KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2022/11584 E., 2024/10047 K.·B Ozma Üzerine Direnme
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/16 E., 2022/171 K.
- Suç
- Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.292 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/16 Esas, 2022/171 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 08.11.2021 tarihli ve 2021/11713 Esas, 2021/9932 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla,
Cumhuriyet savcısının 28.06.2022 tarihli dilekçesi ile sanık aleyhine başvurduğu temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerine hasren yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, hükmolunan cezanın türü ve miktarı itibarıyla koşulları bulunmadığından, duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2017 tarihli ve 2015/98 Esas, 2017/139 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2, 43, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 13.12.2017 tarihli 2017/3123 Esas, 2017/3624 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/11713 Esas, 2021/9932 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bozma kararı üzerine Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/16 Esas, 2022/171 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmek suretiyle sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2, 43, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, mahkumiyete ilişkin yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Suç tarihinde Burdur Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğünde baş polis memuru olarak görev yapan sanığın, herhangi bir talep olmamasına rağmen kendisine verilen şifre ile sisteme giriş yaparak oluşturduğu birden çok mermi satın alma belgesinin çıktısını alarak, kurumda bulunan orijinal mühür ile mühürledikten sonra, bir kısmını belgelerde imzası bulunması gereken emniyet müdürlerine imzalattığı, bir kısmında ise bu kişilerin yerine sahte olarak imza attığının iddia ve kabul olunduğu olayda.
5237 sayılı TCK'nın 204/2. maddesinde yer alan “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçunun özgü suç niteliğinde olduğu ve kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemesi halinde bu madde hükmüne göre cezalandırılabileceği, sanığın suça konu mermi satın alma belgelerini imzalama görev ve yetkisinin olmadığı,
eyleminin TCK'nın 204/1, 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/16 Esas, 2022/171 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve 2021/11713 Esas, 2021/9932 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,16.09.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Sayın çoğunluğun TCK'nin 204/2 maddesinde yer alan " Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçunun özgü suç niteliğinde olduğu kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemesi halinde bu madde hükmüne göre cezalandırılabileceği sanığın suça konu mermi satınalma belgelerini imzalama görev ve yetkisinin olmadığı bu nedenle eyleminin TCK' nin 204/1, 43/1 maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı yönündeki bozma düşüncesine iştirak etmek mümkün bulunmamıştır, zira;
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş farklılığı; sanığın eyleminin TCK’nin 204/1 maddesi kapsamında “Resmi Belgede Sahtecilik” suçunu mu yoksa TCK’nin 204/2 maddesi kapsamında “Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği” suçunu mu oluşturduğu hususuna ilişkindir.
Sanık hakkında kamu davasına konu edilen somut olay 2008 – 2012 yılları arasında Burdur İl Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğünde Baş Polis Memuru olarak görev yapan sanığın, görev ve yetkisi dâhilinde kendisine verilen şifre ile sisteme girip, ilgilisinin talebi halinde zati silahı için mermi satın alma hakkı bulunup bulunmadığının kontrolü ile var ise buna ilişkin ‘Mermi Satın Alma Belgesi’ düzenleme görevi kapsamında,
sistem kayıtlarına girerek talep ve bilgisi olmayan bir kısım polis memuru için içeriği itibarıyla sahte olarak düzenlediği mermi satın alma belgelerinin çıktısını alarak kurumun orjinal mühürü ile mühürledikten sonra bir kısmını belgelerde imzası bulunması gereken Emniyet Müdürüne yanılgıya düşürmek suretiyle imzalattığı, bir kısmında ise Emniyet Müdürünün imzasını taklit etmek suretiyle imzaladığı bu suretle değişik av bayilerinden farklı zamanlarda toplamda 125 kez çok sayıda mermi satın aldığının iddia ve kabul edildiği olayda sayın çoğunluk ile eylem ve sübuta ilişkin aramızda görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
Öncelikle sanığın baş polis memuru olarak talepte bulunan polis memurları yönünden mermi satın alma belgelerinin içeriği ile ilgili yazım görevi ile görevlendirildiği ve bu amaçla sisteme giriş yetkisi bağlamında kendisine özel bir şifre verilerek belgenin içeriğinin kayıtlara uygun biçimde doğru olarak hazırlanması hususunda görevlendirildiği hususunda kuşku bulunmadığı gibi sanığın içerik itibarıyla sahte oluşturduğu mermi satın alma belgelerini yetkili ve görevli İl Emniyet Müdürüne imzalatmak veya imzasını taklit etmek ya da bu belgelere ilgilinin başka belgelerdeki imzalarını tarama, fotokopi v.b yöntemlerle belgeye taşımak suretiyle sahte mermi satın alma belgeleri oluşturduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Öte yandan; özellikle sanığın Burdur Emniyet Müdürlüğünde kendisine verilen şifre ile sisteme girerek talebi olmayan polis memurları ile ilgili oluşturduğu mermi satın alma belgelerinin çıktısını aldıktan sonra bunları kurum mührü ile mühürleyip iş yoğunluğu nedeni ile yanılgıya düşürdüğü emniyet müdürlerine imzalattığı belgeler yönünden belgelerde içerik sahteciliği dışında fiziki bir sahteliğin bulunmadığı ve mermi satın alma belgelerinde imzası bulunması gerekli emniyet müdürleri tarafından sanığın yanılgıya düşürmesi nedeniyle imzalanması ile belgenin tamamlandığı da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Dosyada tartışılması gereken, sistemdeki kayıtları kontrol ederek mermi satın alma hakkı bulunup bulunmadığının kontrolü ile var ise, buna ilişkin mermi satın alma belgesini sistemden çıktı almak suretiyle hazırlayıp yetkili amire imzaya açma görevi bulunan sanığın, içerik itibarı ile sahte olarak mermi satın alma belgesi hazırlayıp bunu imzalatma ya da imzasını sahteleştirme eyleminin TCK’nin 204/1 yada TCK’nin 204/2 maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususuna ilişkin olarak Dairemizin 17.05.2007 gün ve 2006/8904-2007/3496 sayılı içtihadı konun aydınlatılması bakımından önemlidir.
Anılan içtihatta Lisede mutemet olarak görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu ek ders ücret çizelgesi ve bordrolarını tanzim ederek tahakkuk memuru ve ita amiri olan okul müdür ve yardımcısına imzalattıktan sonra fazladan yazdığı ek ders ücretlerini alması nedeniyle eyleminin 765 sayılı TCK' nin 339/1 ve 5237 sayılı TCK'nin 204/2 maddesindeki suçu oluşturduğuna karar vermiştir.
Hemen ifade etmek gerekir ki anılan kararda sanığın bordrolarını düzenleyemeye yetkili olması ve imzalamasına da vurgu yapılmış olmakla birlikte belgenin tamamlanmış olması için tahakkuk memuru ve ita amirinin imzasının bulunması da gerekli olup somut olayda içtihata konu olaydan farklı olan husus sanığın imzasının olmamasıdır.
Ancak temyize konu olayda görevli olan sanık sisteme kendisine bu amaçla verilmiş olan şifreyi girerek içeriği itibarıyla sahte belgeyi hazırladığının gözetilmesi gereklidir.
Somut olayda; zati silah için mermi satın alma belgesi düzenlenmesi işleminde sitemdeki kayıtların kontrolü ile doğru içerikli belgenin hazırlanmasının sanığın mutlak görevi kapsamında kaldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Sanık görevi kapsamında bir kısım belgeleri hem içeriği hemde Emniyet Müdürü imzalarını taklit etmek suretiyle, hem fiziki ve hemde içerik itibarıyla sahte olarak düzenlemiş; kısmen de fiziki sahtecilik yapmadan içeriği sahte belgeyi görevli Emniyet Müdürüne imzalatmak suretiyle fiziki sahtecilik yapmadan içerik sahteciliği yapmak şeklinde sübuta eren eyleminin TCK’nin 204/2, 43/1 maddeleri kapsamında kaldığının kabulü gereklidir.
Dolayısıyla mahkemenin suç vasfına yönelik belirlemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle direnme kararı yerinde olduğundan hükmün onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun sanığın eyleminin TCK’nin 204/1 43/1 maddesi kapsamında kaldığı yönündeki yönündeki bozma görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/11584, K. 2024/10047, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama