Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/569 E. , 2025/12932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/115 E., 2024/617 K. SUÇLAR : Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık H
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/569 E. , 2025/12932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/115 E., 2024/617 K. SUÇLAR : Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği koşulları bulunmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2020/203 Esas, 2021/3 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında birden fazla kişi ile birlikte beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 2. Kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/575 Esas, 2021/1609 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.01.2024 tarihli ve 2022/11801 Esas, 2024/919 Karar sayılı kararı ile; "......'u hastanede kanser tedavisi gördüğü süreçte sanıklar tarafından ikametlerine götürüldüğü, bu süreçte özellikle 26.10.20 15... .10.2015 tarihlerinde yoğunlaşmak üzere ...'den hem vekâletname alımı yapıldığı, hem de ...'ün bankalardaki para çekim işlemlerinin yapıldığı, taşınmazların satış işlemlerinde öncelikle sanıklar tarafından satış miktarlarının gerçek olarak gösterilmediği ve çok yüksek miktardaki paraların ...'e elden verildiğinin belirtildiği, yine ayrıca bankalardan 1.000.000 TL'nin üzerinde paranın çekildiği, bu paranın bir kısmının ...'ün bizzat çektiğinin, bir kısmının ise ... tarafından çekilerek ...'e verildiğinin belirtildiği ancak ...'ün bu süreçte çok yüksek miktardaki bir parayı nakit olarak elinde bulundurduğunun mağdurun içinde bulunduğu hal ve şartlar nedeniyle mümkün olmadığı, ...'ün bu kısa süreçte iki adet taşınmaz ile iki adet yüksek miktarlı bankadan para çekimi işlemlerini gerçekleştirmesi ve taşınmazların sanıklar ... ve ...'e sanıklar ... ve ...'in iştiraki ile devredilmesi, dosya arasında noter katibi olarak görev yapan sanık ... tarafından, mağdur ...'ün kanser hastalığı bilinerek, hastane ortamında ve evde, rapor aldırılmadan ve nerede düzenlendiği belirtilmeden düzenlenmesi, katılanlar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen Adli Tıp Kurumu raporunda ifade tutanağının altında bulunan imzanın mağdur ...'a ait olduğununu belirtilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde, mağdur ...'e verilen ilaçların tedavi amacıyla mı, yoksa tedavi amacı dışında mı verildiği tam olarak tespit edilememesi nedeniyle sanıkların cebir ve tehdit kullanmak suretiyle eylemlerinin gerçekleştirdiklerine yönelik mahkûmiyete yeter nitelikte delil elde edilememiş olsa da, tapu, vekâlet ve para transferi ile para çekme işlemlerinin mağdurun savcılıkta alınan ifadesinden de anlaşılacağı üzere mağdurun hastalığı nedeniyle algılama yeteneğinin zayıflamasından yararlanılmak suretiyle hileli hareketlerle gerçekleştirilmesi karşısında sanıkların eyleminin 5237 sayılı Yasa'nın md.158/1-c-f uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Bozma kararı üzerine Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2024/115 Esas, 2024/617 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-c-f-son, 158/3, 52, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis ve 4.120.260,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğuna, fazla ceza verildiğine, sanığın mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Sanığın atılı suçu işlemediğine ve diğer sanıkların eylemine iştirak ettiğine dair delil bulunmadığına, suç tarihi itibarıyla verilen cezanın fazla olduğuna ilişkindir. 3. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Sanığın herhangi bir menfaat elde etmediğine, diğer sanıklarla iştirakinin bulunmadığına, kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. 4. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma ile karar verildiğine, lehe olan delillerin değerlendirilmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir. 5. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Sanığın mahkumiyetine yeterli kesin delil bulunmadığına, gerekçesiz hüküm kurulduğuna, cezanın fazla olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Mağdur ...'un hastanede kanser tedavisi gördüğü ve hukuki işlem yapma ehliyetini haiz olmadığı, buna karşın sanıklar ... ve ... tarafından mağdurun hastaneden çıkartılarak ikametlerine götürüldüğü, bu süreçte ...'a bankadan 450.000,00 TL para çektirildiği, ayrıca sanık ...'in 26.10.2015 tarihli vekâletnameye dayanarak, 27.10.2015 tarihinde ...'un hesabından 573.111,33 TL para çektiği, bununla birlikte; ...'un 27.10.2015 tarihinde sanıklardan ...'a, taşınmazlarını yalnızca sanık ...'e satmak üzere vekâletname verdiği, her iki vekâletnamenin de noter katibi olan sanık ... tarafından düzenlendiği, vekâletnamelerin düzenlendiği tarihte mağdurun hastanede tedavi görmesine rağmen, bu hususun belirtilmediği, 27.10.2015 tarihli vekâletnameye dayanarak taşınmazlardan birinin 28.10.2015 tarihinde sanık ...'e satıldığı, sanık ... tarafından da bu taşınmazın 07.12.2015 tarihinde daha önceden tanıştıkları sanık ...'e devredildiği, ayrıca mağdura ait bir başka taşınmazın satış işlemleri için de tapuya gidildiği ancak vekâletnameye dayanarak işlem yapılmaması üzerine, mağdurun bizzat tapuya götürüldüğü ve mağdur tarafından 02.11.2015 tarihinde taşınmazın sanık ...'e devredildiği, sanık ... tarafından ise bu taşınmazın 06.01.2016 tarihinde dava dışı ....'a satıldığı anlaşılmakla; dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, sanıkların atılı suçu işledikleri hususundaki sübuta yönelik kabulde bir isabetsizlik bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir ancak; sanıklar ..., ... ve ...'in eylemlerinin 5237 Kanun'un 158/1-c-d-f, 43. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde işlenmiş kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeden aynı Kanun'un 158/1-d, 43. maddelerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin 5237 Kanun'un 158/1-c-d maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bununla birlikte; bankadan para çekme eylemlerine ne şekilde iştirak ettikleri de tartışılarak, haklarında ayrıca 158/1-f, 43. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinin gerektiği, ayrıca; 5237 sayılı Kanun’un 158/3. maddesinde yer alan, "bu suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı" şeklindeki hükmün, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile eklendiği de dikkate alınmadan tüm sanıklara verilen cezanın yarı oranında artırılarak fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2024 tarihli ve 2024/115 Esas, 2024/617 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarları bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304-307. maddeleri uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.