Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/3360 E. , 2025/12365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/458 E., 2021/645 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, parada sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 04.02.2023 tarihli ve 2022/4727 Esas, 2025/458 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumh
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/3360 E. , 2025/12365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/458 E., 2021/645 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, parada sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 04.02.2023 tarihli ve 2022/4727 Esas, 2025/458 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2025 tarihli ve KD-2025/51529 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Tebliğname tarihi itibariyle tekerrüre esas alınan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/05/2009 tarih, 2006/146 esas ve2009/134 karar sayılı ilamının tekerrür şartlarını taşıdığı ve fakat nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle hüküm fıkrasından çıkarılması gerektiği sonucuna varılabilirse de; anılan kararın sanık tarafından 07/03/2022 tarihinde temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 13/04/2023 tarih, 2022/12299 esas ve 2023/3497 karar sayılı ilamı ile "Kovuşturma aşamasında müdafi istemediğini beyan eden sanığa müdafi atanmadığı, sanığın yokluğunda verilen kararın ise soruşturma aşamasında sanığı temsil eden Avukat ...'ya tebliğ edildiği, ancak avukatın temyiz talebinde bulunmadığı, gerekçeli kararın 18.02.2010 tarihinde sanığın beyan adresine 7201 sayılı Tebliğat Kanunu'nun 35 inci maddesi uyarınca tebliğ edildiği, ancak sanığın 2008 yılında adres değiştirerek yeni adresini de beyan ettiğinin anlaşılması karşısında tebligatın usulsüz olduğu, sanığın temyiz süresinin öğrenme ile başladığı ve temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek ve mahkemenin kesinleştirme şerhi kaldırılarak inceleme yapılmıştır." denilmek suretiyle tekerrüre esas alınan karar yeniden esastan incelenmiş ve onama kararı verilmek suretiyle 13/04/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Dolayısıyla sanık yönünden hem parada sahtecilik hem de nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden anılan ilamın tekerrüre esas alınamayacağı anlaşılmıştır. Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas alınabilecek başkaca ilamın da bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında parada sahtecilik suçundan ve nitelikli dolandırıcılık suçundan tekerrür hükümlerinin uygulanması hususu hukuka aykırılık oluşturduğundan, Yüksek Daire kararına karşı sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraza konu edilmiştir. II. GEREKÇE Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/12/2021 tarihli ve 2020/458 Esas, 2021/645 Karar sayılı sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükmün sanık ... tarafından, parada sahtecilik suçlarından verilen hükmün katılan ... vekili ve sanık ... tarafından temyiz edildiği, Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/05/2009 tarih, 2006/146 esas ve 2009/134 karar sayılı kararının sanık tarafından 07/03/2022 tarihinde temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 13/04/2023 tarih, 2022/12299 esas ve 2023/3497 karar sayılı ilamı ile sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sanığın temyiz süresinin öğrenme ile başladığı ve temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek ve mahkemenin kesinleştirme şerhi kaldırılarak inceleme yaparak karar yeniden esastan incelenmiş ve onama kararı verilmek suretiyle 13/04/2023 tarihinde kesinleştiği, bu suretle tekerrüre esas alınmayacağı anlaşılmıştır. Parada sahtecilik suçu yönünden ; Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden; CMUK 326.maddesi gereği, sanık hakkında ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulması gerektiğinin gözetilmemesi ve her iki suç yönünden kurulan hükümlerde; tekerrüre esas alınan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/05/2009 tarih, 2006/146 esas ve2009/134 karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin 13/04/2023 tarihi olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, sanık hakkında başkaca tekekrüre esas mahkumiyet kararının da bulunmadığı gözetilmeksizin tekekkür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 04.02.2023 tarihli ve 2022/4727 Esas, 2025/458 Karar sayılı kararının sanık ... ile ilgili düzeltilerek onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. İtirazın yalnızca sanık ... hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamenin bu sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmakla; dosya yeniden ele alınıp incelenerek gereği düşünüldü, 4. Sanık ... hakkında; parada sahtecilik suçu yönünden katılan vekilinin ve sanık ...'ın, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden ise sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, sanık ... ile ilgili parada sahtecilik suçundan kurulan hüküm fıkrasına "Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan idare lehine hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 10.250,00 TL vekalet ücretinin sanık ...'dan tahsiline" ibaresinin eklenmesi ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin A bendinin 8.paragrafın hükümden tamamen çıkarılması ile, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararına ilişkin hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinden sonra gelmek üzere "Neticeten CMUK 326/son fıkrası uyarınca sanığın cezasının 10 ay hapis ve 740 TL olarak infazına" cümlesinin eklenmesi ile hükmün B fıkrasında yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 8. Paragrafın tamamen çıkarılması suretiyle hükümlerin ayrı ayrı Tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve parada sahtecilik suçlarından mahkumiyet kurulmuş; tekerrüre esas alınan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi ilamının usulsüz tebligat nedeniyle temyiz sonucu ancak 13.04.2023'te kesinleştiği, dolayısıyla suç tarihinde henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı Başsavcılık itirazıyla gündeme gelmiştir.
Hukuki İlke: Bir mahkumiyetin tekerrüre esas alınabilmesi için sonraki suçun işlendiği tarihte kesinleşmiş olması gerekir; tekerrüre esas ilam sonradan (usulsüz tebligatın giderilmesiyle) kesinleşmişse tekerrür hükmü uygulanamaz. Ayrıca aleyhe temyiz bulunmayan halde CMUK 326 uyarınca kazanılmış hak korunur ve vekil ile temsil olunan katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Uygulama Sonucu: düzeltilerek onama (Başsavcılık itirazının kabulü, önceki onama ilamının kaldırılması ve düzeltme)
Dava Strateji Notu: Tekerrür uygulanan dosyalarda, tekerrüre esas ilamın kesinleşme tarihini mutlaka kontrol edin; usulsüz tebligat sonucu geç kesinleşen bir ilam tekerrüre esas alınamaz. Kesinleşme sonraki suç tarihinden geç ise CMK 308 lehe itiraz yolu güçlü bir imkandır.