Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/6478 E. , 2024/10816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/8673 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın ka
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/6478 E. , 2024/10816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/8673 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2022 tarihli ve 2021/78277 Soruşturma, 2022/37824 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adana 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/8673 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.12.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/9860 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-2023/108681 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-2023/108681 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin, müşteki ... ile şüpheli ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında adi yazılı şekilde taşınmaz satış sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme gereği müştekinin kendisi adına kayıtlı taşınmazı şirket çalışanı olan şüpheli ... adına devredildiği ve sözleşme gereği 10.000,00 Tl bedeli de ödemesine karşın şüpheli şirketin edimini yerine getirmediği gibi sözleşme gereği aldığı taşınmaz ve ücreti de iade etmediği, sözleşmeye konu taşınmazın da başka kişilere devredilerek müştekinin dolandırıldığı, ayrıca ...kaya şirketi yetkilileri şüpheliler ... ve ...'in kendi adlarına ve aynı adreste faaliyet gösterdiği ... İnşaat Ltd. Şti., ... İnşaat Ltd. Şti. ve ... İnşaat Otom. Ltd. Şti. aracılığı ile organize şekilde dolandırıcılık eylemlerinde bulunulduğu iddialarını içeren dilekçe ile şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, müşteki ile şüpheliler arasında yaşanan uyuşmazlığın alacak borç taşınmaz teslimi ilişkisinden kaynaklı hukuki nitelikte olduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Somut olayda, şüpheli ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Yetkilileri ile müşteki arasında Adana ili, ... Mahallesi, 6286 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek binanın 19.kat 37 numaralı bağımsız bölümünün inşa sonrasında müştekiye satılacağının taraflar arasında düzenlenen 04/12/2018 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi ile kararlaştırılmasına rağmen anılan dairenin müştekiye teslim edilmediği olayda, söz konusu bağımsız bölümün müşteki dışında kişilere satılıp satılmadığının araştırılarak başka kişilere satıldığının tespit edilmesi halinde taşınmazı devralan kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, belirtilen adreste iddia edildiği haliyle herhangi bir inşaata başlanıp başlanmadığının araştırılması ile şüpheliler ve müşteki arasında icra takibi bulunup bulunmadığının netleştirilmesi, şüpheliler hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçlarından soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, haklarında açılmış kamu davası olup olmadığının araştırılması, şüphelilerin savunmasında isimleri belirtilen kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması ile toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre değerlendirme yapılması ve eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile ... San.ve Tic.Ltd.Şti. arasında Adana İli ... İlçesi ... Mahallesi 6286 ada 6 parselde bulunan 19. kat 37 numaralı dairenin satışı için sözleşme düzenlendiğinin, sözleşme gereğince şikâyetçiye ait .. Mah. 7450 ada 18 parselde bulunan 5 numaralı dairenin takası ve kalan kısmın nakit olarak ödenmesinin kararlaştırıldığının, vekâletname çıkarılması sonrası şikâyetçiye ait taşınmazın şirket çalışanı olan şüphelilerden ...'ya devredildiğinin ve kalan ücretin de nakit olarak ödendiğinin, ancak verilen tahsilat makbuzlarının ... İnşaat San. ve Tic.Ltd.Şti.'ne ait olduğunun, vaadedilen taşınmazın devrinin gerçekleşmemesi üzerine yapılan araştırmada, henüz yapımı bitmeyen taşınmazın başkalarına satıldığının, bir çok kişinin daha benzer şekilde mağdur olduğunun, aynı ofisi kullanan şirketin sürekli isim değiştirdiğinin, şüphelilerin bedeli ödenen taşınmazı bir başkasına satıp devretmek suretiyle haksız kazanç elde ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması ile şüphelilerden ...'in alınan ifadesinde; ... San.ve Tic.Ltd.Şti.nin kendisine ait ve faal olduğunu, iddiaya konu sözleşmenin aslının sunulmasını istediğini, şikâyetçiden herhangi bir daire almadığını beyan etmesi karşısında; ifadelerine başvurulmayan şüphelilerin ifadelerinin alınması, dosya kapsamındaki sözleşmenin taraflar arasında düzenlenip düzenlenmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde ortaya konulması, inşaata başlanıp başlanmadığının, başlanmış ise hangi aşamada olduğunun belirlenmesi, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şikâyet dilekçesinde belirtilen şirketlerin kurulduğu tarihten itibaren tüm yetkili ve ortaklarının tespit edilmesi, ödemelerin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin ortaya konulması, banka hesap hareketlerinin, dosyadaki vekâletnamenin ve tapu kayıtlarının ilgili kurumlardan getirtilmesi, taşınmazın devredildiği kişilerin tespiti ile beyanlarına başvurulması, şüpheliler hakkında başka soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, varsa bu dosyalar ile hukuk mahkemesinde görülen dava dosyaları incelenerek, bu dosyası ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müşteki ile şüpheli arasında yaşanan uyuşmazlığın taşınmaz satış sözleşmesine dayandığı, bu nedenle müşteki ile şüpheli şahıslar arasındaki uyuşmazlığın karşılıklı alacak, borç taşınmaz teslimi ilişkisinden kaynaklanan hukuki bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu, dolandırıcılık suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı, dolandırıcılık suçu için ağır, yoğun ve ustaca gerçekleştirilen hileli bir davranışın bulunması gerektiği, alacak verecek ilişkisinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların çözüm yerinin Hukuk Mahkemeleri olduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Adana 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.12.2022 tarihli ve 2022/8673 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.