İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2025/498 Karar: 2025/3504 Tarih: 2025

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2025/498 K.2025/3504

11. Ceza Dairesi 2025/498 E. , 2025/3504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/1540 E., 2013/805 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanu

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2025/498 E. , 2025/3504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/1540 E., 2013/805 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanu

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2025/498 E. , 2025/3504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/1540 E., 2013/805 K. SUÇ : Güveni kötüye kullanma KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul (Kapatılan) 18. Sulh Ceza Mahkemesinin, 29.03.2013 tarihli ve 2011/1540 Esas, 2013/805 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/1, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 06.06.2013 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.03.2023 tarihli ve 2022/3273 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve KYB-2023/38909 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve KYB-2023/38909 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Suç tarihi ve karar tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında olmayan 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun 34. maddesi ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde yapılan değişiklik ile uzlaştırma kapsamına alındığı ve bu yönden mahallinde mahkemesince uyarlama yargılaması yapılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; sanığın, adlî sicil kaydındaki hangi sabıkası sebebiyle tekerrür koşullarının oluştuğu ve hangi kayıt dolayısıyla mükerrirlere özgü infaz rejimine tâbi tutulmasına karar verildiği hükümde gösterilmediği gibi, adlî sicil kaydında bulunan hükümlerde tekerrür koşullarının olşmadığı cihetle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesine göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5237 sayılı Kanun’un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a. Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b. Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. " Hükümleri yer almaktadır. 2. 765 sayılı Mülga Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 95. maddesi; "Kabahat ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren bir sene zarfında bir cürümden veya evvelce hükmü veren mahkemenin dairesi dahilinde diğer bir kabahatten dolayı hapis cezasına ve hapis ile mahküm olan kimse dahi yine hüküm tarihinden itibaren beş sene zarfında hapis veya daha ağır bir cezaya mahküm olmazsa evvelki mahkümiyeti esasen vaki olmamış sayılır; aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur." Şeklindedir. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.01.2013 tarihli ve 2012/6-1431 Esas, 2013/18 Karar sayılı ilamında; "...TCK'nun 58. maddesinde tekerrüre esas alınan ilamın açıkça kararda gösterilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda düzenlenmiş olup, “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108. maddesinin 2. fıkrasında; “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmüne yer verilmiş,1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir... Anılan kanuni düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır." denilmektedir. 4. Sanığın mahkûmiyetine konu, 5237 sayılı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına alındığı gözetilerek, bu yönden uyarlama yargılaması yapılması hususunda gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; dosya içerisinde bulunan adli sicil kaydında görünen Terme Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2002 tarihli ve 2001/198 Esas, 2002/332 karar sayılı kararı ile sanık hakkında 765 sayılı Kanun'un 193/2, 647 sayılı Kanun'un 4 ve 6. maddeleri uyarınca hükmedilen neticeten erteli 854,193,600 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, karar tarihi itibarıyla tekerrüre esas olduğu ve hüküm fıkrasında tekerrüre esas alınan ilamın açıkça belirtilmesinin zorunlu olmadığı anlaşıldığından, ihbarnamede yer alan kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiş; tekerrüre esas alınan ilama ilişkin sonradan yürürlüğe giren mevzuat uyarınca yapılan veya yapılacak olan uyarlama yargılamalarının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla