Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/6089 E. , 2025/5795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/378 E., 2010/709 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARARLAR : Mahkûmiyet, uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle infazın devamına ilişkin
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/6089 E. , 2025/5795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/378 E., 2010/709 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARARLAR : Mahkûmiyet, uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle infazın devamına ilişkin ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2010 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 14.01.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sanığın, denetim süresi içerisinde 22.07.2011 tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, bahse konu erteli hapis ve adli para cezasının aynen infazına dair Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı ek kararının kesinleşmesini müteakip, 02.12.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde atılı suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle uyarlama kararı verilmesi ve infazın durdurulması talebinin kabulüne ilişkin Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2016 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı ek kararı sonrası, katılana ulaşılamadığından bahisle uzlaşmanın sağlanamadığı gerekçesiyle, infazın aynen devamına ilişkin Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2017 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı ek kararının itiraz edilmeksizin 29.11.2017 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.10.2024 tarihli ve 2023/6747 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108133 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108133 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; 1-Sanık tarafından sahibinden.com isimli internet sitesi üzerinden verilen ikinci el cep telefonu ilanı ile ilgili sanıkla iletişime geçen katılanın 245,00 Türk lirasını PTT havalesi yoluyla göndermesi ve buna karşın sanığın satışını vaat ettiği cep telefonunu katılana göndermeyerek haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; 2-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/4. maddesinde, uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaştırma teklifinde bulunacağı, uzlaştırma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceğinin düzenlendiği ve şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin, kendisine uzlaştırma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılacağının belirtildiği, bu halde uzlaştırmacı taraflara ulaşamamış ise ancak açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabileceği, uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisinin de bulunmadığı ve uzlaştırmanın da yargı işlemi niteliğinde olması karşısında, anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligatın, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligat olduğu ve normal posta yoluyla bu işlemin gerçekleştirilemeyeceği, bu kapsamda açıklamalı tebligat ya da istinabe işleminin ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebileceği, Somut olayda, 03/05/2017 tarihli uzlaştırma raporunun incelenmesinde, sanığın vasisinin müştekiye ödeme yaptıklarına dair dekont sunmuş olduğu, katılan ...'ya ait dosya içerisinde yer alan telefon numarasının aranmadığı, çıkartılan uzlaştırma teklif formunun katılana doğrudan iadeli taahhütlü mektup ile yapılmaya çalışıldığı, uzlaştırmaya davet yazısının katılanın adresten ayrılmış olması sebebiyle iade geldiğinin bildirilmesi üzerine Mahkemesince taraflar arasında uzlaştırmanın sağlamaması nedeni ile infazın aynen devamına karar verildiği anlaşılmış ise de, uzlaştırma teklifinde bulunulacak katılana Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 29. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen çağrı, telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle ulaşılmaya çalışılmadan, ulaşılamaması halinde ise uzlaştırma bürosu aracılığıyla usulüne uygun bir uzlaştırma teklifi yapılmasını sağlamak üzere uzlaştırmacı tarafından, uzlaştırma bürosuna teklif formları tevdi edilmeden, nihayetinde usulüne uygun bir uzlaştırma işlemi gerçekleştirilmeden uzlaştırmanın sağlanamadığı gerekçesiyle düzenlenen rapora istinaden yazılı şekilde karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, 3-5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesinde yer alan “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir” şeklindeki düzenleme karşısında, adli para cezalarının ertelenmesinin mümkün olmadığı nazara alındığında, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Ağır ceza mahkemesinin görevi" başlıklı 12. maddesinde; "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan...nitelikli dolandırıcılık (m. 158)...kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır." hükümleri yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Kanun 158/1-f. maddesinin; "Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, sahibinden.com isimli internet sitesi üzerinden verdiği ikinci el cep telefonu satışına ilişkin ilanı gören katılanın, sanık ile telefon yoluyla iletişime geçtiğinin ve 245,00 TL parayı PTT havalesi yoluyla gönderdiğinin, buna karşılık sanığın satışını vaat ettiği cep telefonunu katılana göndermeyerek haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; sanığın sübutu kabul edilen eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f. maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup ihbarnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş; bozma kararının niteliğine ve Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2010 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde, aynı Mahkemenin 09.10.2017 tarihli ek kararının da hükümsüz kalacağı cihetle, (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma istemleri hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2010 tarihli ve 2010/378 Esas, 2010/709 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, ceza miktarı bakımından aleyhe sonuç doğurmamak üzere, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, ceza infaz kurumunda bulunması halinde başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde karar verildi.