Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/5095 E. , 2025/2099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/264 E., 2015/415 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama,
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/5095 E. , 2025/2099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/264 E., 2015/415 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düşme, bozma Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2015 tarihli ve 2006/264 Esas, 2015/415 Karar sayılı kararının sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz dilekçesinde açıkça "müvekkilleri sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini" temyiz ettiğini bildirdiği, ancak sanık ... hakkında ölüm nedeniyle mahkemece düşme kararı verildiği anlaşıldığından sanıklar müdafiinin temyizinin sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenmiştir. Sanık ...'ın yokluğunda verilen kararın bilinen son adresi yerine başka adreslerine tebliği üzerine en son Mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebliğ ile yapılan kesinleştirme işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, müdafiinin kararı öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu belirlendiğinden Tebliğnamedeki süreden ret görüşüne ve sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan eylemler TCK'nin 204/1-3. maddesi kapsamında olduğundan Tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşme görüşüne iştirak edilmemiştir. 1.Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre karar tarihinden sonra 29.07.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nin 222/8. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 2.Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin 07.12.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak DÜŞMESİNE, 3.Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve sanık ... hakkında remi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiğinden sanık ... hakkında, 2006/3662 esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası nedeniyle TCK'nin 204/1-3. maddesi ile mahkumiyet hükmü kurulduğundan, birlikte görülmesi gereken 2006/4100 esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmeyeceği belirlenerek yapılan incelemede, Başka suçtan İpsala (Kapatılan) K Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık ... ve başka suçtan Marmara 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık ...'ün duruşmalardan vareste tutulma talepleri bulunmadığı halde hükmün tefhim olunduğu duruşmaya bizzat veya SEGBİS yoluyla katılımları sağlanmadan, yokluklarında mahkûmiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması, Yasaya aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin ve bağlantı nedeniyle sanık ... hakkında kurulan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 2006 yılından beri süren, kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin davada sanıklar hakkında mahkûmiyet ve bir sanık yönünden düşme kararı verilmişti. Karar bir sanığın bilinen son adresi yerine başka adreslerine tebliğ edildiğinden kesinleştirme usulsüzdü; ayrıca bir sanığın karar tarihinden sonra 29.07.2024'te öldüğü, cezaevindeki iki sanığın ise vareste tutulma talepleri olmadığı halde hükmün tefhim edildiği duruşmaya katılımlarının sağlanmadığı belirlendi.
Hukuki İlke: Usulsüz tebligata dayalı kesinleştirme temyiz hakkını ortadan kaldırmaz; öğrenme üzerine yapılan temyiz süresindedir. Sanığın ölümü halinde TCK 64/1 gereği kamu davasının düşürülmesi zorunludur; resmi belgede sahtecilikte TCK 66/1-e ve 67/4'teki 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının dolması da düşmeyi gerektirir. Ayrıca YCGK'nın 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararı uyarınca resmi belgede sahtecilikte korunan hukuki yarar kamu güveni olup zarar gören kişi mağdur değil suçtan zarar görendir; hükümlü sanıkların vareste talebi olmadan yokluklarında hüküm kurulması CMK 193 ve 196'ya aykırı olarak savunma hakkını kısıtlar.
Uygulama Sonucu: Daire, ölen sanık hakkındaki davayı ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı dolan sahtecilik suçuna ilişkin davayı bozup CMUK 322 yetkisiyle düşürdü; cezaevindeki sanıkların duruşmaya katılımı sağlanmadan hüküm kurulması nedeniyle diğer hükümleri savunma hakkının kısıtlanmasından oy birliğiyle bozdu.
Dava Strateji Notu: Uzun süren eski tarihli sahtecilik dosyalarında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımını temyiz aşamasında dahi hesaplayıp ileri sürün; suç tarihi 2005 olan bu dosyada zamanaşımı temyizde re'sen uygulandı. Cezaevinde bulunan müvekkilin vareste tutulma talebi yoksa hüküm duruşmasına SEGBİS dahil katılımının sağlanmamış olması tek başına kesin bozma sebebidir.