İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/991 Karar: 2024/11843 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/991 K.2024/11843

11. Ceza Dairesi 2024/991 E. , 2024/11843 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/302 E. 2015/304 K. SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/991 E. , 2024/11843 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/302 E. 2015/304 K. SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/991 E. , 2024/11843 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/302 E. 2015/304 K. SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, kanun yollarına başvurma başlıklı, 260/1. maddesindeki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunmasına rağmen duruşmalardan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan şikâyetçi Qnb Finansbank A.Ş vekilinin hükmü temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçi bankanın katılan, vekilinin katılan vekili olarak kabulüne karar verilmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A)Sanığın TEB Bankasına Yönelik İşlediği Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Sanığın, "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık" suçunu, nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan ve şikayetçi ... adına düzenlenen ancak üzerinde sanığa ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanı kullanarak gerçekleştirdiği, dolayısıyla eyleminin aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması" suçunu da oluşturduğu, birden fazla nitelikli halin ihlali söz konusu olması nedeniyle temel hapis cezasının da alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin yargılamaya uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1)Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi, 2)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2013 tarihli ve 2011/84 Esas, 2013/167 Karar sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.05.2015 tarihli ve 2015/1325 Esas, 2015/26393 Karar sayılı kararıyla bozulduğu anlaşıldığından tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydındaki Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2010 tarihli ve 2009/1033 Esas, 2010/511 Karar sayılı kararına konu suçun tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının adli para cezası ile ilgili kısmından "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği" ibaresinin çıkartılarak yerine "ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 106/3. maddesi gereğince infazına" ibaresinin eklenmesi ve aynı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine "Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2010 tarihli ve 2009/1033 Esas, 2010/511 Karar sayılı kararıyla hükümlü ve tutuklunun kaçması suçundan 6 ay hapis cezası verildiği, bu cezanın 05.11.2012 tarihinde kesinleştiği ve tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün , Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B)Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 12.11.2015 tarihli mahkumiyet hükmünden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C)Sanığın, Katılan ... Finansbank A.Ş'ye Yönelik İşlediği Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin yargılamaya uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekili ve sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. 5237 sayılı Kanun'un 158/1-j maddesinde düzenlenen "banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık" suçunun mağdurunun banka olduğu, aynı bankanın değişik şubelerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu dikkate alınarak sanığın, adli sicil ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde farklı mağdurlar adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanları ile Qnb Finansbank'ın değişik şubelerinden kredi çektiğinin tespit edildiği, bu kapsamda sanığın Qnb Finansbank'ın Sanayi Şubesine yönelik eylemi nedeniyle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2017 tarihli ve 2017/13 Esas, 2017/81 Karar sayılı kararıyla "banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık" suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ve bu hükmün 14.02.2018 tarihinde kesinleştiği, Qnb Finansbank'ın Çarşı Şubesine yönelik eylemi nedeniyle ise Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/99 Esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda belirtilen dosyalar ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, sanığın farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediği, suç işleme kararını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK' nın 15.03.2016 tarihli, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulması, 2.Kabule göre de; a)Sanığın, "banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık" suçunu, nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan ve şikayetçi ... adına düzenlenen ancak üzerinde sanığa ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanı kullanarak gerçekleştirdiği, dolayısıyla eyleminin aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması" suçunu da oluşturduğu, birden fazla nitelikli halin ihlali söz konusu olması nedeniyle temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b)Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi, c)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2013 tarihli ve 2011/84 Esas, 2013/167 Karar sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.05.2015 tarihli ve 2015/1325 Esas, 2015/26393 Karar sayılı kararıyla bozulduğu anlaşıldığından tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla