Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/4365 E. , 2026/1628 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/867 Değişik İş SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söyle
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/4365 E. , 2026/1628 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/867 Değişik İş SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili ek kararın kanun yararına bozulması Bismil Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2024 tarihli ve 2022/3993 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.01.2024 tarihli ve 2024/867 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.01.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2025 tarihli ve 2024/13983 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2025 tarihli ve KYB-2025/105464 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2025 tarihli ve KYB-2025/105464 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, olay günü müştekinin Finansbanktan aranmak suretiyle kredi limitinin arttırılacağının ancak kendisinin onayının gerektiğinin belirtilmesi üzerine onay vermesi sonrasında telefonuna gelen şifreyi söyleyerek dolandırıldığından bahisle şikayetçi olması üzerine soruşturma işlemlerine başlanıldığı, her ne kadar şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de her iki şüphelinin de soruşturma aşamasında vermiş oldukları ifadeler ile kredi kartları ve şifrelerinin şüpheli... tarafından ...'e, şüpheli Ali tarafından ise ...isimli şahıslara verildiğinin kabul edildiği, ayrıca şüpheli...'ın anılan kullandırma karşılığında da para aldığını belirttiği anlaşılmakla, mevcut delillerin şüpheliler hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde şikâyetçiye ait GSM hattını 0 850 (...) (..) (..) numaralı hattan arayan kişinin, kendisini banka çalışanı olarak tanıtarak kredi kartı limitini artıracağından bahisle telefonuna gelen şifreleri söylemesini istediğinin ve bu şekilde kredi kartından nakit avans çekimi yaparak şikâyetçiyi dolandırdığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şikâyetçinin hesabından çekilen paranın, şüphelilere ait banka hesaplarına gönderildiğinin ve ATM'den çekildiğinin tespit edilmesi, şüphelilerin savunmalarında banka kartlarını farklı amaçlarla talep dışı şüphelilere verdiklerini beyan etmelerine karşın, bu savunmalarının şüpheliler ...ve ... tarafından doğrulanmadığının anlaşılması karşısında, şüpheliler hakkında atılı suçtan kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, "...kurumlar ile yapılan yazışmalarda şüphelilerin ..., alınan tanık beyanında şirketin sahipliğinin ... olduğu, şüpheli ...'ın alınan beyanına kartlarının kullanımının şüpheli ...olduğu, anlaşılmakla yukarıda kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin üzerine atılı eylemleri işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçeyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.01.2024 tarihli ve 2024/867 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Müşteki, kendisini Finansbank çalışanı olarak tanıtan kişilerce kredi limiti artırımı bahanesiyle aranmış, telefonuna gelen şifreyi söylemesi üzerine kredi kartından nakit avans çekilerek dolandırılmıştır. Çekilen paranın şüphelilere ait banka hesaplarına gönderilip ATM'den çekildiği tespit edilmesine rağmen Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı ek kovuşturmama kararı vermiş, Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği itirazı reddetmiş, karar Adalet Bakanlığının istemiyle kanun yararına bozma yoluyla Daireye gelmiştir.
Hukuki İlke: Dolandırılan paranın şüphelilerin hesaplarına aktarılıp ATM'den çekildiğinin belirlendiği, şüphelilerin kartlarını başkalarına verdikleri yönündeki savunmalarının ise adı geçen kişilerce doğrulanmadığı durumda, CMK'nın 170/2. ve 173. maddeleri kapsamında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil vardır ve bu delillerin takdiri mahkemeye aittir; sulh ceza hakimliği bu halde itirazı reddedemez.
Uygulama Sonucu: Daire, yeterli delile rağmen itirazın hatalı gerekçeyle reddedilmesini Kanun'a aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararını CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle bozmuştur.
Dava Strateji Notu: Banka çalışanı kimliğiyle işlenen telefon dolandırıcılıklarında para izinin hesap sahiplerine ulaşması, 'kartımı başkasına verdim' savunması üçüncü kişilerce doğrulanmadıkça iddianame için yeterli şüphe oluşturur; mağdur vekilleri kovuşturmama kararına itirazda para transferi zincirini ve savunmaların doğrulanmadığını vurgulamalı, itiraz da reddedilirse Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma başvurusunu değerlendirmelidir.