarihli ve 2008/308 Esas, 2010/121 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 2.080,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün sanık tarafından temyiz edilip aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bu cezanın sanık lehine 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma sonrası kurulan hükümde nitelikli dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına hüküm fıkrasının (B) bendinin 4 üncü paragrafından sonra gelmek üzere "Aleyhe temyiz olmadığından sanık hakkında daha önce ...
3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2010 tarihli kararı ile verilen ceza kazanılmış hak olarak değerlendirilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi gereğince sanığın sonuç olarak 2 yıl 1 ay hapis ve 2.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükmün Temyizi Yönünden; Sanığın, katılanın bilgisi ve rızası dışında düzenlenen abonelik sözleşmelerini aslı ele geçirilmeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak katılan adına imzalamak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlemekten ibaret eylemlerinin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihi olan 27.02.2006 temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA;
ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/28300, K. 2025/15968, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama