Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2024/6369 E. , 2025/954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/92 E., 2014/596 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 21.09.2006, 04.11.2006 KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yar
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2024/6369 E. , 2025/954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/92 E., 2014/596 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 21.09.2006, 04.11.2006 KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/92 Esas, 2014/596 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, özel belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 207/1 ve 53. maddeleri uyarınca (3 kez) 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükümlerin, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 09.03.2020 tarihli ve 2019/9294 Esas, 2020/2255 Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararı üzerine 22.05.2015 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 22.10.2024 tarihli ve 2023/27236 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/110663 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/110663 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "22/10/2013 tarihli kriminal raporda incelendiği belirtilen medaş ve koski abonelik sözleşmelerinin karbon nüshaları ile Turkcell abonelik sözleşmesinin karbon nüshasının 2012/8052 sayılı emanet eşya zarfında bulunmadığı, yine bu belgelerin bulunduğu belirtilen adli emanetin 2013/5825 sayılı emanet eşyası zarfının dosya arasında bulunmadığı anlaşılmış ise de; söz konusu belge suretlerinin dosya arasında bulunması, yine 22/10/2013 tarihli kriminal raporda da karbon nüshalarının incelenmiş olması sebebiyle, anılan durumun sonuca etkili olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; 1-Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25/03/2024 tarihli ve 2023/5523 esas, 2024/4010 karar sayılı ilâmı ile; "... Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; olay tarihinde farklı bir suç nedeniyle sanığın ikametinde yapılan aramada kendisi adına düzenlenmiş, ancak üzerinde farklı bir kişiye ait fotoğraf bulunan nüfus cüzdanının ele geçirildiğinden bahisle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; dosya içerisinde aslı bulunan suça konu belge üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, bu haliyle nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmıştır. ..." şeklinde de belirtildiği üzere, Dosyada mevcut Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/8052 sayılı emanet eşya sırasında bulunan nüfus cüzdanı aslının incelenmesinde, fotoğraf üzerinde mühür izinin bulunmadığı, dolayısıyla da nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında sanığın anılan suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanığın sahte nüfus cüzdanını kullanarak 21/09/2006 tarihli Medaş ve Koski abonelik sözleşmeleri düzenlenmesini sağladığından bahisle ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiş ise de, anılan eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gibi 21/09/2006 tarihli abonelik sözleşmesi ile 0533 312 8539 nolu telefon hattını çıkartılması şeklindeki eyleminin de 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin sanığın üç kez özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde; "Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre, resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli olarak işlenebilen bir suçtur. Resmi belgede sahtecilik suçunda birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise sahte olarak düzenlenen ya da değiştirilen bu resmi belgeyi kullanmaktır. 3. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 130/2. maddesinde yer alan, "(2) Nüfus ve uluslararası aile cüzdanlarının onay bölümü mühürlenir. Soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır." şeklindeki düzenleme ile nüfus cüzdanlarında usulüne uygun şekilde yapılan soğuk mühür işleminin belgenin zorunlu unsurlarından birisi olduğu hükme bağlanmıştır. 4. 5237 sayılı Kanun’un "Zincirleme suç" başlıklı 43/1. maddesinde; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." Hükmü yer almaktadır. 5. Zincirleme suçlarda, aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında kapsamında işlenmekte ve suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir kez ceza verilmekte ve cezanın miktarı artırılmaktadır. 6. 10.11.2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) "Abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği" başlıklı 5/2. maddesi; "işletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez. " şeklinde, aynı maddeye 19.02.2014 tarihli ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 06.02.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun'un 104. maddesi ile eklenen dördüncü fıkrası; "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz." ve aynı Kanun'un "Cezai hükümler" başlıklı 63/10. maddesi ise; "bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. 7. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; 04.11.2006 tarihinde farklı bir suç nedeniyle yakalanan sanığın yapılan üst aramasında, şikâyetçi ... adına düzenlenmiş ve Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 19.03.2013 tarihli uzmanlık raporuna göre tamamen sahte olarak oluşturulduğu belirlenen nüfus cüzdanı, şikâyetçi adına imzalanmış 21.09.2006 tarihli Konya Büyükşehir Belediyesi Su Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Su-Atıksu Sözleşmesi, MEDAŞ Alçak Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesi ve 0 533 (...) (..) (..) numaralı GSM hattına ait abonelik sözleşmesinin ele geçirilmesi üzerine yapılan soruşturma neticesinde, sanığın şikâyetçi adına sahte olarak oluşturulan nüfus cüzdanını kullanarak kiraladığı ikamete, su ve elektrik aboneliği yaptırdığı, ayrıca şikâyetçi adına bilgi ve rızası dışında GSM hattı çıkarttığından bahisle resmi belgede sahtecilik ve her bir belge yönünden ayrı ayrı 3 kez özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; a) Dosya içerisinde aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde; fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, bu haliyle nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, tebliğnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. b) Sanığın, şikâyetçi adına aynı tarihte müracaat ederek birden fazla abonelik sözleşmesine imza atmak suretiyle gerçekleştirdiği iddia ve kabul olunan eylemlerinin, bir bütün halinde zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçuna vücut vereceği gözetilmeden, her bir sözleşme yönünden ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, tebliğnamede yer alan (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. c) Sanığın, şikâyetçi adına bilgi ve rızası dışında 1 adet GSM abonelik sözleşmesi düzenletmek şeklinde gerçekleşen eyleminin ise; karar tarihinden önce yürürlüğe giren ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun'un 56/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun'a aykırı olup, tebliğnamede yer alan (3) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/92 Esas, 2014/596 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, sayın üye ... ve sayın üye ...'ın karşı oyları ile oy çokluğuyla KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Sanık hakkındaki tüm hükümler yönünden İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 4. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca tebliğnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma istemine konu resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223/2 maddesi uyarınca BERAATİNE, cezanın çektirilmemesine, Tebliğnamede yer alan (2) ve (3) numaralı istemler yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 ve 207/1-2 (3 kez). maddeleri gereğince 2 yıl ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2014 tarihli ve 2014/92 esas, 2014/596 sayılı kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 1- Dosyada mevcut Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/8052 sayılı emanet eşya sırasında bulunan nüfus cüzdanı aslının incelenmesinde, fotoğraf üzerinde mühür izinin bulunmadığı, dolayısıyla da nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında sanığın anılan suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanığın sahte nüfus cüzdanını kullanarak 21/09/2006 tarihli Medaş ve Koski abonelik sözleşmeleri düzenlenmesini sağladığından bahisle ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiş ise de, anılan eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gibi 21/09/2006 tarihli abonelik sözleşmesi ile 0533 312 8539 nolu telefon hattını çıkartılması şeklindeki eyleminin de 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin sanığın üç kez özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmediğinden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur. Dairemizce yapılan inceleme sonunda; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, dosya içerisinde aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde; fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, bu haliyle nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, tebliğnamede yer alan (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönününden, temyiz merci olan Yargıtayın ilk derece hakiminin yerine geçerek suça konu belge üzerinde maddi inceleme yapıp yapamayacağına ilişkindir. Özel belgede sahtecilik suçu yönünden ise, uyuşmazlık bulunmayıp bozma görüşüne katılıyoruz. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda hakim tarafından gözlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, bozma gerekçesinde aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olduğu ve yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece gözlem yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, somut olayda, temyiz mercii olan Yargıtay ilk derece hakiminin yerine geçerek heyetimizce yapılan gözlemde; fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, bu haliyle nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğinin olmadığının belirlenmesi karşısında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Öncelikle, temyiz mahkemesi olarak Yargıtayın görevi hukuk normlarının doğru uygulanıp uygulanmadığını denetlemektir. Kovuşturma aşamasında delillerin takdir ve değerlendirilme yetkisi yargılama yapan hakime aittir. Temyiz aşamasında ise, kovuşturma evresinde olduğu gibi bir delil inceleme ve araştırma olanağı yoktur. Temyiz merci ancak ilk derece hakimi ya da istinaf mahkemesi tarafından toplanan ve değerlendirilen delillerin hukuka uygunluğunu denetleyebilir. Bu husus 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi kapsamında giderilebilecek mahiyette bir hukuka aykırılık da değildir. Somut olayda; suça konu nüfus cüzdanı dosyada delil olarak mevcuttur. Suça konu belgenin aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini yargılamayı yürüten ilk derece hakimine aittir. Ceza Genel Kurulu kararı da açıkça bu hususu belirtmektedir. Anılan karara aykırı olarak kovuşturma evresinde tartışılıp değerlendirilmeyen suça konu çek üzerince heyetçe inceleme yapılması ilk derece mahkemesinin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisine müdahale teşkil edecektir. Bu şekildeki bir yaklaşımla ilk derece hakimin belge üzerinde yapacağı tespitlere karşı tarafların yeni delil sunma ve savunma hakkı kısıtlanmış olacağından, bu husus 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi kapsamında giderilebilecek mahiyette bir hukuka aykırılık da değildir. Bu bakımdan; Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olduğundan, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun ilk derece hakimin yerine geçip suça konu belgeyi inceleyerek bozma hükmü verilmesi şeklindeki görüşüne katılmıyoruz. 20.01.2025