İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/6099 Karar: 2025/299 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/6099 K.2025/299

11. Ceza Dairesi 2024/6099 E. , 2025/299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/758 E., 2020/131 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz süresinde kabul edilerek hükümle

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/6099 E. , 2025/299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/758 E., 2020/131 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz süresinde kabul edilerek hükümle

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/6099 E. , 2025/299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/758 E., 2020/131 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz süresinde kabul edilerek hükümlerin onanması İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.05.2023 tarihli ve 2023/1026 Esas, 2023/3467 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2024 tarihli ve KD-2024/75337 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Hükmün verildiği oturumda başka suçtan tutuklu bulunan sanığın SEGBİS ile hazır edilerek hükmün tefhim edildiği, kanun yolu açıklanırken "hazır bulunanlar için tebliğden itibaren 7 gün temyiz süresi" belirlenerek kanun yolu başvuru süresi bakımından yanıltılan sanığın, 02.03.2020 infaz kurumu havale tarihli dilekçe ile kararı temyiz ettiği, gerekçeli kararın sanığa Silivri L Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu Müdürlüğünde 17.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 20.04.2020 tarihinde ikinci bir temyiz dilekçesi verdiği, T.C. Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci, 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı ve 34 üncü maddesinin ikinci fıkraları gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, kararda temyiz süresinin tebliğden itibaren yedi gün olarak yanıltıcı şekilde gösterilmesi nedeniyle 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, sanığın 02.03.2020 tarihli dilekçesinin gerekçeli kararın tebliğinden önce, 20.04.2020 tarihli dilekçesinin ise tebliğden sonra yedi günlük temyiz süresi içinde verildiği, sanığın hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmasına rağmen temyiz süresinin tebliğden itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle yanılgıya düşürülmesinin kanun yoluna başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın temyiz talebinin süresinde kabul edilerek esas hakkında inceleme yapılması gerekirken "Sanığın yüzüne karşı, SEGBİS sistemi ile 21.02.2020 tarihinde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 02.03.2020 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE" karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle ret ilâmının kaldırılmasına ve sanığın temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 Esas, 2006/229 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası, 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, merci, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği; sanığın yüzüne karşı verilen kararda, tefhim tarihinden itibaren başlayacak olan temyiz süresinin başlangıcına ilişkin olarak "...kararın tebliğinden itibaren" şeklinde yanıltıcı ifadelere yer verilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşılmakla, sanığın 02.03.2020 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu belirlenip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemizin 02.05.2023 tarihli ve 2023/1026 Esas, 2023/3467 Karar sayılı ret ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, yukarıda açıklanan gerekçe ile temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden; sanığın, ... adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesiyle 01 AEU.... plaka sayılı aracı katılan ...'tan kiralaması ve sahte vekaletnameler kullanarak katılan ...'e satması şeklindeki eylemlerinin iddianamede anlatılmasına ve hem katılan ...'a hem de katılan ...'e yönelik ayrı nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen, sanık hakkında suça konu aracı sahte vekaletname ile katılan ...'e satması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan tek bir hüküm kurulması ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden ise, sanığın sahte kimlikle Şanlıurfa 1. Noterliğinde vekaletname ve araç satış sözleşmesi düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinde; noterde düzenlenen araç satış sözleşmesinin "kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge" olduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/3. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın bozma öncesi kazanılmış haklarının korunması gerekliliği ve aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suçların vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, eleştiriler dışında usul ve yasaya uygun hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesiyle kiraladığı aracı sahte vekaletnamelerle bir başka katılana satan sanık, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılıktan mahkûm edilmiş; hüküm SEGBİS ile hazır edilen sanığa tefhim edilirken temyiz süresi yanıltıcı biçimde tebliğden başlatılmıştır. Dairenin temyizi süre yönünden reddetmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanık lehine itiraz etmiştir.

Hukuki İlke: Anayasa'nın 40. maddesi ve CMK'nin ilgili hükümleri uyarınca kararda kanun yolu, süresi ve başlangıcı tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmelidir; yüze karşı verilen kararda sürenin tebliğden başlayacağının yazılması sanığı yanıltmış olup bu yanıltma kanun yoluna başvuru hakkını ortadan kaldıramaz ve temyiz süresinde sayılır.

Uygulama Sonucu: Başsavcılık itirazı kabul edilip ret ilamı kaldırılarak esasa girilmiş ve hükümler onanmıştır; iki ayrı katılana karşı ayrı dolandırıcılık suçu oluşmasına rağmen tek hüküm kurulması ile noterdeki satış sözleşmesi için TCK 204/3'ün uygulanmaması eksik ceza tayini olarak eleştirilmiş, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından ve kazanılmış hak nedeniyle bozma yapılmamıştır.

Dava Strateji Notu: Tefhimde kanun yolu süresi yanlış veya yanıltıcı bildirilmişse süre geçse dahi temyiz hakkı korunur; süre yönünden reddedilen başvurularda karardaki kanun yolu bildirimi didik didik incelenmeli ve gerekirse Başsavcılık itirazı mekanizması işletilmelidir. Ayrıca aleyhe temyiz yokluğunda kazanılmış hak ilkesi, eksik ceza tayininin sanık aleyhine sonuç doğurmasını engeller.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla