KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2024/3899 E., 2025/3818 K.
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
2.046 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
Hükümlünün adli sicil kaydının silinmesine dair Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2023 tarihli ve 2008/350 Esas, 2011/54 Karar sayılı ek kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2023/28180 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.07.2024 tarihli ve KYB-2024/57356 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.07.2024 tarihli ve KYB-2024/57356 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına, anılan Kanun'un 51/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2011 tarihli ve 2008/350 esas, 2011/54 sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29/04/2014 tarihli 2012/24493 esas, 2014/8245 karar sayılı ilâmı ile "5237 sayılı TCK'nun 204/1, 51/1." ibareleri ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerlerine sırasıyla "765 sayılı TCK'nun 342/1,
647 sayılı Kanunun 6. maddesi" yazılmak suretiyle düzeltilerek onanmasını müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 21/03/2019 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine denetim ihlal edildiğinden bahisle bu hususta karar verilmek üzere Akhisar İnfaz Hâkimliğine bildirimde bulunulmasına ilişkin Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2022 tarihli ve 2008/350 esas, 2011/54 sayılı ek kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine,
ihbara konu suçun erteli cezanın verildiği tarihten itibaren 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmediği gerekçesiyle itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair mercii Soma Ağır Ceza Mahkemesinin 06/01/2022 tarihli ve 2023/4 değişik iş sayılı kararını takiben, yeniden yapılan inceleme sonunda, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince erteli cezaya hükmedildiği tarihten itibaren 5 yıllık denetim süresi içinde suç işlenmediği gerekçesiyle anılan ilâmın adli sicil kaydının silinmesine ilişkin Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/01/2023 tarihli ve 2008/350 esas, 2011/54 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı Kanun hükümleri gereğince neticeten 2 yıl hapis cezası verilerek, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelendiği, 765 sayılı Kanun'un 95/2. maddesinde yer alan, "Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer hir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır.
Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur." şeklindeki hüküm ile 01/06/2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi 1. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” şeklindeki,
11/04/2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Adli Sicil Kanunu İle Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 3. maddesi ile değişik Adli Sicil Kanunu geçici 2/2. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.” şeklindeki,
6290 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile Adli Sicil Kanunu geçici 2. maddesine eklenen 3. fıkrada yer alan, “İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Sanığın resmi belgede sahtecilik suçunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde sayılan suçlardan olup mevzuat gereği adli sicil kaydından silinemeyeceği, diğer taraftan adli sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alınması gerektiği, 6290 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 5352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi uyarınca ancak aynı Kanun'un 12/1-b maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde arşiv kaydından silinmesinin mümkün olduğu görülmekle birlikte,
söz konusu mahkûmiyet kaydının henüz arşiv kaydından silinme koşulları oluşmadığı gibi 6290 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen 5352 sayılı Kanun'un geçici 2/3. maddesi gereğince 6290 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 11/04/2012 tarihinden itibaren şartları oluştuğu taktirde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından arşiv kayıtlarının silinebileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2- Adı geçen sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan almış olduğu cezanın ertelenmesi nedeniyle oluşturulan kaydın, atılı suçun niteliği gereği sanık hakkında hak yoksunluğuna sebebiyet verdiği, 5352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası yollamasıyla, aynı Kanun'un 12/1-b maddesi gereğince, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren, anılan Kanun'un 13/A-1-a-b maddesindeki koşullar yerine gelmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu ile 15 yıl, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmaksızın 30 yıl geçmesiyle arşivden silinebileceği,
somut olayda 01/02/2005 tarihinde işlenen ve kesinleşme tarihi olan 29/04/2014 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmasını takiben 29/04/2019 tarihinde arşive alınan kaydın, arşive alınma tarihi üzerinden geçmesi gereken yasal sürelerin henüz tamamlanmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında. "Adlî sicildeki bilgiler; a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, c) Ceza zamanaşımının dolması, d) Genel af, halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır. ", aynı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında.
"Arşiv bilgileri; a) İlgilinin ölümü üzerine, b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren.
1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl Geçmesiyle, c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir" , anılan Kanun'un 13/A maddesinde; "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir.
Bunun için. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir.
Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz." ve geçici 2 nci maddesinde ise; "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
(Mülga ikinci cümle: 5/4/2012-6290/3 md.)(2) (Değişik: 5/4/2012-6290/3 md.) Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.
(3) (Ek: 5/4/2012-6290/3 md.) İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir.
" hükümleri yer almaktadır.
2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde. Soma Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2008 tarihli ve 2008/633 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlü ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, suç tarihinin 01.02.2005 olduğu, Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2011 tarihli ve 2008/350 Esas, 2011/54 Karar sayılı kararı ile "...resmi belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK nun 204/1 maddesinde düzenlenmiştir.
2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ön görülmüştür. Aynı eylem 765 sayılı TCK nun 342/1 maddesinde düzenlenmiş olup 2 seneden 8 seneye kadar hapis cezası ön görülmüştür.
Cezanın üst sınırı dikkate alındığında 5237 sayılı TCK nun 204/1 maddesinin sanık lehine olduğu anlaşılmakla eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı TCK nun 204/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına, dosya kapsamına göre, yasal ve geçerli sebep bulunmadığından sanığın cezasından başkaca artırım ve takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına, sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından sanık hakkında TCK nun 51 ve CMK nun 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına..." şeklindeki gerekçeyle,
"...sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı TCK nun 204/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi dikkate alınarak takdiren asgari hadden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, dosya kapsamına göre, yasal ve geçerli sebep bulunmadığından sanığın cezasından başkaca artırım ve takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına, TCK nun 53. maddesinin uygulanmasına ve sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından, sanık hakkında TCK nun 51 ve CMK nun 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına..." denilmek suretiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu,
hükmün Cumhuriyet Savcısı tarafında temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.04.2014 tarihli ve 2012/24493 Esas, 2014/8245 Karar sayılı ilamı ile "Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
ancak: 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi gerektiği ve temel cezanın alt sınırdan tayini durumunda 765 sayılı TCK'nun 342/1 ve 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddeleri uyarınca hükmolunacak cezalar eşit ise de 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesi gereğince hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan hak yoksunluğuna ilişkin güvenlik tedbirlerinin
765 sayılı Kanunda bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun aleyhe olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı, üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “5237 sayılı TCK'nun 204/1,
51/1.” ibareleri ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerlerine sırasıyla “765 sayılı TCK.nun 342/1, 647 sayılı Kanunun 6.” ibareleri yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA..." karar verildiği, bu durumda; hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartıldığı ancak Yargıtay İlamının içeriği gözetildiğinde, hüküm fıkrasının;
"sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan ve lehine olan 765 sayılı TCK nun 342/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi dikkate alınarak takdiren asgari hadden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 647 sayılı Kanunun 6 ve CMK nun 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına..." şeklinde düzeltildiğinin kabulünün gerekeceği, hükmolunan cezanın gerek 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi, gerekse 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmiş olmadığı anlaşılmakla, cezanın henüz infaz edilmediği, bu hususta 5237 sayılı Kanun'un 68/1-e, 68/5. maddeleri de gözetilerek,
gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmekle yapılan incelemede.
Mahkemenin 30.01.2023 tarihli ek kararı ile adli sicil kaydının silinmesine karar verildiği anlaşılmış ise de, hükümlünün adli sicil kaydında yer alan resmi belgede sahtecilik suçunun, Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan suçlardan olup, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinde yer alan düzenlemeler dikkate alınmak suretiyle, aynı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşması halinde silinmesinin olanaklı hale geldiği ancak dosya kapsamına göre gerekli şartların mevcut olmadığı,
ayrıca şartları taşıması halinde 11.04.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun’la, 5352 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesine eklenen 3 üncü fıkra uyarınca, 11.04.2012 tarihinden itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğinin gözetilmemesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2023 tarihli ve 2008/350 Esas, 2011/54 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/3899, K. 2025/3818, 7 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama