İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2022/6525 Karar: 2023/7980 Tarih: 2023

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2022/6525 K.2023/7980

11. Ceza Dairesi 2022/6525 E. , 2023/7980 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/143 E., 2019/335 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2022/6525 E. , 2023/7980 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/143 E., 2019/335 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2022/6525 E. , 2023/7980 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/143 E., 2019/335 K. SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2018 tarihli ve 2018/1064 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddesinin birinci fıkrası ve 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/143 Esas, 2019/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddesinin birinci fıkrası, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 07.01.2020 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2022 tarihli ve 2022/3920 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90587 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90587 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ Dosya kapsamına göre, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2019 tarihli kararı ile sanık ...'in diğer sanıklar ... Keleş ve ... ... ile birlikte sanık ...'ın Cumhurbaşkanının yeğeni olduğunu söyleyerek iş bulma vaadiyle fikir ve eylem birliği içeresinde katılan ...'ın 1.000,00 Türk lirasını almak suretiyle iştirak halinde hareket ederek atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verildiği, anılan mahkumiyet kararına karşı diğer sanıklar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 20/01/2021 tarihli ve 2020/177 esas, 2021/164 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Mahkemesince sanık ...'in katılanın dolandırılması eylemine katıldığı kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de, dosyadaki mevcut delillere göre adı geçen sanığın dolandırıcılık eylemine katıldığına dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, sanık ...'ın olaydaki rolünün sanık ...'a hesabını ve kartını kullandırmakla sınırlı olduğu, sanık ...'ın aşamalardaki savunmalarında da sanık ...'ın hesabını kullandığını ancak dava konusu olaya ilişkin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, sanık ..., katılan ve tanıkların da sanık ... hakkında aleyhe herhangi bir beyanda bulunmadıkları, bu itibarla sanık ...'ın atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği cihetle, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." ve aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklinde hüküm içermektedir. 3. Somut olayda; sanık ...'in bilinen en son adresi olan sorgusunda bildirdiği Surur...adresine gönderilen tebligatın iadesi üzerine, tebligat parçasının aynı adreste 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10.12.2019 tarihinde mahalle muhtarına teslim edildiği anlaşılmış ise de; UYAP üzerinden yapılan incelemede, 18.10.2018-16.01.2020 tarihleri arasında sanığın MERNİS adresinin ...olduğu ve bu adrese 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebligat yapılması yerine eski MERNİS adresinde yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup, sanık müdafiinin 28.01.2021 tarihli kanun yararına bozma talepli dilekçesinin süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak kabulü ile mahallinde değerlendirilmesinin gerektiği, inceleme konusu hükmün sanık ... yönünden kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla