Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/260 E. , 2023/10033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/925 E., 2022/1493 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/260 E. , 2023/10033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/925 E., 2022/1493 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 26. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/8 Esas, 2021/236 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62,53 maddeleri ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi 11.10.2022 tarihli 2021/925 Esas, 2022/1493 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılması ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca sanığın beraatine, yargılama giderleri yönünden ise hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebi, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçu sübut bulmuş olmasına rağmen duruşma dahi açılmaksızın sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkindir. 2. Katılan vekilinin temyiz talebi, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün İdari Yargı Hakim Adaylığı sınavı ile ilgili örgüt üyelerine soruları verme ve kopya çekilme iddiaları ile ilgili olarak yapılan soruşturmada 2013 İdari Hakimlik Sınavında sanığın soruları önceden ele geçirip sınavda 84.837 puan alarak kazandığı ancak sözlü mülakatta başarılı olamadığı, bu suretle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık atıl suçlamayı kabul etmemiş, kimseden soruları almadığını, mülakatta elendiğini, idari hakim adayı olarak görev yapmadığını beyan etmiştir. 3. Sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan ... 21.Ağır Ceza Mahkemesi 2018/346 Esas sayılı dosyasından mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. 4. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üye ve yöneticilerinin birbirleri ile haberleşmede kullandıkları internet alt yapılı olarak kullanılan kriptolu mesajlaşma programı olan Bylock kullanılan cihazlara ait abonelik bilgilerini içeren listede adı geçen şahıslardan olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. 5. Bank Asya'dan gelen 19/07/2019 tarihli yazı cevabında sanığın Bank Asya...şubesi nezdinde 27/09/2012 tarihinde açılmış, 29/07/2013 tarihinde kapatılmış mevduat hesabının bulunduğu, hesapta para hareketlerinin bulunmadığı bildirilmiştir. 6. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 05/07/2019 tarihli yazı cevabına göre, sanığın kriptolu haberleşme programı olan Bylock isimli programı 0 545 436 32 19 nolu GSM hattı ile 355...278 IMEI nolu cihazda 04/10/2014 ilk tespit tarihli olarak kullandığı tespit edilmiştir. 7. Hat Takip Sistemi (HTS) kayıtlarından sanğın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün oluşturmuş olduğu 36 KOD Nolu ev olarak adlandırılan adreste bulunan Hakim-Savcı çalışma evinde kaldığı ve ailesi ile toplam 58 kere bu evde bağlı bulunan telefondan görüşme yaptığı tespit edilmiştir. 8. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 13/06/2019 tarihli yazı cevabına göre sanığın 02/11/2013 tarihinde yapılan İdari Yargı Hakimlik sınavına girdiği ve yazılı sınavı barajı aşarak kazandığı, barajı aşarak mülakat sınavına hak kazandığı, ancak mülakat sınavında başarısız olduğunun belirlendiği, bildirilmiştir. 9. Dosyada bulunan ÖSYM Başkanlığından gönderilen 07/02/2018 tarihli 02/11/2013 tarihinde yapılan İdari Yargı sınavı ile ilgili alınan olağandışılık analiz ve inceleme raporuna göre, sanığın yukarıda anlatılan kriterler kapsamında sınavda şüpheli olarak belirlenmediği bildirilmiştir. 10. Dosyada bulunan Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca bilirkişi kuruluna yaptırılan 02/11/2013 tarihli İdari Yargı Hakim Adayları sınavı ile ilgili olağandışılık raporunda ise sanığın yazılı sınavı 84.837 puan alarak kazandığı ve copydetect yazılım programı marifeti ile yapılan incelemede, sanığın cevap örüntülerinin sınava giren sekiz aday ile örtüştüğü, bu şekilde şüphelinin kriter1 kapsamında şüpheli olarak değerlendirildiğinin görüldüğü bildirilmiştir. 11. 2013 yılı İdari Yargı Hakim Adaylığı Sınavı ile ilgili beyanları alınan tanıklar C.Y. ve Ö.C.G. isimli kişiler Sermurakıp olarak adlandırılan İrem kod adlı Hilal Sarı isimli kişinin 2013 idari yargı sınavından bir gece önce sanığın da bulunduğu örgüt evine gelip soruları ve cavapları verdiğini ve hep birlikte bu sorulara çalıştıklarını beyan etmişlerdir. 12. Mahkeme, sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi duruşma açmaksızın, 02/11/2013 tarihli idari yargı hakimlik sınavını kazanan ancak mülakat aşamasında başarısız olduğu anlaşılan sanığın eyleminin hazırlık hareketleri kapsamında kaldığı, icrai hareketlerin henüz başlamadığı, dolayısıyla sanığın bu aşamaya kadar eylemlerin suç tarihi itibariyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmasına engel olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak sanığın beraatine karar vermiştir. IV. GEREKÇE 1. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 31.10.2012 tarihli 2012/1234 Esas, 2012/1825 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, "Suça teşebbüste, icra hareketlerinin ne zaman başladığının belirlenmesi kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasıyla yakından ilgilidir. Eğer failin kastının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmasıyla icranın başlayacağı yolundaki sübjektif ölçüt kabul edilirse, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılmasına varabilecek bir uygulamaya yol açılacaktır. Çünkü hazırlık hareketleri aşamasında da kastın varlığının şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi mümkün olup, böyle bir ölçüt hazırlık - icra hareketleri ayrımı konusunu bir kanıtlama sorunu hâline getirmektedir. Diğer bir deyişle, suçun icrasıyla ilgisiz davranışlar dahi, suç kastını ortaya koyduğu gerekçesiyle cezalandırılabilecektir. Bu nedenle yeni 5237 sayılı TCK düzenlemesinde, 'kastı şüpheye yer bırakmayacak' ölçütü yerine 'doğrudan doğruya icraya başlama' ölçütü kabul edilmiştir. Böylece işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır. Kasten işlenebilen bir suça teşebbüsten söz edebilmek için aranan birinci koşul, gerçekleştirilen fiilin icra hareketi niteliğinde olmasıdır. Bir suça teşebbüsten söz edebilmek için, en azından o suçun kanunî tarifindeki icra hareketlerine başlanmış olması gerekir. Failin cezalandırılabilmesi için, gerçekleştirdiği hareketlerin işlemeyi kastettiği suçun icrai hareketleri niteliğinde olması gerekir. Belli bir suçu işlemeye yönelik kastının herhangi bir şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen, failin gerçekleştirdiği hareketler henüz icra hareketi niteliğine kavuşmamış ise, hazırlık hareketi kapsamında değerlendirilecek ve cezalandırılması cihetine gidilmeyecektir. Suça teşebbüs için aranan ikinci koşul, gerçekleştirilen fiilin neticeyi meydana getirmeye elverişli olmasıdır. Bir suçun icrasına teşebbüsten söz edebilmek için, icrasına başlanılan fiilin kanunî tarifte unsur olarak yer alan neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olması gerekmektedir. Suça teşebbüs için aranan üçüncü koşul ise, suçun icrai hareketlerine başlanmış olmakla birlikte, failin 'elinde olmayan nedenlerle' bu hareketlerin tamamlanamamış veya kanuni tarifteki neticenin gerçekleşmemiş olmasıdır." Yukarıdaki açıklamalar ışığında, sanık ...'nın 2013 yılında yapılan İdari Yargı Hakim Adaylığı sınavına ait soruları ve cevap anahtarını bir gece evvel alması eyleminin suçun hazırlık hareketi kapsamında kaldığı ancak, sanığın aldığı sorular ve cavap anahtarı ile 20.11.2013 tarihinde gerçekleştirilen sınava girmesi sonucu suçun icrai hareketlerine başladığı, akabinde soru ve cevapları almamış diğer adayları kullandığı bu hileli hareketle eleyerek kontenjan dahilinde mülakata çağrıldığı ve fiilen mülakata da girip mülakat aşamasında başarısız olması şeklinde gerçekleşen eylemin sanığın icrai hareketlere başlaması fakat mülakatta elenmesi sonucu elinde olmayan nedenlerle tamamlanaması nedeniyle teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs hükümlerine göre mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sanığın eylemlerinin hazırlık hareketi kapsamında kaldığı kabulü ile beraatine karar verilmesi, 2. İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin olaya ilişkin kabulünde delillerin yeniden takdiri suretiyle yeni bir hüküm kurularak 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi (e) fıkrası gereği beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu hususlarla ilgili değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi 11.10.2022 tarihli 2021/925 Esas, 2022/1493 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, gerekçe bölümünde (1) no.lu bentte açıklanan bozma nedeni yönünden üye ...'ın muhalefeti olmakla oy çokluğu ile, (2) numaralı bentte açıklanan bozma nedeni yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi. (K.O.) KARŞI OY Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde ... 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarih ve 2020/8 esas 2021/236 karar sayılı kararı ile örgüt üyeliğinden dolayı açılan kamu davasının mükerrerliği nedeniyle CMK.nun 223/7 kaddesi uyarınca reddine, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığından CMK.nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı eylemin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle TC.nun 158/1-e, 35/2 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, kararın katılan vekili ve sanık müdafiisi tarafından İstinaf isteminde bulunulması üzerine ; ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2021/925 esas 2022/1493 karar sayılı kararı ile katılan vekilinin resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından dolayı istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından reddine, sanık müdafiisinin dolandırıcılık suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın sözlü mülakatta elenmesi nedeniyle eyleminin hazırlık hareketi kapsamında kaldığından bahisle ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararı kaldırılarak CMK.nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının Cumhuriyet Savcısı ve katılan ... vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz üzerine Dairemizce sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle ... Bölge Adliye Mahkemesinin 22. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarih ve 2021/925 esas 2022/1493 karar sayılı kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmem mümkün görülmemektedir. Şöyle ki; Dolandırıcılık suçunun temel şekli TCK.nun 157’nci maddesinde düzenlenmiştir. Burada; “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir” denilmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu ise; nitelikli dolandırıcılık üst başlığı altında TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının e) bendinde; “(1) Dolandırıcılık suçunun; e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” şeklinde yer verilmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin, kamu kurum veya kuruluşlarının malvarlığına zarar vermek için hileli davranışlarda bulunması gerekir. . Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile, nitelikli bir yalan olup kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur aleyhine sanık veya bir başkasına haksız yarar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK.nun 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs aşamasında kalmış bir fiilden dolayı failin cezalandırılabililmesi için ; suçun kasten işlenebilen bir suç olması, suçun hazırlık hareketleri bitmiş ve icra hareketlerine başlanmış olması, suçun icrasında elverişli hareketlerin yapılmış olması, suçun failin elinde bulunmayan sebeplerle tamamlanamamış olması ve suç tipinin teşebbüse elverişli olması gerekmektedir. TCK.nun 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçmeden söz edilebilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (CGK-24.03.2015 tarih 2014/10-183 , 2015/62 ) kararında da belirtildiği gibi; Suç yolunda ilerleyen failin daha fazla ilerleme imkanına ve kanaatine sahip olduğu halde, suç yolunda ilerlemeyerek icrayı yarıda bırakmışsa ya da icra hareketleri tamamlandıktan sonra kendi çabası ile sonucun meydana gelmesini önlemişse vazgeçmenin gönüllü olduğu, buna karşılık fail icraya başlarken gözönünde tuttuğu ve hesaba kattığı risklerden başka bir faktör nedeniyle icra hareketlerine devam etmemişse ya da sonuca ulaşamamışsa vazgeçmenin gönüllü olmadığı, bu halde icra hareketleri failin elinde olmayan engelleyici nedenlerle bitirilemediğinden ya da sonuç failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmediğinden suça teşebbüs söz konusu olacağı aşikardır. Kanundaki tanım uyarınca gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrım ise şu şekilde özetlenebilir: Teşebbüs, suçun tamamlanması veya neticenin gerçekleşmesinin, failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmemesi olarak tanımlanmışken, gönüllü vazgeçmede failin iradi hareketi veya çabası ile icra hareketlerinin terkedilmesi ya da suçun tamamlanmasının önlenmesi sözkonusudur. Suç tamamlanmadan veya sonuca ulaşılmadan önce vazgeçme gerçekleştiğinden, gönüllü vazgeçme etkin pişmanlıktan da farklıdır. Etkin pişmanlık, belirli bazı suçlar için suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hale getirilmesi veya malın iadesini kapsamaktadır. Hukuka aykırı şekilde ele geçirilen sınav soruları sayesinde sınavda gerçek olmayan bir başarı performansı göstermek suretiyle sıralamada başka adayların önüne hileyle ve haksız bir şekilde geçen adayların, gerçeğe uygun olmayan sonuç belgesine istinaden kamu kurumlarına atanmaları söz konusu olduğunda, atandıkları kurumda maaş dahil aldıkları her ücret haksız menfaat niteliğindedir. Faillerin bu şekilde atandıkları kurumlarda fiilen çalışıp, bir hizmet üretmeleri elde ettikleri kazancı haksız kazanç olmaktan çıkartmaz. Zira, faillerin bu şekilde kamu görevine atanmaları haksız menfaat niteliğindedir. Ayrıca bu kişilerin aldıkları her ücret haksız menfaat niteliğinde olup, kamu görevine son verilinceye kadar zincirleme olarak menfaat temini de devam etmektedir. Bu halde suç tarihi ve zamanaşımının başlangıç tarihi en son haksız menfaatin temin edildiği tarih olacaktır. Dolandırıcılık suçlarına teşebbüs mümkün olup bu kapsamda failin aldatmaya elverişli hareketlerle suçun icrasına başladığı ve fakat muhatabın hileyi fark etmesi nedeniyle aldanmadığı hallerde teşebbüs hükümleri uygulanmalıdır. Aynı şekilde hileli davranış sonucunda mağdurun aldandığı ve fakat menfaatin sağlanamadığı hallerde de suç yine teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır. Failin yazılı ve sözlü mülakat sınavlarına girmesi, hatta bu sınavlarda başarılı olması, ancak bundan sonra herhangi bir icrai eyleminin bulunmaması ve eyleminin bu haliyle son bulması halinde, bu faaliyeleri hazırlık hareketi olarak; yazılı ve sözlü mülakat sınavlarında başarılı olduktan sonra atanmak için icrai bir harekette bulunup atama yapılmadan kendiliğinden vazgeçmesi halinde eylemini TCK’nın 36. maddesi ile birlikte değerlendirmek gerekmektedir. Dolandırıcılık suçu açısından gönüllü vazgeçme, ancak yararın sağlandığı ana kadar mümkündür. Yine failin kendisine verilen veya ele geçirdiği sınav soruları sayesinde yazılı ve sözlü mülakat sınavlarında, yahut bu sınavlardan sadece birisinin atama için yeterli görüldüğü sınavlarda başarılı sayılıp henüz göreve başlamadan, icrai faaliyet kapsamında göreve başlamak için gerekli belgeleri ilgili kuruma vermesi, yine ele geçirilen sınav soruları sayesinde yazılı ve sözlü mülakat sınavlarında başarılı olup ataması yapılarak henüz göreve başlamadan ilgili birimlerce veya ilgili kurumca haksız ve hileli duruma vakıf olunması sebebiyle failin görevine başlatılmaması halinde eylemin dolandırıcılık suçuna teşebbüs olarak kabulü ile uygulama yapılmasında bir isabetsizlik olmayacaktır. Yukarıda izah edilen nedenler doğrultusunda somut olayın irdelemesi yapılacak olursa; Sanığın 2013 yılında yapılan İdari Yargı Hakim Adaylığı sınavına girdiği, yazılıyı kazanması üzerine mülakata çağrıldığı ve yapılan mülakat neticesinde elendiği, bir an için mülakatta başarılı olduğu ve atanmaya hak kazandığı kabul edilse bile menfaatin temin edilmesine yönelik icrai hareket olan atamanın yapılması için kuruma müracaata kadar olan kısmın hazırlık hareketi olarak kabul edilmesi gerektiği dikkate alındığında sanığın eyleminin hazırlık hareketleri kapsamında kaldığı henüz icrai hareketlerine başlamadığı nazara alınarak ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından verilen beraat kararının doğru düşüncesi ile atılı dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle bozma isteyen sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak etmem mümkün görülmemiştir.12.12.2023