Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/3580 E. , 2024/11995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Hükümlü müdafinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/399 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanb
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/3580 E. , 2024/11995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Hükümlü müdafinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/399 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli ve 2023/1092 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 31.10.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2024/259 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2024 tarihli ve KYB-2024/57036 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2024 tarihli ve KYB-2024/57036 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın yargılama esnasında inceleme konusu suçlara konu çeki Şırdancı Bedo, Kuyrukçu Adem diye bilinen Adem Solmaz ve ortağı olan Ercan Çağdaş isimli kişilere satmış olduğu et karşılığında aldığını, çeki Adem Solmaz isimli şahsın imzaladığını bu duruma Şırdancı Bedo isimli şahsın tanık olduğunu belirterek Adem'in ve Şırdancı Bedo isimli kişilerin açık kimlik bilgilerini bilmediğini beyan ettiği ve yargılama esnasında tanık olarak bildirilen fakat açık kimlik bilgileri bilinmeyen kişilerin Mahkemesince dinlenilmediği anlaşılmakla, sanık müdafinin 05/10/2023 havale tarihli dilekçesi ile Şırdancı Bedo isimli şahsa ait olduğu iddia edilen 17828753674 Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının dosyaya sunularak kimlik bilgileri tespit edilen şahsın tanık olarak dinlenilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/10/2023 tarihli ek kararı ile sanık tarafından dosyaya ibraz edilen kimlik bilgileri sorgulandığında Adem Solmaz isimli şahsın kimlik bilgilerine ulaşıldığı, Adem Solmaz isimli tanığın daha önce yargılama esnasında tanık olarak gösterildiğinden bahisle talebin reddine karar verilmesini müteakip İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2023 tarihinde yapılan değerlendirme sonucunda itirazın reddine karar verilmiş ise de, Somut olayda, sanık müdafinin 20/10/2023 tarihli dilekçesinde Şırdancı Bedo olarak bilinen şahsın 19703768056 Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı Adana ili Seyhan ilçesine nüfusuna kayıtlı, Mehmet ve Şükriye oğlu Ramazan Mukyan olduğunu belirterek şahsın açık kimlik bilgilerini ve telefon numarasını dosyaya sunduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-e maddesi uyarınca kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve sanık müdafi tarafından ilk defa dosyaya ibraz edilen bu durumun yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2021 tarihli ve 2016/91841 Soruşturma ve 2021/4437 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlü ... hakkında, "...şikayetçilerden Ensar ve Zafer'in temsile yetkili oldukları... Tekstil Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul Topkapı'da bulunan iş yerinden yapılan 28/12/2015 tarihli hırsızlık eylemi sonrasında adı geçen şirket adına Akbank A.Ş'nin İbrahimağa Cad. şubesinden verilen çeklerden Z9037426 ile Z9037450 numaraları arasındaki çeklerin boş olarak çalındığı, bahsi geçen bu çeklerden Z9037447 numaralı çekin şüpheli ... tarafından 25/06/2016 keşide tarihli, 9.200 TL meblağlı olarak ve şüpheli ...'ın yetkilisi olduğu DSF Yapı Mimarlık Ltd. Şti'nin kaşesi ve imza ile doldurulmak suretiyle şikayetçi Mustafa'nın ...'a ait şirketin ofisine kamera güvenlik sistemi kurması sonrasında ödeme yapmak amacıyla tanzim edilerek İstanbul ili Ümraniye ilçesinde suç tarihinde şikayetçi Mustafa'ya verildiği, şüpheli ...'ın alınan savunmasında şikayete konu olan ve yukarıda özellikleri belirtilen çeki yapmış olduğu bir iş karşılığında açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği Şırdancı Bedo isimli bir şahıstan aldıktan sonra şikayetçi Mustafa'ya yaptırmış olduğu iş karşılığında cirolayarak verdiğini, çekin sahte veya çalıntı olup olmadığını bilmediğini, ismini verdiği Şırdancı Bedo isimli kişinin şirket kayıtlarında bilgilerinin bulunduğunu ve daha sonra soruşturma dosyasına ibraz edeceğini belirtilmesine rağmen iddianame tarihine kadar ibraz etmediği, dolayısıyla da şüphelinin savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, ayrıca suça konu çeke ilişkin olarak alınan 16/03/2020 tarihli uzmanlık raporunda da çek üzerinde bulunan imza ve yazıların şüpheli ...'a ait olduğunun teyit edildiği..." iddiasıyla bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararında yer alan "...sanık suçlamayı kabul etmeyip; suça konu çeki yapmış olduğu bir iş karşılığında açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği Şırdancı Bedo isimli bir şahıstan aldıktan sonra müşteki Mustafa'ya yaptırmış olduğu iş karşılığında ödeme aracı olarak cirolayarak verdiğini, çekin sahte veya çalıntı olup olmadığını bilmediği şeklinde savunmada bulunsa da, bu ticari ilişkiyi ilişkin fatura ve defter kayıtlarını mahkememize sunmadığı, sanığın suça konu çeki kimden aldığını veya hangi ticari iş karşılığında elinde bulundurduğunu açıklayamadığı anlaşılmakla sanığın savunmasına itibar edilmemiş olup, sanığın çalıntı olan, yasal unsurları tam, iğfal kabiliyeti bulunan çeki sahteleştirerek müştekiye hizmet alma bedeli karşılığında ödeme aracı olarak verdiği ve bu şekilde hileli davranışlarda bulunarak ve maddi menfaat temin ettiği bankanın maddi varlığı olan çeki kullanmak suretiyle sanığın "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçlarını işlediği..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son ve 52/2. maddeleri uyarınca neticeten 4 yıl hapis ve 18.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; hükümlü müdafinin istinaf talebi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 06.07.2023 tarihli ve 2023/1758 Esas, 2023/1232 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı üzerine kesinleşmiştir. 3. Hükümlü müdafi tarafından, 27.09.2023 tarihli dilekçe ile "hükümlüye çeki veren ve yargılama aşamasında ismi Şırdancı Bedo olarak bildirilen kişinin, gerçekte Ramazan Mukyan olduğunu tespit ettiklerinin, taraflar arasındaki bu çek alışverişine Adem Solmaz isimli kişinin de tanıklık yapabileceğinin" bildirilmesi suretiyle Ramazan Mukyan isimli kişinin açık kimlik ve telefon numarası bilgileri de belirtilerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/399 Karar sayılı ek kararında yer alan "15/09/2021 tarih, 2021/57 esas, 2021/399 karar sayılı ilamı ile verilen hapis cezalarının 06/07/2023 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin 2023/1758 esas, 2023/1232 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, sanık müdafinin dilekçesinde Şırdancı Bedo'ya ait olduğu bildirilen T.C. Kimlik numarasının sorgulaması yapıldığında olayın tanığı olarak gösterilen Adem Solmaz adlı şahsın kimlik bilgilerine ulaşıldığı, Şırdancı Bedo'ya ait kimlik bilgilerinin bulunmadığı ve ayrıca dilekçede belirtilen hususların yargılama aşamasında ileri sürüldüğü CMK'nun 311 ve maddelerinde belirtilen hususların gerçekleşmediği..." şeklindeki gerekçeyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş; hükümlü müdafinin bu karara yönelik itirazı da, merci İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2023 tarihli ve 2023/1092 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. 4. 5271 sayılı Kanun'un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311/1-e. maddesi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: ... e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." Şeklindedir. 5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü müdafinin 20.10.2023 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen hususların, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan olaylara ilişkin olmayıp, yeni bir delil niteliğinde bulunduğu, bu itibarla kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi nedeni olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra yapılacak yargılama neticesinde sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür, III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli ve 2023/1092 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.