Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/2806 E. , 2024/11938 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2023 tarihli ve 2023/3649 Soruşturma, 2023/2657 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 16.06.
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/2806 E. , 2024/11938 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2023 tarihli ve 2023/3649 Soruşturma, 2023/2657 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 16.06.2023 tarihli ve 2023/2227 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 16.06.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.02.2024 tarihli ve 2023/29629 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/26802 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/26802 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki tarafından yapılan şikayette özetle, olay günü müştekiyi 0534 312 44 56 numaralı hattan telefonla arayan kadın bir şahsı müştekiye sigorta primlerinin iade edileceğini söyleyerek kendisinden cep telefonuna gelen onay kodunu istediği, müşteki tarafından onay kodunun söylenmesi üzerine banka hesabında bulunan ve adına çekilen 35.000,00 Türk lirası tutarlı kredinin 30.000,00 Türk liralık kısmının hesabından çekildiğinin iddia edildiği somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, şifre gizliliğinin kart hamilinin sorumluluğunda olduğu, bu itibarla müştekinin paylaşmaması gereken şifreyi şüphelilere göndererek dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve telefondaki şahsın söylemlerinin basit yalan niteliğinde olması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Şüphelinin hileli söz ve davranışlarla müştekiyi aldatıp haksız yarar sağladığının iddia edilmesine karşın, müştekinin şikâyeti üzerine hiç bir soruşturma işlemi yapılmadığının anlaşılması karşısında, ... telefon numarasının abonelik bilgileri araştırılarak, hat sahibinin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması, müştekilerin arandığı telefon numarası ile ... numaralı telefon hattına ilişkin belirtilen tarihteki HTS kayıtlarının getirtilerek incelenmesi, müşteki adına ilgili bankadan kredi çekilip çekilmediğinin ve iddia edildiği şekilde hesabından para transferi yapılıp yapılmadığının da araştırılarak, varsa ilgili banka kayıtlarının getirtilmesi, müştekiye ait banka hesabından başkasına ait bir hesaba para transferi yapıldığının anlaşılması halinde, ilgili hesap sahibinin de şüpheli sıfatıyla ifadesi alınıp, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden de değerlendirme yapılarak, olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin de toplanmasının ardından, sonucuna göre ilgili şüpheli ya da şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; banka görevlisi olduğunu söyleyerek şikâyetçiyi arayan meçhul şüphelinin, sigorta primlerinin iade edileceğinden bahisle cep telefonuna gelen onay kodunu söylemesini istediğinin, şikâyetçinin gelen kodu telefondaki kişiye söylemesini müteakip, hesabından 35.000,00 TL kredi çekildiğinin ve bunun 30.000,00 TL'sinin bir başka hesaba havale edildiğinin, bu şekilde şüpheli ya da şüphelilerin hileli hareketler kullanarak haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması karşısında; HTS kayıtları ile banka hesap hareketlerinin getirtilerek incelenmesi, şikayetçi arayan hat sahibi ile paranın gönderildiği hesap sahibinin açık kimlik ve adres bilgilerinin temin edilerek ifadelerine başvurulması, sonucuna göre somut olayda şüpheli ya da şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin ısrarla paylaşılmaması gereken şifreyi şüphelilere gönderdiği, kendi dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, yapılan harcamanın sorumluluğunun müştekiye ait olduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurunun somut olayda bulunmadığı, yine telefondaki şahsın bahse konu söyleminin basit yalan kapsamında kaldığı, müştekinin kontrol mekanizmalarının elinden alınmadığı, her ne kadar araştırmak suretiyle işlemi gerçekleştirmesi gerekse de basit yalan kapsamında söylenene inanarak kart hamilinin sorumluluğunda olan şifreyi şüpheliye söylediği, bu hali ile suçun yasal unsurları oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Nazilli Sulh Ceza Hakimliğinin 16.06.2023 tarihli ve 2023/2227 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,21.10.2024 tarihinde karar verildi.