Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/3112 E. , 2025/4401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/527 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Ya
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/3112 E. , 2025/4401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/527 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2024 tarihli ve 2010/17 Esas, 2020/156 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2024 tarihli ve 2024/527 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.02.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 02.04.2024 tarihli ve 2024/8746 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/42153 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/42153 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık ...'un Etimesgutta faaliyet gösteren S.S. Komşular ...muhasip üyesi olduğu, sanığın dosyanın diğer sanıklarından olan anılan Kooperatifinin başkanı ... ile birlikte katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ı bir kısım hileli davranışlarıyla aldatıp aynı daireyi noter satış sözleşmeleri ve yaptıkları porotokollerle bir kaç kişiye satış yaptıkları olay nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir..." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklinde açıklamaya yer verildiği, Sanık müdafii tarafından sunulan yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçede, muhasip üye olan sanığın 2007 yılından itibaren kooperatiften ayrıldığını ve hiçbir karara imza atmadığını, yargılamaya konu evraklardaki ismi üzerindeki imzaların sanığa ait olmadığını, sanığın başka bir katılana yönelik hileli satış yaptığından bahisle yargılandığı Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/76 esas sayılı dosyası kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda sanığın ismi üzerindeki imzaların sanığın el ürünü olmadığının tespit edilmesi üzerine sanık hakkında beraat kararı verildiğini ve anılan kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 30/10/2023 tarihli ve 2023/1237 esas, 2023/1532 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiğini belirtmesi ve kooperatifin denetim kurulu üyesi olan ... tarafından dosyaya sunulan 28/12/2023 tarihli dilekçe ile sanığın kooperatiften çok önce ayrıldığını ve hiçbir evraka imza atmadığını, atılan imzaların başka biri tarafından atılmış olabileceği yönünde beyanda bulunması karşısında, sanığın aynı suçtan yargılanarak beraat ettiği dosyası ve bu dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında dinlenmeyen ve kovuşturma aşamasından sonra mahkemeye olayla ilgili dilekçe veren tanık ...'ın ifadesi ile olayın aydınlığa kavuşabileceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii başlıklı 318 inci maddesinin birinci fıkrası; "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un yargılamaya katılamayacak hâkim başlıklı 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; "Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz." hükmü yer almakta olup, aynı olay hakkında daha önce görüşünü belirtmiş olan hakimin, yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı sağlanmıştır. 3. Mevcut düzenlemeler karşısında; ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği anlaşılmıştır. 4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü hakkında Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2010/17 Esas, 2020/156 Karar sayılı mahkûmiyet kararlarını veren heyette başkan olarak ...'ın (35088) yer aldığı, hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine, Mahkeme başkanı tarafından adli yargı adalet komisyonu başkanlığından hakim görevlendirilmesi talebinde bulunulduğu ve adli yargı adalet komisyonu başkanı tarafından da "İlgili dosyada yargılamanın yenilenmesi talebini Başkan olarak değerlendirmek üzere Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi ...'ın görevlendirilmesi tensip kılınmıştır." denilmek suretiyle görevlendirme yapıldığı anlaşılmış ise de; Mahkeme başkanlığı ve adli yargı adalet komisyonu başkanlığı görevlerinin aynı hakim tarafından yerine getirildiğinin belirlendiği gibi, 5271 sayılı Kanun'un “hâkimin davaya bakamaması ve reddi” başlıklı beşinci bölümündeki düzenlemelerde yer alan “merci” kelimesiyle yargılama faaliyetine doğrudan katılan yargı süjelerinin kastedilmesi, adli yargı adalet komisyonu başkanlıklarının yargısal bir görevleri bulunmayıp böyle bir faaliyete iştiraklerinin de olmaması karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 23. maddesi uyarınca yargısal merci tarafından hakim görevlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Kanun’a aykırı bulunmuştur. 5. İnceleme konusu karar hakkında öncelikle belirlenen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.