Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/4272 E. , 2024/14140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Dolandırıcılık, hakaret, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, tehdit HÜKÜMLER : Düşme, mahkumiyet, beraat Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli ve 2023/37 Esas, 2024/117 Karar sayıl
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/4272 E. , 2024/14140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Dolandırıcılık, hakaret, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, tehdit HÜKÜMLER : Düşme, mahkumiyet, beraat Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli ve 2023/37 Esas, 2024/117 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede; Gerekçeli karar başlığında suç tarihleri, dolandırıcılık suçundan 2013 ocak ayı, hakaret ve tehdit suçlarında 21.03.2013 ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda 26.12.2013 olması gerekir iken "17.11.2010, 17.02.2013, 21.03.2013" olarak hatalı yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir. 1.Tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde Bozma öncesi tehdit suçundan beraate dair hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından, mahkemenin bozma sonrası verdiği beraat hükmünün hukuki değerden yoksun ve temyizen incelenecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2.Hakaret suçundan kurulan düşme hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde Derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, düşme hükmüne yönelik sanığın temyizinde hukuki yarar bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinin birinci fıkrası gereği re'sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 3.Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden yapılan temyiz incelemesinde 5271 sayılı CMK'nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin suçların sübut bulduğu yönündeki takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Tekerrüre esas alınan Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1186 Esas, 2010/14 Karar sayılı ilamının Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.03.2019 tarihli ve 2019/396 Esas, 2019/2001 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, sanığın başka tekerrüre esas ilamının da olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK'nin 58. maddesinin uygulanması, Yasaya aykırı olup, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8.maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarındaki (müşteki ... ve katılan ...'ye yönelik) tekerrürün uygulanmasına dair "4/i" paragraflarının çıkarılması suretiyle hükümlerin Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 4.Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz incelemesinde 5237 sayılı TCK'nin 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin adli veya idari bir makam önünde kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Somut olayda; sanığın mağdurlar ... ve ...'ye yönelik dolandırıcılık eylemlerinde şikayet sonrası yapılan soruşturmada mağdurlara verdiği telefon numarasının mağdur ...'a ait olduğunun belirlenmesi sebebiyle mağdur ...'ın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği olayda, sanığın, mağdura ait telefon numarasını adli veya idari bir makam önünde kullanmadığı, bu itibarla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyetine hükmedilmesi, Kabule göre de, a)Tekerrüre esas alınan Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1186 esas, 2010/14 karar sayılı ilamının Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.03.2019 tarihli ve 2019/396 Esas, 2019/2001 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, sanığın başka tekerrüre esas ilamının da olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK'nin 58.maddesi uygulanması, b)Hükümden önce, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINADava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2024 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Ankara'da sanık dolandırıcılık, hakaret, tehdit ve başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından yargılanmış; dolandırıcılık soruşturmasında mağdurlara verdiği telefon numarasının başka bir kişiye ait olduğu belirlenmiş ve o kişi şüpheli olarak ifade vermiştir.
Hukuki İlke: TCK 268/1'deki başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için failin, hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasının kimlik bilgilerini adli veya idari makam önünde kullanması gerekir; salt mağdura başkasına ait telefon numarası vermek bu suçu oluşturmaz. Ayrıca tekerrüre esas alınan ilam zamanaşımından düşmüşse TCK 58 uygulanamaz.
Uygulama Sonucu: kısmen bozma, kısmen düzeltilerek onama, kısmen ret ve iade
Dava Strateji Notu: TCK 268 suçunda kimlik bilgisinin bizzat adli/idari makam önünde kullanılıp kullanılmadığı ayrıştırılmalı; tekerrür uygulanırken dayanak ilamın halen hukuki geçerliliği (zamanaşımından düşüp düşmediği) denetlenmeli, düşen ilama dayalı tekerrür bozma/düzeltme nedenidir.