İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/2851 Karar: 2025/15788 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/2851 K.2025/15788)

11. Ceza Dairesi 2025/2851 E. , 2025/15788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/512 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik KARAR: İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün açık

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/2851 E. , 2025/15788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/512 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik KARAR: İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün açık

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/2851 E. , 2025/15788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/512 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik KARAR: İtirazın reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2024 tarihli ve 2021/1115 Esas, 2024/877 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2024 tarihli ve 2024/512 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.06.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 02.06.2025 tarihli ve 2024/27294 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, sanığın katılan ...'e vermiş olduğu 30/04/2020 tarihli ve 90.000,00 Türk lirası bedelli çekin, alınan kriminal rapora göre tamamen sahte oluşturulduğunun tespit edilmesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Sanığın ve sanık müdafiinin savunmalarında özetle, sanığın ... San ve Tic. Ltd. isimli şirketin yetkilisi olduğunu, anılan çekin keşidecisinin ...Sistemleri Ltd. Şti.; lehtarın ise ...isimli firma olduğunu, şikayete konu çekin borçlu ... isimli bir şahıs tarafından borcuna karşılık olarak sanığa verildiğini, sanık ile adı geçen borçlu ...'ın uzun süreden beri ticaret yapmakta olduklarını, sanığın dosya konusu çeki alırken de ilgili bankaya çekin niteliğiyle ilgili danışarak çeki teslim aldığını, banka tarafından çekin sağlam olduğu ve ciro edenin çek ödemelerini zamanında ödediğini beyan etmeleri üzerine sanığın söz konusu çeki teslim aldığını, çekin sahte olduğunun sanık tarafından bilinmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca ödeme ve tahsilat işlemleriyle şirketin muhasebecilerinin ilgilendiğini, Sanığın yöneticilik yaptığı firma ile katılan arasında 2016 yılından itibaren ticari faaliyetleri mevcut olup 1 Milyon Türk lirasına yakın alışverişleri olduğunu, dava konusu sahte çek ile ilgili olan 120.000,00 Türk lirası bedelli alışverişte ise; sanığın şirketinin 30.000,00 Türk lirası bedelli bir çek ödemesi yaptıktan sonra, kalan 90.000,00 Türk lirası bakiyesinin ödenmesine ilişkin muhasebecisine talimat vererek kasada mevcut olan çeklerden birini göndermesini istediğini, muhasebecinin de kasada mevcut olan dosya konusu çeki sahte olduğunu bilmeden katılanın pazarlamacısına verdiğini, anılan Mahkeme kararında belirtilenin aksine sanığın bahse konu çekin keşidecisi değil; cirantacısı olduğunu ve söz konusu çekin sahte olduğunu bilmediğini, inceleme konusu dosyada sanık olması gereken kişinin çeki keşide eden ...Sistemleri Ltd. Şti. isimli firma olduğunu beyan ederek atılı suçlamaların kabul edilmemesi karşısında, Bahse konu çekin keşidecisi olan ...Sistemleri Ltd. Şti. isimli firma yetkilileri ile ... isimli kişinin, sanığın muhasebecisinin ve tespit edilecek tanıkların ifadelerinin alınması, sanığın çeki aldığını belirttiği ...'la uzun süreden beri ticaret yaptığını belirtmesi karşısında, bahse konu çekin sanığa verilmesine ilişkin ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak sanığın yetkilisi olduğu firmanın ticari defter ve belgeleri (fatura, makbuz vs.) ile banka hesap hareketlerinin temin edilerek yaptırılacak bilirkişi incelemesinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, merciince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.09.2021 tarihli ve 2020/... Soruşturma, 2021/... Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı; ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2024 tarihli ve 2021/1115 Esas, 2024/877 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; sanık müdafinin, bu karara yönelik itirazının merci ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2024 tarihli ve 2024/512 Değişik İş sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2025 tarihli ve ... sayılı İhbarnamesinde yer alan; "..bahse konu çekin keşidecisi olan ...Sistemleri Ltd. Şti. isimli firma yetkilileri ile ... isimli kişinin, sanığın muhasebecisinin ve tespit edilecek tanıkların ifadelerinin alınması, sanığın çeki aldığını belirttiği ...'la uzun süreden beri ticaret yaptığını belirtmesi karşısında, bahse konu çekin sanığa verilmesine ilişkin ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak sanığın yetkilisi olduğu firmanın ticari defter ve belgeleri (fatura, makbuz vs.) ile banka hesap hareketlerinin temin edilerek yaptırılacak bilirkişi incelemesinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2024 tarihli ve 2021/1115 Esas, 2024/877 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, merci ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2024 tarihli ve 2024/512 Değişik İş sayılı kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur. 3. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 70-159 sayılı kararı da bu doğrultuda olup anılan kararda; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları 5271 sayılı CMK 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, CMK 231/5-14 fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı denetlenip bu hususlara yönelik aykırılıklardan hükmün bozulacağı" sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; "CMK'nın 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de, sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Bu bağlamda temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma konusu yapılması üzerine Özel Dairece TCK’nın 73/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur." şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi, bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir." denilmektedir. 4. 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle yapılan değişiklik neticesinde yeniden düzenlenen, 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin on ikinci fıkrası; "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." Şeklindedir. 5. 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde yapılan değişiklik ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün hale gelmiş, istinaf incelemesinin usûl ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte; 5271 sayılı Geçici 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, 01.06.2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin olarak, değişiklikten önceki hükümlerin geçerli olduğu açıkça belirtilmiştir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; ihbarnamede belirtilen kanun yararına bozma istemi eksik araştırma yapıldığı nedenine dayanmakta ise de, isteme konu 01.06.2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve talebin kararın içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedeniyle; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sahte olduğu kriminal raporla saptanan çek nedeniyle resmi belgede sahtecilikten (204/1) mahkumiyet hükmünün açıklanması, 30.05.2024 tarihinde (01.06.2024 öncesi) geri bırakılmış; itiraz reddedilmiş, sanığın çekin cirantası olup sahteliği bilmediği savunmasının araştırılmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma istenmiştir.

Hukuki İlke: HAGB kararı hukuken varlık kazanmadığından, içeriğindeki eksik araştırma gibi hukuka aykırılıklar olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemez (YCGK 05.04.2023, 2023/2-37). 5271 s.K Geçici 6/2-b uyarınca 01.06.2024 öncesi verilen HAGB kararlarında değişiklikten önceki itiraz usulü geçerlidir.

Uygulama Sonucu: ret (kanun yararına bozma isteminin reddi)

Dava Strateji Notu: 01.06.2024 öncesi HAGB kararlarının içeriğine yönelik eksik inceleme iddiaları kanun yararına bozma ile değil, itiraz merciinde ileri sürülmelidir; bu yolu doğru seçin.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla