Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2023/6974 E. , 2024/12002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/641 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan; 07.01.2013 tarihli eylemi yönünden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayıl
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2023/6974 E. , 2024/12002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/641 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan; 07.01.2013 tarihli eylemi yönünden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 203/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 04.02.2012 tarihli eylemi yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, 23.03.2022 tarihi itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2022/18264 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116806 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116806 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanığın işlemiş olduğu 07/01/2013 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19/08/2013 tarihli ve 2013/45939 soruşturma, 2013/16614 esas, 2013/7618 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/572 esas, 2013/623 sayılı kararıyla sanığın anılan suçtan mahkumiyetine, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresi içerisinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, sanık hakkında anılan Mahkemenin 2019/242 esasına kayden yeniden yapılan yargılama sırasında, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemenin 23/09/2019 tarihli ve 2019/229 esas, 2019/228 sayılı kararıyla mühür bozma suçundan sanık hakkındaki dosyanın, teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle görülmekte olan dosya ile birleştirildiği, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemenin 23/09/2019 tarihli ve 2019/229 esas, 2019/228 sayılı birleştirme kararını kapsayan dosyada; Sanığın işlemiş olduğu 04/02/2012 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2013 tarihli ve 2013/43837 soruşturma, 2013/18053 esas, 2013/8346 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli ve 2013/584 esas, 2014/76 sayılı kararıyla sanığın anılan suçtan mahkumiyetine, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresi içerisinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, sanık hakkında anılan Mahkemenin 2019/229 esasına kayden yeniden yapılan yargılama sırasında, yargılamaya konu suç ile Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/242 esasına kayden derdest olan suç arasında hukuki kesinti oluşmadığının anlaşılması sebebiyle, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemenin 23/09/2019 tarihli ve 2019/229 esas, 2019/228 sayılı kararıyla dosyanın bahse konu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, Diğer yandan sanığın işlemiş olduğu 22/11/2011 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 14/03/2013 tarihli ve 2013/5904 soruşturma, 2013/5595 esas, 2013/2575 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2013 tarihli ve 2013/156 esas, 2013/818 sayılı kararıyla sanığın anılan suçtan mahkumiyetine, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresi içerisinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2019/224 esas, 2019/527 sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanarak, mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 23/06/2020 tarihli ve 2019/2123 esas, 2020/914 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle 23/06/2020 tarihinde kesinleştiği nazara alınarak yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; 1-Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2022 tarihli ve 2021/641 esas, 2022/221 sayılı kararının hüküm kısmında, sanığın Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/572 esas, 2013/623 sayılı kararıyla açıklanmasının ertelenmesine karar verilen 3.000,00 Türk lirası adli para cezasının açıklanmasını müteakip, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli ve 2013/584 esas, 2014/76 sayılı kararıyla belirlenen 6 ay adli para cezasından zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 1/4 oranında artırım uygulanmasını takiben, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli kararında belirlenen temel adli para cezasının mahsubu ile tespit edilen fark adli para cezasının günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden hesaplanarak neticeten sanığın 740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, Mahsup kararının verilebilmesi için hüküm aşamasında sanık hakkında kesinleşmiş mahkumiyetlerin bulunması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekmesi ve yargılama aşamasında birleştirme kararının verilmemesinin gerektiği, hüküm kurma şeklinin ise zincirleme suç uygulanarak hüküm kurulduktan sonra kesinleşmiş mahkumiyetlerin miktarının bu cezadan indirilerek sonuç cezanın hesaplanması gerektiği gözetildiğinde, yazılı şekilde hem sistematik olarak yanlış hüküm kurulmasında hem de mahsup edilemeyecek kararların esas alınmasında, Kabule göre de; 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/572 esas, 2013/623 sayılı ve Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli ve 2013/584 esas, 2014/76 sayılı hükümlerin aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3-Sanığın 07/01/2013 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19/08/2013 tarihli ve 2013/45939 soruşturma, 2013/16614 esas, 2013/7618 sayılı iddianamesi ile Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/572 esasına kayden kamu davası açıldığı, diğer yandan 22/11/2011 tarihli mühür bozma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 14/03/2013 tarihli ve 2013/5904 soruşturma, 2013/5595 esas, 2013/2575 sayılı iddianamesi ile Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2013 tarihli ve 2013/156 esasına kayden kamu davası açıldığı anlaşılmakta ise de, Her iki suçun da 14/03/2013 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanunun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulandıktan sonra kesinleşen (Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2013 tarihli ve 2013/156 esas, 2013/818 sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin verilen) Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2019/224 esas, 2019/527 sayılı kararda verilen cezanın mahsup edilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un "Mühür bozma" başlıklı 203. maddesinde; “(1) Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” Denilmektedir. 2. Aynı Kanun’un "Zincirleme suç" başlıklı 43/1. maddesinde; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." Hükmü yer almaktadır. 3. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2016 tarihli ve 2014/11-507 Esas, 2016/1237 Karar sayılı ilamı, "...Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise, henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince; zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır. Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir." şeklindedir. 4. Bu düzenlemelere göre; zincirleme suçlarda, aynı suçun birden fazla kez işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmekte ve suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir kez ceza verilmekte ve cezanın miktarı artırılmaktadır. Mühür bozma suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması bakımından ise; sanığın, her iddianameye kadar olan eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemlerinin ise ayrı suçları oluşturacağı kabul edilmekte; sanığın tüm eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kalması durumunda, 5237 sayılı Kanun'un 203/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca artırım oranı belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra, sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan daha fazla olması halinde, önceden verilen cezaların mahsup edilmesi, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, zincirleme suça ilişkin değerlendirme yapılırken ve netice ceza belirlenirken karşılaşılabilecek en önemli sorunlar; kesinleşmeyen veya açıklanması geri bırakılan hükümlerin zincirleme suça konu olup olamayacağı ile mahsup edilecek cezaların aynı neviden olmaması durumudur. Kesinleşmeyen veya açıklanması geri bırakılan hükümler, henüz ortada zincirleme suça esas teşkil edebilecek bir hüküm bulunmaması nedeniyle mahsup işlemine de konu edilemeyecektir. Bununla birlikte farklı neviden cezaların zincirleme suç ilişkisi kapsamında mahsuba konu olması halinde ise; kesinleşmiş hükümden bağımsız olarak temel ceza belirlenip, bu ceza üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra, temel cezanın niteliğine göre mahsup edilecek cezanın hapse veya adli para cezasına çevrilmesi neticesinde sonuç cezanın belirlenmesi yoluna gidilecektir. Buna göre önceki ve sonraki hükümlerin her ikisinin de hapis cezası olması durumunda, mahsup neticesinde belirlenecek cezanın hapis cezası üzerinden, her ikisinin de adli para cezası olması durumunda adli para cezası üzerinden infaz edilmesine, önceki ve sonraki hükümlerden birinin hapis diğerinin adli para cezası olması durumunda, Mahkeme tarafından adli para cezası belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca takdir edilen miktar dikkate alınarak mahsup yapılmasına; tüm olasılıklarda, önceki ceza sonraki cezadan fazla ise, ek ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekecektir. 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin on birinci fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 6. İncelenen dosya içeriğine göre; sanık hakkında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.08.2013 tarihli ve 2013/45939 Soruşturma, 2013/16614 Esas sayılı iddianamesi ile iş yerinde bulunan ve borcundan dolayı 06.10.2012 tarihinde mühürlenen elektrik sayacındaki mührü, 07.01.2013 tarihinde bozduğundan bahisle açılan kamu davasında, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2013 tarihli ve 2013/572 Esas, 2013/623 Karar sayılı kararıyla mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 62, 52/2. maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca neticeten 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karara yönelik sanığın itirazı, merci Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2013 tarihli ve 2013/1240 Değişik İş sayılı kararı reddedilmiştir. Sanığın, denetim süresi içerisinde kasten işlemiş olduğu suç nedeniyle Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/7 Esas, 2018/345 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilerek, kesinleşen bu mahkûmiyet hükmü yönünden ihbarda bulunulması sonrası, anılan Mahkemenin 2019/242 Esas sırasında devam eden yargılamada, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemenin, 23.09.2019 tarihli ve 2019/229 Esas, 2019/228 Karar sayılı kararıyla sanık hakkındaki dosyanın, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle görülmekte olan dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen dosya yönünden, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.09.2013 tarihli ve 2013/43837 Soruşturma, 2013/18053 Esas sayılı iddianamesi ile 04.02.2012 tarihinde gerçekleşen mühür bozma eylemi nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasında, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2014 tarihli ve 2013/584 Esas, 2014/76 Karar sayılı kararıyla "...aynı sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 19/08/2013 tarih 2013/7618 sayılı iddianamesi ile Antalya 15 Asliye Ceza Mahkemesinde 07/01/2013 tarihli tutanak sebebiyle kamu davası açıldığı ve Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/572 Esas, 2013/623 Karar sayılı 02/10/2013 tarihli kararı ile sanık hakkında TCK'nun 203/1, 62, 52/2 maddeleri uygulanmak suretiyle 3000,00 TL adli para cezası verilmesi yönünde hüküm kurulduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği bu kararın 22/10/2013 tarihinde kesinleştiği Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesine açılan iddianame tarihinin 19/08/2013 tarihi oluşu dosyamıza konu suç tarihinin 04/02/2012 tarihli oluşu ve hukuki kesinti olmadan önce ikinci suç tutanağının düzenlenmiş olduğu belirlendiğinden sanık hakkında 07/01/2013 tarihli tutanak sebebiyle hüküm hazırlandığından dosyamıza konu tutanak sebebiyle sadece teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle, 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62, 52/2. maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca neticeten 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın da itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Elmalı Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/7 Esasi 2018/345 Karar sayılı kararı ile iş bu dosyaya da ihbarda bulunulduğu anlaşılmıştır. Her iki eylem yönünden yapılan yargılama neticesinde, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.09.2020 tarihli ve 2019/242 Esas, 2020/448 Karar sayılı kararı ile "...Bayındır Mahallesi 329. Sokak, G.Eyican Apartmanı N. 2 Muratpaşa/ ANTALYA adresinde bulunan iş yerindeki elektrik sayacının borcundan dolayı kesilerek mühürlendiği, AKEDAŞ görevlileri tarafından, 22/11/2011 tarihinde sayaçtaki mührün kırılarak, sayaçtan geçirmek suretiyle elektriğin kullanıldığının tespit edildiği, tekrar yapılan mühürleme işlemlerine rağmen 04/02/2012 ve 07/01/2013 tarihlerinde de mühürlerin söküldüğünün ve elektriğin sayaçtan geçirilmek suretiyle kullanıldığının belirlendiği, sanığın aşamalardaki savunmasında eylemlerini kabul ettiği, sanık savunması, tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sübut bulduğu, her ne kadar, ana ve birleşen dosya kapsamında ayrı ayrı yargılama sürdürülmüş, ayrı ayrı mahkumiyet (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kararları verilmiş ise de, ihbar üzerine hükümlerin açıklanması için yapılan yargılamalar sırasında, suç tarihlerinin iddianame (hukuki kesinti) tarihlerinden önce olması itibariyle sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde gerçekleştiği sonucuna varılmakla birlikte dosyaların birleştirilmesinin ardından, yine sanığın ana ve birleşen dosyalarda teselsül eden eyleminin aynı şekilde Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 gün, 2019/224-527 E-K. sayılı dosyasına konu eylemle de teselsül ettiği, ancak Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin sözü edilen dosyasında sanığın 5 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda, mahkememiz dosyasında sanık hakkında aynı suçtan tekrar hüküm kurulamayacağı, sadece zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının ve temel ceza belirlenirken ilk kararı veren mahkemenin verdiği cezanın baz alınmasının gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle, sanığın aynı suçtan mahkûmiyetine ilişkin Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/224 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararına konu 5 ay hapis cezasına mahkûmiyetine ilişkin kesinleşmiş hükmün de mahsubu suretiyle, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/1137 Esas, 2021/1746 Karar sayılı kararıyla, "...Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ve CMK'nun 231/8. maddesinde sayılan denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanığın durumunun değerlendirilip, aynı maddenin 11. fıkrasına göre cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulması mümkün ise de, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında, açıklanması geri bırakılan hükümde kanuni zorunluluklar dışında (örneğin zamanaşımı, yaş küçüklüğü vs.) herhangi bir değişiklik yapma imkanının bulunmaması nedeniyle hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, öncesinde verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kaldırılarak yeni bir hüküm kurulmak suretiyle CMK'nun 231/11. maddesine aykırı davranıldığı..." gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Bozma kararı sonrası, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/641 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan önceden verilen ve açıklanması geri bırakılan hükümler açıklanarak, 07.01.2013 tarihli eylemi yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 04.02.2012 tarihli eylemi yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair iş bu kanun yararına bozma incelemesine konu hükümler kurulmuştur. 7. Zincirleme suça esas, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/224 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; sanık hakkında 22.11.2011 tarihli mühür bozma eylemi yönünden, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 14.03.2013 tarihli ve 2013/5904 Soruşturma, 2013/5595 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2013/156 Esas, 2013/818 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 62 ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, sanığın itirazının reddine dair merci Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2013 tarihli ve 2013/1251 Değişik İş sayılı kararıyla kesinleştiği; devamında sanığın denetim süresi içerisinde yukarıda ayrıntıları belirtilen karara konu kasıtlı suçu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine dosyanın yeniden ele alındığı ve hükmün aynen açıklanmasına karar verilerek sanığın, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/224 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 203/1 ve 62 maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli ve 2019/2123 Esas, 2020/914 Karar sayılı kararı ile bu hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle hükmün kesinleştiği tespit edilmiştir. 8. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, mühür bozma suçundan ayrı ayrı kamu davalarına konu edilen 22.11.2011, 04.02.2012 ve 07.01.2013 tarihli eylemleri yönünden ilk hukuki kesintinin, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2013 tarihli ve 2013/5904 Soruşturma, 2013/5595 Esas sayılı iddianamesi olduğu anlaşıldığından, her üç eylem de zincirleme şekilde işlenen mühür bozma suçuna vücut verecektir. Bununla birlikte, her ne kadar birleşen Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2014 tarihli ve 2013/584 Esas, 2014/76 Karar sayılı kararında, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2013 tarihli ve 2013/572 Esas, 2013/623 Karar sayılı kararı uyarınca sanığın aldığı ceza esas alınarak zincirleme suç hükümleri de uygulanmak suretiyle mahsup yapılıp netice cezaya hükmedilmiş ise de; zincirleme suç kapsamında değerlendirilen diğer kararın, o tarihte 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar olması nedeniyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı ve mahsuba konu edilemeyeceği; bununla birlikte ihbar sonrası incelemeye konu dosya kapsamında sanığın 04.02.2012 ve 07.01.2013 tarihli mühür bozma eylemleri birlikte değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanun'un 203/1 ve 43. maddeleri uyarınca bir cezaya hükmedilebileceği, yine zincirleme suça esas teşkil eden, ancak kesinleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/224 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin ilam da dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uygulanarak hükmedilecek toplam ceza miktarı sanığın kazanılmış hakkı nedeniyle adli para cezası olarak gün üzerinden hesaplanıp, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca tayin edilecek miktar üzerinden ulaşılan sonuç adli para cezasından, kesinleşen hükümde yer alan hapis cezasının gün olarak karşılığının da aynı miktar üzerinden adli para cezasına çevrildikten sonra mahsubu suretiyle netice cezanın belirlenmesi gerektiği hususu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca aynen açıklanması gerekirken, Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2014 tarihli ve 2013/584 Esas, 2014/76 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının hüküm fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle açıklanması Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/641 Esas, 2022/221 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.