Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/6083 E. , 2024/85 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/402 E., 2021/604 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Mahkûmiyet
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/6083 E. , 2024/85 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/402 E., 2021/604 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Mahkûmiyet İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 08.05.2023 tarihli ve 2022/9698 Esas, 2023/3657 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2023 tarihli ve KD-2023/100084 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanıkların katılanla hukuki ilişkiden dolayı alacaklı olduklarına dair ısrarlı savunmaları, katılan ve tanık beyanları, sanıklar tarafından dosyaya ibraz edilen 18.06.1986 tarihli katılanın bazı kişilere taahhütlerini içeren noterlikte düzenleme şeklindeki satış vaadi ve irtifak hakkı vaadi sözleşmesi ve 21.04.2000 tarihli sanıkların alacağa hak kazanmalarına sebep olan hizmet sözleşmesi içeriği, suça konu senedin dayanağı olan 31.12.2008 tarihli sözleşme içeriği, katılan tarafından dosyaya ibraz edilen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.1999 tarihli ve 1999/84 Esas, 1999/808 Karar sayılı ilamı, ... ilçesi ...Köyünde bulunan ve bu ilama konu 920 numaralı parsele dair tapu kaydı ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde eylemin 5237 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinde düzenlenen ''Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırııcılık'' suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılmaksızın hüküm kurulmasına ilişkindir. II. GEREKÇE İstanbul ili ... ilçesi Kemerburgaz semtinde bulunan ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin (B) bendi gereğince orman alanı dışına çıkarılıp özel mülkiyete konu edilebilecek alanlara ilişkin olarak, katılanın kendi ailesinden miras kalan ve bizzat tarafından kullanılan taşınmazların açılan davalar sonucu katılan adına 2000 li yıllarda tesciline karar verildiği, 1999 yılında ise ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.11.1999 tarihli ve 1999/84 Esas, 1999/808 Karar sayılı kararıyla sanıklarla arasında ihtilafa sebep olan 920 numaralı parselin hazine arazisi olduğu tespit edilmekle birlikte katılanın bu 51 dönümlük arsada şagil olduğu hususunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verildiği, aynı bölgede emlakçılık yapan sanıklar ... ve ... tarafından söz konusu taşınmazların mülkiyetinin kazanılması sürecinde katılana yardımlar yapıldığı gerekçesiyle 920 numaralı parselin yaklaşık 15 dönümlük kısmının kendilerine verilmesi gerektiğinin iddia edildiği, taraflar arasında tanık E.B. aracılığıyla yapılan görüşmede sanıkların katılandan bu taahhüt ile ilgili 2.000.000 TL talep ettikleri, katılanın bunu kabul etmemesi üzerine sanıklar ... ve ... tarafından kriminal polis laboratuvarı raporuna göre sahte olduğu tespit edilen katılanın borçlu olarak gözüktüğü 31.12.2008 tanzim tarihli, 26.250.000 USD bedelli bononun tahsili amacıyla avukatlık yapan diğer sanıklar ... ve ...'a tahsil cirosu ile verildiği, adı geçen avukat sanıkların başka bir avukat vasıtasıyla katılan aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2012/1637 Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 14.181.178 USD karşılığı 25.000.000,00 TL olarak cebri icra işlemi başlattıkları, durumdan haberdar olan katılanın vekili aracılığıyla imza ile borca itiraz ettiği ve şikâyetçi olduğu, Mahkemece bono üzerinde yapılan kriminal incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında; suça konu bonoda borçlu ''...'' adına atılan imzaların katılana ait olduğu fakat bu imzaların bono için değil başka amaçla atıldıkları ve atılış amaçları dışında üstteki metin ile bağlantıları koparılıp daktilo ile boş kısmın bono olarak doldurulduğu, ayrıca katılana ait imzaların belgelerdeki düzenleniş tarihi olan 2008 yılı değil de 1998 yılındaki örnek imzalarını taşıyan resmi belgelerdeki imza tarzıyla uyumlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirilmesi, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanık anlatımları, icra dosyası, tapu kayıtları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların iştirak halinde sahte bono ile icra takibi yapmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri kabulüyle mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, Bu kararın sanıklar müdafileri ve aleyhe olmak üzere Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2020/1360 Esas, 2020/9217 Karar sayılı kararı ile tebliğnamedeki 5237 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinin uygulanıp uygulanmaması hususunun hüküm yerinde tartışılması gerektiğine dair bozma istemine ilişkin görüşün karşılandığı ancak bütün sanıklar bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunda hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörüldüğü halde yalnızca hapis cezasından mahkûmiyet hükümleri kurulması ve ayrıca sanıklar ..., ... yönünden avukat olan sanıkların eylemlerinin avukatlık görevlerinden kaynaklanmadığı gibi bu görevin ifası sırasında da gerçekleşmediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin 5 inci fıkrasının tatbik edilmemesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, Bozmaya uyularak Mahkemesince sanıklar hakkında tekrar mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve sanıklar müdafilerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 08.05.2023 tarihli ilamında itiraza konu edilen hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık iddiasının temyiz dilekçelerinde sanıklar müdafileri tarafından öne sürülmesi sebebiyle karşılanmak suretiyle mahkûmiyet hükümlerinin onandığı, onama kararında bu husus değerlendirilirken '' Sanıkların ölen Esatla ilgili satış vaadi içeren bir kısım sözleşme ve vekâletnameler sundukları, sundukları bu belgelerin incelenmesinde katılanın ölen ...a, 1986 yılında katılan adına tescil edilen parsellerle hiç ilgisi bulunmayan taşınmazlarla ilgili irtifak hakkı ve gayrimenkul satış vaadine ilişkin vekâletname verdiği, bu belgenin sanıkların katılandan hukuken alacaklı olduklarına ilişkin bulunmadığı, yine 21.04.2000 tarihli emlakçı sanıklar ile ölen ...arasında yapıldığı öne sürülen hizmet sözleşmesinin de katılanla hiç bir ilgisinin bulunmadığı ve katılanın bu sözleşmede taraf dahi olmadığı, bu sebeplerle temyizde öne sürülen 5237 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinin uygulanmamasında bir hata bulunmadığı'' gerekçeleriyle karşılandığı, kaldı ki ... ilçesi Kemerburgaz semtindeki 6831 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (B) bendi uyarınca katılan adına tapuda tescil ve şagil şerhi işlemlerinin en son 2000 yılında yapılmasına rağmen aradan 8 yıl geçtikten sonra bu taşınmazlarla ilgili katılanın sanıklara 920 numaralı 51 dönümlük parselden 15 dönüm yer vereceği vaadine dayanan sözleşmenin sahte olduğu ve katılanın 26.250.000 dolarlık senedi aradan geçen uzun zaman diliminden sonra sanıklara vermesini geçerli kılacak bir neden de bulunmadığı, oluş ve yargılama dosyasına yansıyan delillerle de sözleşme ve senet içeriğinin örtüşmediği, nitekim tanık E.B.'nin beyanının da oluşu doğruladığı, sanıklar...ve ...in katılandan 2.000.000,00 TL para istediklerini, katılanın bunu kabul etmemesi üzerine sanıkların katılana ait ellerinde imzalı kağıdın bulunduğunu belirtmeleri yönündeki tanık anlatımı da dikkate alındığında sanıkların katılandan alacaklı olduklarını ispata elverişli delil sunamadıkları anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinin değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin itiraz talepleri yerinde bulunmamıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 08.05.2023 tarihli ve 2022/9698 Esas, 2023/3657 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.