İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/5281 Karar: 2025/3823 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/5281 K.2025/3823

11. Ceza Dairesi 2024/5281 E. , 2025/3823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YAR

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/5281 E. , 2025/3823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YAR

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/5281 E. , 2025/3823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2023 tarihli ve 2023/13515 Soruşturma, 2023/10460 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.06.2023 tarihli ve 2023/3486 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 23.06.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/7602 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96625 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96625 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin 22/02/2023 tarihli dilekçesi ile; internette gördüğü Bade isimli kişiyle cinsel ilişkiye girmek amacıyla whatsapp uygulaması ile iletişime geçtiği, bu kişinin kendisine daha sonra iade edileceğini belirttiği çeşitli miktarlarda olmak üzere toplam 104.200,00 Türk lirası tutarındaki parayı kendisine gönderilen banka hesaplarına internet bankacılığı aracılığıyla gönderdiğini, fakat gönderilen paraların iade edilmemesi üzerine dolandırıldığından bahisle şikayetçi olması nedeniyle başlatılan soruşturma sonunda, müşteki ile şikayetçi olduğu kişinin eyleminin toplumsal ahlaka aykırı ve eksik borç niteliğinde olduğu ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; Dosya kapsamına göre; yapılan soruşturmada ... Bankasının Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuş olduğu 08/05/2023 tarihli ve 23/OPY-MBY-8300614 sayılı yazısı ile müşteki tarafından para yatırılan şüpheli hesapları ve hesap sahiplerinin kimlik, adres ve iletişim bilgilerinin sunulduğunun belirtildiği, bununla beraber müştekinin para aktarımını yaptığı saatlere yakın saatlerde ...'a ait hesaptan para çekildiğinin tespit edildiğinin bildirildiği ve buna ilişkin görüntü kayıtları da sunulduğu halde şüpheli şahıslar araştırılmadan, ifadeleri alınmadan ve sunulan görüntü kayıtlarının incelemesi de yapılmadan, olayın başından beri müşteki ile iletişimde olan kişinin ve müştekinin para gönderdiği hesap sahibi kişilerin müştekiyi dolandırma kastı ile hareket edip etmediğinin araştırılmadığı, yine bu kişilerin aynı ya da başka bir şekilde başkalarına karşı da benzer eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair soruşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının sorulmadığı, bu suretle tanık ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin internet sitesinde gördüğü ilan üzerine, cinsel birliktelik yaşamak amacıyla ilanda paylaşılan numara ile irtibata geçtiğinin, şikayetçi tarafından 1.500,00 TL'nin belirtilen IBAN'a gönderildiğinin, ancak sigorta ve teminat bedeli adı altında da ödeme talep edildiğinin, bu kez şikayetçinin 22 ayrı işlemle toplam 104.200,00 TL daha gönderdiğinin, ancak şüphelilerin, paranın hesaba geçmediğini söyleyerek herhangi bir iade işlemi yapmadıklarının, bu şekilde şüpheli ya da şüphelilerin haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2018 tarihli ve 2015/23-1072 Esas, 2018/633 Karar sayılı ilamında yer alan, "...Olay günü saat 20.00 sıralarında otobüs terminali önünde yol kenarında bekleyen sanığın, aracı ile seyir halindeki şikâyetçiye durması için işaret ettiği, bunun üzerine yanına gelen şikâyetçi ile 40 TL karşılığında cinsel ilişkiye girme konusunda anlaştığı, ardından parayı alıp şikâyetçiye ileride kendisini beklemesini söyledikten sonra ortadan kaybolduğu olayda; akşam saatinde yol kenarında bekleyen sanığın, kendisine ahlâka aykırı bir amaçla yaklaşan şikâyetçiye bu amacın gerçekleşeceği kanaatini verecek şekilde şikâyetçi ile pazarlık yaptığı, maddi yarar sağladıktan sonra ortadan kaybolduğu, şikâyetçinin zararının ahlâka aykırı isteğin yerine getirilmemesi nedeniyle değil, aksine bu isteğin gerçekleştirileceği yönündeki sanığın hileli davranışı neticesinde meydana geldiği, şikâyetçinin meydana gelen zararını talep edip edememesinin özel hukuk konusu olduğu ve dolandırıcılık suçunun oluşmasına engel teşkil etmediği, sanığın ahlaka aykırı bir yönteme başvurarak gerçekleştirdiği hileli davranışlarının somut olayda hukuki boyuttan çıkıp cezai sorumluluğu gerektiren aldatıcı nitelikte olduğu ve bu şekilde atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluştuğu kabul edilmelidir..." şeklindeki açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle, belirtilen internet sayfası sorumluları ile paranın gönderildiği hesap sahiplerinin ve telefon görüşmesi yapılan hat sahibinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ifadelerinin alınması, banka hesap hareketlerinin, görüntü kayıtlarının ve yazışmaların incelenmesi, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...Somut olayda müştekinin escort sitesinden bulduğu şüpheliyle cinsel ilişki yaşamak eyleminin toplumsal ahlaka aykırı ve eksik borç niteliğinde olduğu, ayrıca şüpheli tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen davranışların nitelikli yalan olmadığı ve bu nedenlerle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.06.2023 tarihli ve 2023/3486 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla