İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/2841 Karar: 2025/13737 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/2841 K.2025/13737

11. Ceza Dairesi 2025/2841 E. , 2025/13737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/613 E., 2014/267 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2014 tarihli ve 2013/613 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "resmi belgenin düz

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/2841 E. , 2025/13737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/613 E., 2014/267 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2014 tarihli ve 2013/613 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "resmi belgenin düz

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/2841 E. , 2025/13737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/613 E., 2014/267 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2014 tarihli ve 2013/613 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206/1, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.04.2014'de kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2025/7973 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/65275 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB-2025/65275 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/05/2013 tarihli ve 2013/3027 esas, 2013/8144 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, iftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268. maddesinde tanımlanan, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, dosya kapsamına göre, uyuşturucu madde kullanma şüphesi üzerine yakalanan sanığın, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini kardeşi ... olarak tanıtması ve müşteki kardeşi adına soruşturma açılmasına neden olması şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin bir bütün hâlinde sadece 5237 sayılı Kanun’un 268/1. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." Şeklindedir. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" başlıklı 206/1. maddesinde; "Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." Hükmü yer almaktadır. 3. 5237 sayılı Kanun’un "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" başlıklı 268/1. maddesinde; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. " Denilmektedir. 4. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "..5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesi; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulması suç olarak düzenlenmiştir. Yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı kanunun "Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi ise; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde olup, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmü uygulanacaktır. Bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. İftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verildiği belirlenmiştir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde işlenen "kullanmak için uyuşturucu ve uyarı madde bulundurmak" suçunun şüphelisi olarak yakalanan sanığın, kolluk görevlilerine kendisini ağabeyi olan şikâyetçi ... ismiyle tanıttığının ve soruşturma işlemlerinin bu isimle yürütüldüğünün belirlenmesine müteakip, sanık hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2013 tarihli ve 2013/69519 Soruşturma, 2013/42346 Esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında, Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2014 tarihli ve 2013/613 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararıyla kanun yararına bozma talebine konu "resmi belgenin düzenlemesinde yalan beyan" suçu ile birlikte "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçundan da mahkûmiyetine ilişkin hükmün, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2017/11850 Esas, 2019/14276 Karar sayılı kararıyla bozulması sonrası; sanığın atılı suçtan, aynı Mahkemenin 21.01.2020 tarihli ve 2020/1 Esas, 2020/38 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyetine dair hükmünün 03.02.2020 tarihi itibarıyla temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla şikâyetçiye ait kimlik bilgilerini kullanması şeklinde gerçeklenen eyleminin, bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan da mahkûmiyetine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle; 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2014 tarihli ve 2013/613 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a. maddesi uyarınca BERAATINA, cezanın çektirilmemesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Uyusturucu kullanma supheiyle yakalanan sanik, kolluk gorevlilerine kendisini agabeyinin kimligiyle tanitmis ve agabeyi adina sorusturma acilmasina neden olmus; sanik hem resmi belgenin duzenlenmesinde yalan beyan hem baskasina ait kimlik bilgilerinin kullanilmasi sucundan mahkum edilmistir.

Hukuki İlke: Isledigi suc nedeniyle hakkinda sorusturmayi engellemek amaciyla baskasinin kimlik bilgilerini kullanan kimsenin eylemi butun halinde TCK 268 sucunu olusturur; ayni eylemden ayrica TCK 206 yalan beyan sucundan da cezalandirma yapilamaz.

Uygulama Sonucu: kanun yararina bozma (ve beraat)

Dava Strateji Notu: Kimligini gizleyip baskasinin kimligini veren sanik hakkinda hem TCK 268 hem TCK 206 uygulanmissa, TCK 268in ozel norm oldugu ileri surulup yalan beyan sucunun ayrica olusmayacagi savunulmalidir; kesinlesmis hukumde kanun yararina bozma yolu aciktir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla