Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/4041 E. , 2025/2297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1065 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay C
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/4041 E. , 2025/2297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1065 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2021 tarihli ve 2015/116418 Soruşturma, 2021/86257 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/1065 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 24.05.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/30546 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/60940 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/60940 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca olay hakkında vaki zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip anılan karara karşı müşteki vekili tarafından yapılan itirazın merciince reddine karar verilmiş ise de, Dosya kapsamına göre, dolandırıcılık suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 66/1-e maddelerine göre asli zamanaşımı süresinin 8 yıl, 67/4. maddesine göre olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, 19/11/2013 tarihinde işlendiği iddia edilen atıla suça ilişkin 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin 19/11/2021 tarihinde dolduğu nazara alındığında, zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle halen dolmadığı gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. 5237 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 158/1-h maddesi: "dolandırıcılık suçunun; ...tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında...işlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. şeklinde düzenlenmiştir. 7. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.", anılan Kanun’un 11. maddesinde; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.", 15. maddesinde ise; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde hükümler yer almaktadır. Bu düzenlemeler uyarınca; 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan suçun oluşabilmesi için, öncelikle failin yukarıda açıklandığı şekilde tacir olması veya bir şirketin mevcut olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olarak görev yapması ile suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesi gerekmektedir. 8. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelilerden ...'dan, 19.11.2013 tarihinde noter satış sözleşmesi ile otomobil satın aldığının, şüpheli ...'ın, ticari amaçla otomobil alım-satım işi yapan ... Galeri isimli iş yerini işlettiğinin ve tacir olduğunun, satış sırasında aracın 164.900 kilometrede göründüğünün, daha sonra yapılan araştırmada ise aracın 2010 tarihinde kilometresinin 319.483 olduğunun anlaşıldığının, böylece kilometresi düşürülmüş aracın satılarak dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2021 tarihli ve 2015/116418 Soruşturma, 2021/86257 Karar sayılı kararı ile; "...Tüvtürk'ten getirtilen kayıtlara göre aracın 09/06/2010 tarihindeki muayenesinde 319.452 km iken, 06/02/2013 tarihindeki muayenesinde 160.131 km de olduğunun kayıt altına alındığının görüldüğü, dolayısıyla aracın kilometresinin 06/02/2013 tarihinde veya öncesinde düşürülmüş bulunduğu, müşteki tarafça araç görülüp üzerinde gerekli inceleme ve inceletme yapıldıktan sonra alındığı için eylemin TCK'nun 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçuna temas ettiği, atılı suça ön görülen zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, savcı huzurunda savunma, iddianame, tutuklama, mahkumiyet gibi zamanaşımını kesen unsurların da soruşturma dosyasında mevcut olmadığı gözetildiğinde atılı suça öngörülen ceza zamanaşımının suç tarihinden itibaren dolduğu..." gerekçesiyle tüm şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; aracın 06.11.2013 tarihinde şüpheli Yusuf Turalı'dan, ...'a, 12.03.2013 tarihinde şüpheli Bayram Keskin'den, Yusuf Turalı'ya, 05.02.2013 tarihinde şüpheli Bekir Karslı'dan, Bayram Keskin' e ve 23.10.2012 tarihinde de Ramazan Demir isimli kişiden, Bekir Karslı'ya satıldığının tespit edildiği, dosyada mevcut belgeler incelendiğinde; Bayram Keskin'in otomobil alım-satım işi yaptığı, Keskin Otomotiv adı altında Sincan Vergi Dairesine kaydının bulunduğu ve araç alım satımı sırasında gider pusulası ve fatura düzenlendiğinin belirlendiği, bu nedenle, Bayram Keskin'in tacir sıfatını haiz olduğu ve sübutu halinde eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut vereceği, aynı Kanun'un 66/1-d maddesi uyarınca asli zamanaşımı süresinin 15 yıl olup henüz zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilerek, şüphelilerden ...'ın da ticari amaçla otomobil alım-satım işi yapan ... Galeri isimli iş yerini işletip işletmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, Ramazan Demir'in beyanına başvurulması, soruşturma sonucuna göre şüphelilerin iştirak iradesinin bulunup bulunmadığının ve haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin elde edilip edilmediğinin değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında; hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçeler ile yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/1065 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.