İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2023/653 Karar: 2023/9960 Tarih: 2023

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/653 K.2023/9960

11. Ceza Dairesi 2023/653 E. , 2023/9960 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E., 2022/390 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü madde

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2023/653 E. , 2023/9960 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E., 2022/390 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü madde

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2023/653 E. , 2023/9960 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/396 E., 2022/390 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanığın duruşmalı inceleme isteminin, koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2015 tarihli ve 2014/146 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2015 tarihli ve 2014/146 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararının katılan tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2017/36771 Esas, 2021/4651 Karar sayılı kararı ile sanığın, uzaktan akrabası olan katılana önemli işler yaptığını ve çok para kazandığını, bu kazanca kendisini de ortak edeceğini söyleyerek 50.000 TL parasını aldığı, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği iddia edilen olayda; katılanın, sanığın eşinin yeğeni olduğu, İstanbul’a geldiğinde aynı evde de kaldıkları, daha sonra iş kurduğunu söyleyerek lüks hayat yaşamaya başladığı, ayrıca ...’de müteahhitlik yapan dedesiyle ortak inşaat işine giriştiğini söylediği, kendisine para verdikleri takdirde bu parayı işletip paradan kar payı vereceğini vaadettiği, önce 3.000 TL ile başladıkları, sanığın bu para karşılığında katılana ödemeler yaptığı, daha sonra her ay belli bir ödeme yaptığı, katılanın sanığa peyder pey 50.000 TL verdiği ve bu parayı verdikten sonra sanığın ortalıktan kaybolduğu ve aldığı parayı ödemediğine yönelik beyanları, sanığın iyi bir geliri olduğu izlenimi yaratarak katılandan aldığı küçük miktarlı paralar karşılığında önce ödemeler yaptığı ve bu şekilde güven sağladıktan sonra aldığı yüksek miktarlı parayı iade etmediği ve haksız menfaat elde ettiği anlaşılmakla, eyleminin 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamındaki 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, delillerinin takdirinde yanılgıya düşülerek mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2021/396 Esas, 2022/390 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, ... sanığın aşamalardaki savunmasında katılan yengesinin avukat olduğunu beyan etmesi ve ayrıca sanık tarafından katılan namına düzenlenmiş 06.01.2012 ve 20.03.2012 günlü iki ayrı borç senedinin dosya arasında bulunması ve binnetice sanığın bozma sonrası alınan savunmasında katılana olan borcunu ödediğini beyan etmesi karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla öncelikle sanığın suçtan mütevellit zararı giderdiği hususundaki savunmasının katılandan sorulmasından sonra katılanın avukatlık mesleğini icra edip etmediği belirlenerek avukat olduğunun tespiti halinde, sanık ile katılan arasındaki yakın akrabalık ilişkisi ve katılanın sosyal statüsü de gözetilerek atılı suçun unsurlarının somut olayda oluşup oluşmadığı hükmün gerekçesinde denetime olanak verecek şekilde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik incelemeyle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması; kabule göre ise, suçun unsurlarının oluştuğu ahvalde sanığın sübuta konu eylemleri nedeniyle zincirleme suç hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, dosya kapsamında katılanın beyanları dışında mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, katılanın avukat olduğuna ve dolandırılacak bir insan olmadığına, kaldı ki aldığı paraları da faiziyle iade ettiğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, önemli işler yaptığı ve çok para kazandığı izlenimi yaratıp bu kazanca ortak edeceğini söyleyerek önce aldığı küçük meblağlar karşılığında ödemeler yaparak güven sağladığı, bu şekilde zaman içinde katılanın 50.000,00 TL parasını alarak daha sonra ortadan kaybolduğu, bu şekilde menfaat sağlamak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanığın aşamalardaki savunmaları üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğine, ekonomik nedenlerle katılandan aldığı parayı ödeyemediğine ancak daha sonra elden ödemeler yaptığına ve borcu kalmadığına, ancak daha sonra kendisinden yine para istediklerine, vermemesi üzerine de hakkında şikâyetçi olunduğuna yöneliktir. 3. Dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmış; dosya kapsamında katılanın zararının giderildiğine ilişkin bir belge görülmemiştir. 4. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkeme tarafından, sanık hakkında gerekçeleri açıklanarak takdir ve teşdit uygulanmak suretiyle ceza tayin edildiği, sabıkalı geçmişi ve hapis cezası almış olması, suça meyilli kişiliği, hakkında verilen cezaların sanığı ıslah etmemiş olması, aksine yeniden kasti suç işlemesi nedeniyle ve yasal şartları oluşmadığından kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin inceleme konusu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediği gibi dosya kapsamı itibarıyla eksik inceleme nedeni olarak belirtilen hususlarda yeniden araştırma yapılması sonuca etkili görülmemekle tebliğname görüşüne iştirak edilmemiş; sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek inceleme yapılmıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2021/396 Esas, 2022/390 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla