KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2022/6289 E., 2022/18517 K.
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2022
- Konu
- Dolandiricilik İban Magduriyeti
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
- Hükümler
- Mahkumiyet
- Temyiz edenler
- Sanık, katılan vekili
Karar Detayı
765 kelime·4 dk okuma
Katılan vekilinin temyiz isteminin, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü nedeniyle vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine yönelik, sanığın temyiz isteminin ise esasa ilişkin olduğu belirlendikten sonra. 5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 12.03.2014 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 15.04.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede.
1-Sanığın, ... Tarım Ürünleri tarafından tanzim edilen 26.09.2010 tarihli sahte müstahsil makbuzunu Sorgun İlçe Tarım Müdürlüğüne ibraz ederek doğrudan gelir desteği ödemesinden faydalanmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin kabul olunduğu olayda;
aşamalarda alınan savunmalarında, arazilerinde buğday üretimi yaptığını ve 2010 yılında ürünlerinin büyük bölümünü Mesut ismiyle tanıdığı ve açık kimlik bilgilerini bilmediği kişiye sattığını, İlçe Tarım Müdürlüğünün belirlediği kota dahilinde de müstahsil makbuzu karşılığı destekleme ödemesi aldığını, çiftçilikle uğraştığını, sattığı ürünlerin kendi üretimi olduğunu beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi,
dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelere göre sanığın 2010 yılında Çiftçi Kayıt Sistemine bildirilmiş 164.180 metrekare arazisinin bulunduğunun ve bu arazilerde buğday üretimi yapıldığının bildirilmesi ile 17.04.2012 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre sanığın beyan ettiği arazilerin bir bölümünde tespit tarihi itibarıyla halen buğday üretimi yapıldığının belirlenmesi karşısında;
doğrudan gelir desteği ödemesinden faydalandığı taşınmazlarda buğday üreterek tarımsal faaliyette bulunan ve İlçe Tarım Müdürlüğüne ibraz ettiği müstahsil makbuzuna konu satışının gerçek olduğunu söyleyen sanığın beyanlarının aksine dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması, bu beyanların doğruluğunun görevli memurlarca tespitinin her zaman mümkün olması, sanığın bu denetleme imkanını ortadan kaldıracak hileli davranışlarının bulunmaması ile kendisine yapılan ödemeyi soruşturma aşamasında iade ettiğinin anlaşılması karşısında;
özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği yönünde cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması, 2-Kabule göre de; a)“Özel belgede sahtecilik“ olan suç adının, gerekçeli karar başlığında “resmi belgede sahtecilik“ olarak yanlış yazılması,
b)Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2012 tarihli 2012/5462 Soruşturma ve 2012/1665 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında TCK'nin 204/1. maddesinin uygulanması istenerek kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK’nin 207/1. maddesi uygulanmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
c)Dolandırıcılık suçu yönünden, sanığın hakkında kovuşturma başlamadan önce atılı suç nedeniyle meydana gelen zararı giderdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nin 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, TCK'nin 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini, d)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra,
deneme süresi içinde yeniden suç işleyen sanık hakkında açıklanan hükümde sanığın mahkûmiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda hükmolunan vekalet ücretinin mahsup edilerek hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi yasaya aykırı, e)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,