Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/3101 E. , 2024/8891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/89 E., 2022/567 K. SUÇLAR : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başv
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/3101 E. , 2024/8891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/89 E., 2022/567 K. SUÇLAR : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret, bozma Sanık ...'nın zorunlu müdafiinin usulüne uygun olarak tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmediği, gerekçeli kararın da sanığa tebliğ edilmediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas ve 2022/119 sayılı kararı gereği, sanığın müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması karşısında, sanığın öğrenme üzerine eski hale getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/148 Esas, 2019/440 Karar sayılı ilamı ile; sanıkların katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi, son fıkrası, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52, 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 9.000,00 TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, katılan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi, son fıkrası, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52, 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 45.000,00TL. adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 21.Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli ve 2020/89 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararıyla hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinden özetle sanıklar ... ve ...'e zorunu müdafi atanmamış olması nedeniyle bu sanıklar yönünden hükümlerin bozulması, sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden ise esastan ret kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'ün temyiz talebi, hakkında verilen mahkumiyet kararlarının temyizen incelenmesi talebine ilişkindir. Sanık ...'in temyiz talebi, ceza miktarının fazla olduğuna ilişkindir. Sanık ...'nın temyiz talebi, haksızlık yapıldığını, müdafiinin kendisini savunmadığını, karardan bu sebeple haberdar olmadığına, eski hale getirme kararı ile birlikte dosyanın Yargıtay tarafından incelenmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında, 06.04.2017 tarihinde karı koca olan katılanların farklı saatlerde farklı telefonlarla kendilerini kolluk görevlisi olduklarını söyleyen kişilerce arandıkları, yapılan bir terör operasyonu olduğu, katılanın da isminin örgüte karıştığını söyleyip katılan ...'ın 3.000 TL, katılan ...'ın ise 15.000 TL. sanıkların hesabına göndermesi suretiyle menfaat temin ettikleri iddiası üzerine açılan davanın yapılan yargılamasında, sanık ...'nın talebi üzerine ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında müdafii tayin edildiği ve müdafiinin duruşmalarda hazır bulunduğu ancak yargılama sırasında hiçbir aşamada sanıklar ... ve ...'ün kendilerinin seçtiği bir müdafileri bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ıncı maddesi gereğince de Yerel Mahkemece sanıklara resen bir müdafi de tayin edilmediği, sanıklara ek savunma hakkı tanınmak suretiyle isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıklar ... ve ...'e müdafii atanması ile tüm sanıkların müdafii ile temsil ile yargılamalarının yapılarak eylemlerinin ve hukuki durumlarının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasına rağmen bu hususun gözardı edilmesi, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. IV. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 21.Ceza Dairesinin 08.03.2022 tarihli ve 2020/89 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2024 tarihinde karar verildi.