KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2021/40926 E., 2025/12566 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/611 E. 2020/1081 K.
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.12.20 18... /478 Esas ve 2018/1086 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında; "dolandırıcılık" suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 21.10.2020 Tarih ve 2019/611 E. 2020/1081 Karar sayılı kararı ile, duruşma açılarak, CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün ortadan kaldırılmasına ve dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 43/2-1, 62, 52, 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 62.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, sanığın suçsuz olduğundan, suçun unsurlarının da oluşmadığından beraatine karar verilmesine ilişkindir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz istediği; suçun unsurlarının oluşmadığından sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III.GEREKÇE
Dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, katılanın yurt dışında olması nedeni ile uzlaşma teklifinin katılan vekiline yapıldığı ve katılan vekilinin uzlaşmayı kabul etmediği, bunun üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.03.2018 tarihli ve 2018/5282 Esas numaralı iddianame düzenlenerek sanık hakkında açılan kamu davasında; iddianame düzenlenmeden önce suçun uzlaşma kapsamında olan suç olması nedeni ile uzlaşma bürosuna gönderildiği, katılanın bilinen son adresinin yurt dışı adresi olduğu, katılanın vekiline vermiş olduğu vekâletnamede uzlaşma yapma yetkisinin bulunduğu,
aşamalardaki sanık savunmasında uzlaşmak istediğini belirtir beyanının bulunmadığı, uzlaşma işlemlerinin usulüne uygun olmadığına dair Uzlaşma Yönetmeliğinde aksine bir hüküm bulunmadığı da birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği, Uzlaşma Yönetmeliğindeki usulün uygulanmayıp, vekile yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğuna ilişkin Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafi ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 21.10.2020 tarihli ve 2019/611 E. 2020/1081 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/40926, K. 2025/12566, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama