Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/5 E. , 2023/10775 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1662 Değişik iş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya y
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/5 E. , 2023/10775 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1662 Değişik iş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2022 tarihli ve 2022/11968 Soruşturma, 2022/10350 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.04.2022 tarihli ve 2022/1662 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.04.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2022/19989 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137502 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/137502 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki şirkete ait ... isimli lüks yatın şüpheliler ... ve ...'in sahibi olduğu şirketler tarafından satın alınmasına karşılık şüpheliler tarafından proje ve yapım aşamasında olan ... projesinde bulunan 8 adet dükkan için gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, yatın farklı isimler alarak en son Amerika bandıralı olduğu ve geri alma imkanın kalmadığı, ilgili taşınmazların ederinin çok üzerinde müştekiye satılması sonrası, teslimin bir türlü yapılmadığı, bu nedenle satışa karar verildiği, anılan taşınmazların şüphelilerle birlikte hareket eden kişilere devrinin sağlandığı ve devir bedellerinin ödenmeyerek fikir birliği içinde organize olarak şüphelilerin nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, müştekiler ile şüpheliler arasında yapılan anlaşmanın aksine ... projesinde bulunan bağımsız bölümlerin anlaşmaya uygun şekilde devredilmediği gibi bağımsız bölümlere ait metrekarelerin de sözleşmede belirtilenden eksik olduğundan bahisle şüpheliler hakkında davacı ve şikayetçi olduğu somut olayda, şüphelilere isnat edilen eylemin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında ayıplı ifa mahiyetinde olduğu, başka bir ifadeyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı, bu minvalde şüphelilere isnat edilen ... meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; söz konusu taşınmazlara ilişkin sözleşme ve tapu kayıtlarının getirtilmesi, hukuk davalarının akıbetinin araştırılarak celbi, müşteki şirket ile şüpheli şirketin defter ve kayıtlarının getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılması ve şüphelilerin beyanlarının alınması sonucu şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetç... Denizcilik Yatırım Turizm Ticaret Ltd. Şti. ve... Turizm Yatırım Denizcilik ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ait ... isimli lüks yatın, ... Projesinde yer alan 25.721.100 Dolar bedelli olup toplamda brüt 3.679,20 metrekare büyüklüğe sahip olduğu bildirilen 8 adet dükkan karşılığında şüpheliler ... ve ...'in sahip oldukları şirketlere satıldığının, projenin inşaat aşamasında olması nedeniyle taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri düzenlendiğinin, devamında proje tamamlanmasına rağmen devir işlemlerinin geciktirildiğinin, şikâyetçiler dükkanları satmak istediklerinde 5 adet dükkanın şüpheliler ..., ... ve ...'un bilgisi dahilinde şüpheliler ..., ..., ..., ... aracılığıyla yine bu şüphelilerle iştirak halinde hareket eden diğer şüpheliler ..., ... ve ...'e devredilmesine karşın satış bedellerinin ödenmediğinin, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/111 Esas sırasında devam eden yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre satışı yapılan dükkanların büyüklüğü ve rayiç bedellerinin şüpheliler tarafından belirtilenin çok altında olduğunun tespit edildiğinin, satışı yapılan ... isimli yatın da yurt dışına kaçırılarak iade edilmediğinin ve şüphelilerin iştirak halinde hareket ederek kendilerine ve aynı proje kapsamında başkaca mağdurlara yönelik dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; şüphelilerin tamamının açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ifadelerine başvurulması, taraflar arasındaki ticari ilişkinin konusunu oluşturan ... isimli yat ile ... projesinde yer alan 8 adet dükkanın sözleşme tarihi itibarıyla maliklerinin tespit edilmesi ve buna ilişkin belgelerin dosyaya eklenmesi, şikâyetçiler tarafından şüpheliler aleyhine açılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasına dair Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/111 Esas sayılı dava dosyası ile taraflar arasındaki uyuşmazlığa yönelik tespit edilecek diğer hukuk/icra/ceza dosyalarının getirtilip incelenmesi ve bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, aynı proje ile ilgili olarak şüpheliler hakkında başkaca soruşturmalar bulunup bulunmadığının araştırılması, şüphelilere ait şirketler ile şikayetçilere ait şirketlerin ticari defterleri getirtilerek bahse konu alım-satım satım ilişkisine yönelik kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; somut olayda şüphelilere isnat edilen eylemin 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında ayıplı ifa mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı, bu itibarla şüphelilere isnat edilen suçun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.04.2022 tarihli ve 2022/1662 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.