Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/415 E. , 2024/14923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/802 E. 2023/784 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanığın kamu gö
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/415 E. , 2024/14923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/802 E. 2023/784 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanığın kamu görevinden ihraç tarihinin 14.07.2017 olarak belirlenmesi neticesinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2022 tarihli ve 2022/1041 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve son cümlesi, 220 inci maddesinin dördüncü maddesi delaletiyle 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olup, atılı suç için sübutu halinde suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un üçüncü maddesi de uygulanma alanı bulacağından Kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken artırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında, suçun gerektirdiği cezanın herhâlde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı, bu nedenle sanık hakkında İlk Derece Mahkemecince verilen beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, -üye ... ve ...'ın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında kesin olup temyizinin mümkün olmadığı yönünde karşı oylarıyla- oy çokluğuyla temyiz incelemesine tabi olduğu belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/268 Esas, 2022/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.06.2023 tarihli ve 2022/802 Esas, 2023/784 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunduğundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. 2.Katılan vekilinin temyiz istemi; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın, FETÖ/PDY üyesi olması vesilesiyle sınavdan önce diğer örgüt mensuplarından 2013 YDS Sonbahar Dönemi'ne ait sınavın soru ve cevaplarını elde ederek haksız bir şekilde Dumlupınar Üniversitesine araştırma görevlisi olarak atandığı, anılan sınava ait soruların sınavdan önce temin edildiğine ilişkin ihbara istinaden hazırlanan ve sınavın analizi yapılırken doktora programlarına öğrenci kabulünde YÖK tarafından belirlenen en az 55 puan alma şartı bulunduğundan İngilizce testi 55 ve üzerinde puan alan adayların dikkate alındığı olağan dışılık raporunda sanık hakkında kriter 4 (29 adayla cevap örüntüsü benzerliği bulunan ve en az 55 puan alan aday) kriteri bulunduğunun tespit edildiği, göreve atandığı 2014 yılından itibaren ihraç edildiği tarihe kadar haksız şekilde maaş alarak 124.739,95 TL ve ÖYP Koordinatörlüğü Bütçesinden 8.384,7 TL harcama yapılmak suretiyle kamuyu toplam 133.124,65 TL zarara uğrattığı, eylemini FETÖ silahlı terör örgütü bünyesinde gerçekleştirdiği, soruların FETÖ silahlı terör örgütü üyelerine örgüt tarafından aktarıldığı, bu şekilde örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunarak, örgüt faaliyeti kapsamında zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat hükmü kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; sanık hakkında davaya konu 2013 YDS Sonbahar Dönemi ile girdiği diğer yabancı dil sınavlarında aldığı sonuçlara ilişkin alanında uzman bilirkişiden rapor alınması, ayrıca ilgili birimlerden ve UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankası üzerinden sanıkla ilgili dava konusu sınava ilişkin beyan bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa onaylı suretleri dosyaya getirtilip, gerekirse tanık olarak dinlenilmelerinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 19. Ceza Dairesinin 12.06.2023 tarihli ve 2022/802 Esas, 2023/784 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, hükmün temyiz edilebilir olduğu yönünden Üyeler ... ve ...'nın karşı oyları ile oy çokluğuyla hükmün esası yönünden ise oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a bendi uyarınca Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY A)UYUŞMAZLIK KONUSU: Ön sorun yapılan ve çözülmesi gereken Uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince sanık hakkında TCK'nın 158/1-e maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan ... vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilen dosyada; sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde TCK'nın 158/3 maddesinin de dikkate alınıp alınmayacağının, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz Kanun yolunu tabi olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Çoğunluk görüşü özetle; Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen Beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu yönündedir. Aşağıda belirtilecek gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmamız olanaksızdır. (2)...." şeklinde dolandırıcılık suçunun nitelikli hâlleri sayılmış ve söz konusu 158. maddeye 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile de; "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. B) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ: Çoğunluk görüşü: Sanık hakkında Nitelikli dolandırıcılık suçundan Kamu davası açılmış olup suçun subutu halinde suç tarihi itibarıyla Türk Ceza Kanununun 158 maddesinin 3 fıkrasının uygulanma alanı bulacağından kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken arttırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında suçun gerektirdiği cezanın her halde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı bu nedenle Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen Beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge adliye mahkemesi kararının temyize tabi olduğu görüşündedir. Sayın çoğunluğun referans aldığı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas, 2022/705 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir.(Yargıtay ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı kararı) TCK'nın 66. maddesinin 3. fıkrasındaki; "Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur." düzenlemesinde “nitelikli hâller” tabiri kullanılırken, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Mahkemenin görevinin belirlenmesi" başlıklı 14. maddesi ise; "Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu burada bilinçli bir şekilde “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler” tabirini kullanmıştır. TCK'nın 158/3. maddesi iki durumda uygulanabilmektedir. İki durumda da artırım oranları birbirinden farklıdır. Buna göre verilecek ceza, birinci olarak dolandırıcılık suçlarının üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde yarı oranında, ikinci olarak ise suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılacaktır. TCK’nın 158 Maddesinin 3 fıkrası, 157. ve 158. maddelerinin ortak arttırım nedenidir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesinin olması suçun niteliğini değiştirmemektedir.Basit veya nitelikli dolandırıcılık suçunu İşleyen kişiler dikkate alınarak cezada arttırım öngörülmüştür. Dolayısıyla nitelikli hal olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmek gerekir. 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemez olduğu açıkça hükme bağlanmış olup, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin cezanın belirlenmesinde hapis cezasında belirli bir oranda artırım yapılmasını öngören ağırlaştırıcı nedenlerin de dikkate alınacağına ilişkin Kanun'da açık bir düzenlemeye de yer verilmemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde de yargılamada sanığa tanınması gereken asgari haklar belirtilerek adil yargılanma hakkının kapsamı belirlenmiştir. 25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Ek 7 numaralı Protokolü'nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinin 1. Fıkrasında; "Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanımın dayanakları dâhil kanunla düzenlenir." hükmüyle ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Yine Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 5. fıkrasında da "Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır." biçiminde benzer bir kurala yer verilmiştir. Ancak somut olayda Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı değil beraat kararı verilmiştir.Ceza kanununun esas itibari ile Mağdurun haklarını korurken, Ceza Muhakemesi Kanununun sanığın haklarını koruduğu söylenebilir. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli bir yargı sistemine geçilmiştir. İstikrar kazanmış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının tesisi için hüküm veren mahkeme dışında bir merciye müracaatın yeterli olduğu ifade edilmiştir. Sayın Çoğunluğun referans aldığı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11-436 esas,2022/705 karar sayılı Kararında, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığının belirlenmesi bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde;Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verilmesi ve kesinleşmesi halinde TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma imkânı bulunmadığından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanıın belirlenmesinde de dikkate alınmayacağı,Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi ve kesinleşmesi halinde ise TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma imkânı olacağından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde de dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.Bu kabul uygulamada bir çok sorun ve belirsizliği beraberinde getirmektedir. Örneğin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması halinde bu hükmün açıklanması mı beklenecek? Belirlenen 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı suçtan mahkum olmaması ve şartları oluştuğunda veya zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde ne yapılacaktır? Henüz soruşturması, kovuşturması devam eden veya kanun yolu aşamasında bulunan dosyaların sonucu mu beklenecek. Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığını,sanık hakkında başka bir suçtan verilen bir kararın niteliğine ve sonucuna bağlamak cezada belirlilik, öngörülebilirlik ve kanunilik ilkelerine de aykırılık teşkil eder. Sonuç olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının tesisi için hüküm veren mahkeme dışında bir merciye müracaatın yeterli görülmesi, 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemez olduğu açıkça hükme bağlanmış olması, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin cezanın belirlenmesinde hapis cezasında belirli bir oranda artırım yapılmasını öngören ağırlaştırıcı nedenlerin de dikkate alınacağına ilişkin Kanun'da açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olması, Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesinin olmasının suçun niteliğini değiştirmemesi,suçun nitelikli hali olarak değil ağırlaştırıcı nedeni olarak düzenlenmesi,istisnai normlarda kıyas yasağının bulunması,Kanun Koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, istisnai normları genişletici ve sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde kıyas ve yorumun adil yargılanma hakkına da aykırılık teşkil etmesi,cezada belirlilik ve öngörülebilirlik, kesin hükümden sanık yararlanır ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığının belirlenmesi bakımından nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 158/3. maddesinin dikkate alınamayacağı, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin istinaf isteminin esastan reddi kararının temyiz kanun yoluna tabi olmadığı ve Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararın kesinleştiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun aksi yönündeki kabulüne muhalifiz.