Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2022/10036 E. , 2023/7158 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/59 E., 2022/327 K. SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Ret, kısmi bozma
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2022/10036 E. , 2023/7158 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/59 E., 2022/327 K. SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Ret, kısmi bozma İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının, sanık müdafiileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin 07.07.2020 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini bildirdiği, vekillikten çekilme dilekçesinin sanığın savunmasında bildirdiği bilinen son adresi yerine adres kayıt sisteminde yurtiçi ikametgah adresi olarak gözüken farklı bir adrese tebliğ edildiği, adreste tanınmaması nedeniyle tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ işlemi usulsüz olduğundan yokluğunda karar verilen ve müdafiisinin vekillikten çekildiğine ilişkin bilgisi olmayan sanığın yeni seçtiği müdafiisinin temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilmiştir. Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2012 tarihli ve 2011/29 Esas, 2012/388 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.01.2017 tarihli ve 2017/328 Esas, 2017/937 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz başvurularının kabulüne karar verilerek eksik araştırma gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkından bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 110.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.11.2022 tarihli ve 2022/132821 sayılı, sanık ... müdafiinin temyiz talebinin süre yönünde reddi; sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafinin temyiz istemi, kararı temyiz ettiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; suça konu çekin sanığın o dönem yetkilisi olduğu şirkete ait olup şirket devri sırasında diğer sanıkların baskı ve kandırmaları neticesinde verildiğine, çeklerin noterde tutulan tutanak karşılığında sanık ...'e teslim edildiğine, teslim edilen dört çekin üç tanesi çabalar sonucu bankaya teslim edildiğine, çeklerle ilgili bankadan ödeme yasağı aldırıldığına, sanığın diğer sanıklarla beraber hareket etmediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, çekin noter huzurunda yapılmış tutanakla teslim alındığına, böylece kayıt altına alınarak yapılan işlemde dolandırıcılık kastının bulunmadığına, sanığın alınan dört adet çekten üçünün iade edilmesini sağladığına, suça konu çekin şirketin yetkili temsilcisi olan sanık ...'nın bilgisi ve rızası doğrultusunda tanzim edildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın ve diğer sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket olmaları halinde kendi isim, adres ve telefon numaralarını bildirmelerinin hayatın olağan akışına uymadığına, suça konu çek nedeniyle icra takibi başlatılmadığı, başlatılmış bir icra takibinde itirazda bulunmayan sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerinin kabul edilemez olduğuna, yargılama sırasında katılanın zararının giderildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ...’nın yetkilisi olduğu şirkete ait 19.09.2008 keşide tarihli, 50.000,00TL bedelli, ...nolu çekin katılan tarafından bankaya ibrazında karşılığı olmadığı gibi banka kayıtlarındaki örnek keşideci imzası ile çek üzerindeki imza birbirini tutmadığından karşılıksız işlemi de yapılmadığı, bu şekilde sahte keşideci imzası atılan çeki kullanmak suretiyle menfaat temin eden sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda; sanık ...'nın yetkilisi olduğu ... şirketine ait çekleri doldurarak şirketi devretmeyi düşündüğü diğer sanık ...'e verdiğinin ve suça konu çekteki keşideci imzasının sanık ...'e, çek dolum yazılarının ise sanık ...'ya ait olduğunun gerek sanıkların savunmaları ve gerekse bilirkişi raporu ve ATK Fizik İhtisas Dairesi raporu ile sabit olduğu, her ne kadar sanık ... savunmalarında diğer sanıkları hatırlamadığını, suça konu çekte kendisine ait yazı ve imza bulunmadığını, çekteki ... cirosunun kendisine ait olmadığını savunmuş ve suçlamaları inkar etmiş ise de; ATK uzmanı grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve aynı yöndeki İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinin raporuna göre, suça konu çekteki birinci cironun sanık ... tarafından yapıldığının sabit olduğu, sanık ...'nın samimi savunması ile çek arkasındaki ciro silsilesi dikkate alındığında, sanıklar ... ve...'in, sanık ... ile birlikte hareket ederek yetkisiz keşide edilmiş çeki piyasaya sürerek menfaat temin etmek suretiyle yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunu iştirak halinde işlediklerinin kabul edildiği anlaşılmıştır. 2. Sanık savunmaları, katılan beyanı, suça konu çek örneği, adli emanet kaydı, şirket çeklerinin sanık ... tarafından sanık ...'e teslim edildiğine dair Beyoğlu 34. Noterliğinin 30.06.2008 tarihli tutanak başlıklı belgesi, sanık ...'nın suça konu çekle beraber dört adet çekin rızası dışında elinden çıktığına dair bankaya hitaben yazılmış 01.08.2008 tarihli dilekçesi, tanık S.Ü'nün olayla ilgisi olmadığına ilişkin beyanı, suça konu çekteki keşideci imzasının sanık ...'e, çekin ön yüzündeki keşide tarihi harici yazı ve rakamların sanık ...'ya ve birinci ciro yazı ve imzasının sanık ...'ye ait olduğuna ilişkin bilirkişi raporları, Ticaret Sicili kayıtları, sanıklara ait adli sicil kaydı ve sair deliller dosya arasındadır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden 1. Sanık savunmaları, katılan beyanı, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, suçun sübut bulduğu gerekçesine dayanan Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Ortağı ve yetkili temsilcisi olduğu ... ... A.Ş.nin devri konusunda diğer sanıklarla görüşme aşamasında olan sanığın, şirkete ait suça konu çeki doldurup teminat olarak sanık ...'e verdiği,...'in de yetkili olmadığını bildiği halde çekin keşideci kısmını imzalayıp sanık ...'ye verdikten sonra sanık ...'nin suça konu çeki cirolayıp tedavüle koyduğu olayda; suça konu çek ile birlikte şirkete ait diğer çeklerin sanık ...'e teslim edildiğine dair noterde düzenlemiş tutanak, sanığın şirketin devrinin gerçekleşmeyeceğini öğrendikten sonra çeklerin ödenmemesi için bankaya verdiği dilekçe, sanık ...'e verdiği dört adet çekten suça konu çek hariç diğerlerini geri aldığına dair beyanının sanık ... tarafından doğrulanması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın aşamalarda atılı suçu işlemediğine, kastının bulunmadığına ve kendisinin de mağdur edildiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Gerekçe bölümünün (A) alt başlığında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünün (B) alt başlığında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2023 tarihinde karar verildi.